ANKARA MERSİN’İ
CEZALANDIRIYOR MU?
Bir insanın doğrulandığını görmesi veya yıllardır, ısrarla vurguladığı, gözlemlediği durumların, kentin en yetkili “ağızları” tarafından teyit edilmesi, doğrusu onun çok hoşuna gider. Bu gözlemler ve tespitlerin acı veren gerçekler olması sizin aldığınız hazzı hafifletmez.
Değerli okuyucular! On yedi yıldır Mersin’de yaşıyorum ve inanın bu şehrin talihsizliğine, hak etmediği yerine üzülüyor, kahroluyorum. Öyle ya! Bu eşi benzeri olmayan doğa harikası, adeta coğrafik olarak dünyanın merkezinde bulunan kent böyle mi olmalıydı? Dönemin valisi Gökhan Aydıner’in de söylediği gibi “ortada un var, su var, şeker var ama ne yazık ki helva yok”. Mersin için o kadar kafa yoruluyor kimlik aranıyor, çıkış çareleri aranıyor ama nafile… Sanki görünmez bir “el” , karanlık bir güç bunu engelliyor, geçit vermiyor. İnanın hemen her toplantıda, sohbetlerde Mersin’in bu içler acısı durumu konuşuluyor. Mersin tanımlanmaya çalışılıyor ama nafile… O zaman insan kendi kendine soruyor demek ki bizler samimi değiliz, yeterince üretmiyoruz, çalışmıyoruz.
Evet yıllardır onlarca Mersin yazısı yazdım ve yazmaya devam edeceğim. Hemen bütün yazılarımda Mersin’in Ankara tarafından yeterince sahiplenmediğini, adeta cezalandırıldığını ima ettim, vurguladım. Çünkü Mersin herhangi bir yer değil, büyük stratejik öneme sahip. Vatan toprağının her yeri değerlidir, ancak burası başka! Dikkat edelim, üzerinde düşünelim, ileride Mersin “Kerkük Statüsüne” dönüşmesin! Olası bir devletin dışa açılan liman kenti olmasın!
İşte 27 Şubat tarihli Hürriyet’in Çukurova ekinde Macit Özcan ile yapılan söyleşiyi okuduğumda bunlar aklıma geldi. Orada Macit Bey Ankara’nın Mersin’i cezalandırdığını söylüyor. Ama ben bunu on beş yıldır söylüyorum. Macit bey ile bir konuda ayrılıyorum, bütün bunlar sadece bu hükümet zamanında olmadı, daha evvel de bu böyle idi.
Önceleri Mersin küçük bir şehirken birden yirmi senede on kat büyüdü ve altyapısı yetersiz hale geldi. Meski, Mobese, Tedaş, Telekom derken her yer delik deşik oldu. Peki bütün bunların sebebi sadece Büyükşehir Belediyesi mi? Elbette değil ancak sokaktaki vatandaş bunu hep Büyükşehir Belediyesine bağlıyor, oraya kızıyor. Eleştirmek, suçu başkalarında aramak işin kolay tarafı. Ancak ortada yeterli kaynak yok! Sanki Mersin sabıkalı, sakıncalı… Yapmayın, etmeyin beyler! Oy hesabı ile hareket ederek bu güzelim şehri daha fazla batırmayalım. Ortak aklı devreye sokalım ve önümüzde duran şu projeleri artık hayata geçirelim: Kazanlı – Seyhan Turizm bölgesi, Çukurova Havaalanı, Lojistik Merkezi, Yat limanlarının devreye girmesi, hafif raylı sistem, kentin doğu girişi, yeni otogar ve kentsel dönüşüm planları. Bunlara ilaveten kentin simgesi olan ve göbeğinde bulunan Metropol İş Merkezinin rehabilite edilmesi, Yeni Büyükşehir ve Meski Genel Müdürlük binalarının, Adliye Sarayının yapılıp bitirilmesi ve Mersinlilerin hizmetine sunulması gerekmektedir arz olunur…
|