İsrail Devleti’nin Kuruluşu BOP un Başlangıcı mıdır?
Geçtiğimiz hafta İsrail’in Gazze saldırısıyla 500 civarında masum insan hayatını kaybetti.
İsrail bunu hep yapıyor. Önce roket saldırısıyla ortalığı birbirine katıyor, yüzlerce insanı öldürüyor, sonra saldırmaya devam ediyor, en sonunda da kara harekâtına hazırlık yaptığını duyuruyor. Sebep ise çok komik: Meşru müdafaa.
Yüz yıl önce başlatılan Ortadoğu’nun istilası ve paylaşımı, bugün ABD’nin Büyük Ortadoğu Projesiyle süregitmektedir.
[Birinci Dünya Savaşı öncesinde Osmanlının hâkimiyetinde olan Ortadoğu, Savaş sırasında Osmanlının güçsüzlüğü karşısında Batılı devletlerin işgaline girmiştir. Filistin ve Irak’ı işgal eden İngiltere ile Suriye’yi işgal eden Fransa, Bölgede su ve petrolün önemini anlayınca uzun yıllar bölgeyi yönetimleri altında tutmuşlar, Ortadoğu haritasının çizilmesinde söz sahibi olmuşlardır. Bunun da ötesinde, su yönünden zengin olan Filistin’e, Mısır’dan gelip yerleşen Musevilerin, İngilizlerin desteğiyle, Doğu Avrupa’dan göç eden Musevilerle çoğaltılması sonucu bir Musevi Toplumu oluşturulmuştur. Amaç köle olmaktan başka şeye yaramayacaklarına inandıkları Arap halkının elinden verimli toprakları alarak, sulu tarım yapılabilecek bir bölgede bir Yahudi Devleti kurdurmaktır. Bu devletin kurulacağı yer, Arap toplumu için kutsal olduğu kadar Musevi toplumu için de kutsal sayılan Kudüs şehrinin bulunduğu Filistin bölgesidir. Filistin aynı zamanda akarsuları, gölleri ve deniziyle, Ortadoğu’nun su zengini bir bölgesidir. Düşündükleri Yahudi Devleti için en ideal yerdir.
1919–1923 yılları arasında, batılı devletlerce Ortadoğu’nun paylaşımı yapılırken başlatılan Filistin sorunu yüz yıldır süregelmektedir ve bin yıl daha bitmeyecek gibi gözükmektedir. Yahudiler Bölgeye göçle getirilmiş ve devlet olacak sayıya ulaştıktan sonra, 1949’da İsrail Devletini kurmuşturlar. İsrail Devletinin kurulmasıyla daha da artan Yahudi-Arap çatışmaları Ortadoğu’nun en önemli kanayan yarasıdır. (Duygu Sucuka Yazıları / sf.494)]
Aslında Ortadoğu’nun kaderine tarih boyunca bakınca, bugün yaşananların ve gelinen noktanın yüz yıl önce kurgulandığını görmek mümkün. Avrupa’dan göçle getirilen Yahudilerin Filistin bölgesine yerleşmeleri, buraları yurt edinmeleri ve sonra da bir devlet kurmaları, kurulan bu devletin de çevreye zulüm saçması, BOP’u yüz yıl önceye dayandırmaktadır. Müslüman Arap dünyası içine yerleştirilmiş bir Yahudi devletini, Araplar nasıl olsa kabullenmeyecekler ve bu bölgede huzur, barış adına hiçbir şey olmayacaktı. Bu bulanık ortamdan yararlanan Batı zihniyeti de Ortadoğu’da istediği gibi at oynatacaktı. Nihayet yaşananlar da böyle bir senaryo değil mi?
Bugün HAMAS’ın saldırılarını ileri süren ve savunma yaptığını söyleyen İsrail sadece HAMAS’a cevap vermek yerine çoluk çocuk demeden yüzlerce masum insanı bir anda öldürmektedir. Kanlı ve acımasız saldırılarının meşru olduğunu söyleyebilmekte ve bunu hep yapmaktadır. Arkasında kendisine destek çıkan ABD de aynı tezlerle yüzsüzlük yapmaktadır. Bugün HAMAS var, dün ise Filistinli gerillalar, hava korsanları, Leyla Halit’ler vardı. Dün de İsrail kendi açıklamasıyla meşru savunma yapıyordu, bugün de aynı şeyi yapıyor. Meşru savunma mı, katliam mı, soykırım mı, tartışılır.
Arap-İsrail savaşlarının geçmişte kalanlarına bakıldığı zaman, İsrail Filistin’e saldırdığında diğer Arap ülkelerini de karşısında buluyor, Mısır, Ürdün, Suriye de Filistin için savaşa giriyor. Ancak bugün İsrail’in acımasız saldırıları karşısında Arap ülkelerinin bir tavır aldığını bile görmek mümkün değil. İsrail’e karşı bir Arap Birliği çoktan oluşturulmalıydı.
Petrol Ortadoğu’da ama güç Ortadoğu’da değil. Arap ülkeleri, özellikle petrole sahip olanları ABD’nin güdümündeler. Kuveyt, Katar, Birleşik Arap Emirlikleri, Arabistan gibi Ortadoğu’nun petrol zengini Müslüman ülkeleri, sahip oldukları silahın farkında olsalar bile bunu kullanabilecek kadar yetenekli ve akıllı değiller. Yoksa bu bölgedeki petrol varlığını ve çokluğunu siyasi silaha çevirmek işten bile değildi. Yapmaları gereken en önemli şey, birbirlerini yemek yerine bir Arap Birliği oluşturmaktı. Daha önce böyle bir kenetlenmeyi başarmış olsalardı en azından Irak da bugünkü duruma düşmezdi.
ABD’nin Irak’ı işgalinden sonra İsrail’in Kuzey Irak’ta peşmergeleri eğiterek PKK’ya militan yetiştirdiği de çeşitli kitaplarda anlatıldı.
İsrail’in GAP’ta çok miktarda toprak aldığı yine değişik kitaplarda yazıldı (GAP’ta 450 bin dönüm toprak aldığı iddia ediliyor).
İsrail, küçücük hacmi ama güçlü silah yapısıyla tüm Arap ülkelerine kafa tutabiliyor. İsrail istediği zaman Filistin’i kan gölüne çeviriyor.
Bu kadar terör destekçisi ve terör yaratan bir ülke eğer ABD destekli olmasaydı, her yaptığının arkasında ABD olmasaydı bulunduğu coğrafyada bir dakika bile barınamazdı.
ABD’nin Büyük Ortadoğu Projesi yüz yıl önce başlamıştır ve ilk uygulaması da İsrail Devletinin kurulması olmuştur. İki ülke sayesinde Ortadoğu’da ne huzur kalmıştır, ne barış, ne can güvenliği ne de gelecek beklentisi.
02.01.2009
dsucuka@hotmail.com
|