Filistin’e Ağlayan Başbakan BOP Eş-başkanlığına Devam Edecek mi?
İki gündür kameralar karşısında Başbakan ve eşinin Filistin için ağladığını görüyoruz. İsrail’in Filistin saldırısına başından beri en çok tepkiyi gösteren ve demeçler veren bizim Başbakanımız oldu. Bizim Başbakanımızın bir başka yanı da Büyük Ortadoğu Projesine Eş-başkan olmasıdır. Bunu halka defalarca bizzat kendisi anlatmıştır.
Şimdi çelişkiye bakmak lazım. Filistin için gözyaşı dökerken, İsrail’in Ortadoğu’da yayılmacı politikasını ve Filistin’e saldırılarını da içeren BOP’a Eş-başkanlık edeceksin. Olmaz. Bu yanlış bir duruştur. Bu duruş, o masum çocukların, o suçsuz insanların uğradığı zulme destek vermek değil midir?
Bugün (13 Ocak 2009) bütün okullara Milli Eğitim Bakanlığının bir talimatı gitti ve tüm öğrencilerin Filistin’de ölen çocuklar için saygı duruşu yapması istendi. Talimat hemen yerine getirildi. Böyle bir talimat onlarca şehidi aynı anda toprağa verdiğimizde de verilseydi en azından çocuklarımız ve gençlerimize milli duygularımız aşılanmış olurdu. Kaldı ki, tüm okullarda, dünyada ne olup bittiğinin farkında bile olmayan çocuklarımızın saygı duruşunda bulunmaları Filistin’de ölen masumların ölmesini durdurmuyor. Bu tür tepkileri seçmek yerine Türkiye’nin BOP Eş-başkanlığından vazgeçmesi daha etkili sonuçlar getirebilir.
Devlet dairelerinde, okullarda, camilerde, kısacası yurdun her tarafında Filistin’e destek için yardımlar toplanıyor. Savaşlarda yardımlar devletler tarafından yapılır, okul bahçelerine kadar her yerde mendil açılması çok özel bir durumdur. Kaldı ki, Deniz Feneri örneği varken vatandaş böyle bir yardım için de tereddüt edecektir.
Bundan önceki yazımda İsrail Devleti’nin kuruluşunu BOP’un başlangıcı olarak işlemiştim. BOP nedir, sanırım artık köydeki vatandaşa da sorsanız biliyordur. İç yüzünü ise ABD üst yönetimi dışında hiç kimsenin bilmediğini düşünüyorum. BOP’u hayata geçirmek için ABD’nin İsrail’e fazlasıyla ihtiyacı vardır, İsrail’in de genişlemek için ABD desteğine. Sözüm ona BOP Ortadoğu’ya insan hakları, çocuk hakları, kadın hakları ve demokrasi getirecekti. Irak’a nasıl bir demokrasi geldiğini herkes gördü. Filistin’de çocuk hakları bir yana çocuk katliamları yapılmakta olduğuna herkes seyirci. Erkeklerin ve çocukların katledildiği bir coğrafyada kadın haklarının ise kahrolmaktan öte bir şey olamayacağını bilmek gerekir.
BOP’un asıl amacı Arabistan’dan Azerbaycan’a, Mısır’dan İran’a kadar her tarafı hâkimiyet altına alarak yeraltı kaynaklarına konmak ve İsrail’in yayılmacı politikasını desteklemektir. Küçücük bir İsrail tüm dünyaya kafa tutabiliyorsa eğer bunda tüm dünya ülkelerinin biraz biraz payı vardır. Türkiye’nin üstlendiği BOP Eş-başkanlığı gibi.
Bu değerlendirmenin dışında, İsrail gücünü yetişmiş ve milli değerlerine sonuna kadar bağlı kendi insan potansiyelinden almaktadır. Amerika ve gelişmiş ülkeler üzerindeki gücü de aynen o ülkelerdeki ekonomi yönlendiren ve teknoloji yaratan Yahudi nüfusa borçludur.
Yukarıda eleştirdiklerime gelince, yanlış anlaşılmasın;
—O masum insanlar için ben de ağlıyorum, üzülüyorum. Ama benim ağladığımı kimse görmüyor ve ben o masum insanların uğradığı zulme destek veren bir projeyi desteklemiyorum. Eğer ki BOP Eş-başkanı ben olsaydım hemen bu işten vazgeçerdim. Onlara ağlarken kendi şehitlerime de ağlıyorum ve saygı duruşunda bulunuyorum. Yardım konusuna gelince güvenmediğim için katılmıyorum ama bir Filistinliye ulaşarak yardım yapmayı çok isterim.
İsrail saldırılarına karşı birçok şehrimizde gösteriler yapılıyor. Bu gösterilerin eksik kalan bir parçası var. İsrail’e toprak satmayalım gösterilerine de yer verilmeli. Geçen yıl işlemiştim bu konuyu. MİT raporlarına göre, GAP Bölgesinde, İsraillilere, örtülü biçimde 450 bin dönüm toprak satışı olmuş (İstihbarat Raporlarına Göre İsrail’in GAP Senaryosu adlı kitap-Hasan Taşkın). Şanlıurfalı siyasetçiler her ne kadar bunu yalanlasa da bu konuda çok fazla soru işaretleri var kafalarda. İsrail’in Filistin kıyımına en çok tepki gösteren illerden birisi de Urfa’dır. Ama Urfalılar şunu kendi kendilerine soruyorlar mı acaba: Eğer ki rapor edildiği kadar toprak satışı olmuşsa, BOP ve İsrail’in yayılmacı politikasına bilerek ya da bilmeyerek destek olmuyor muyuz?
Urfa dışında her yerde sorgulanan ve şimşekleri Urfa’ya yönelten bu kavramın nasıl aşılacağı ise hiç belli değil.
İsrail’i Bölgede durdurabilecek tek ülke Türkiye’dir. Bunu savaşla değil barışla yapabilecek tek ülke de Türkiye’dir. Eğer ki Türkiye Bölgedeki gücünü doğru kullanır ve iç dinamiklerini harcamak değil değerlendirmeyi hedeflerse bunu başarabilir. Türkiye’den tankerle su satın alabilecek kadar ihtiyaçları olan bir İsrail’le mücadele emenin yolu, onun politikalarına dolaylı destekle değil dolaysız karşı duruşla olur ancak. Ama öncelikle Türkiye’nin, kendi iç potansiyelinin nereye gideceğini görmesi ve karar vermesi gerekir.
13.01.2009
dsucuka@homail.com
|