Seçmenin Oyu Tarife Değiştirdi
Ve kömürden, gıda paketinden beyaz eşyaya terfi etti. Yakın gelecekte ev-araba anahtarına dönüşürse şaşırmamak lazım.
Siz ki kazanacağınıza inanıyorsanız, iktidar olmaya devam edeceğinize inancınız tamsa, seçimlere beş kala neden bu kadar hediye dağıtıyorsunuz? Bu kadar dağıtmak neye delalettir? Kazanacağınızdan şüpheniz olduğuna mı acaba? Yoksa %70 oy alacağız iddiasına girdiğiniz için mi? Bırakın bu çabaları da kendinize olan özgüveninizi biz vatandaşlar görelim.
Şu yardım bilmecesine önce muhalefet açısından bakalım:
Şimdi muhalefetiyle, basınıyla, herkes kalkmış Tunceli Valisine yükleniyor. Yok efendim suç işliyor, yok efendim kimseyi dinlemeden beyaz eşya dağıtmaya devam ediyor diye. Neden Vali hedef seçildi anlamış değilim. Daha geçen yıl Başbakan “Benim Valim o kömür kamyonlarının üzerine çıkacak ve vatandaşıma kömürü bizzat kendisi dağıtacak” demedi mi? Vali de, kaymakam da emir kulu değil mi? Yanlış hedef muhalefete bir şey kazandırmaz.
Gelelim yardımların kimin cebinden çıktığına. Bence en önemli konulardan birisi budur. Bu uygulamada, görünürde birinden alıp diğerine vermek gibi bir durum yoktur. Ama birine verirken diğerinin hakkını ihlal etme vardır. Bu dağıtılan yardımlar herhalde Çin’den, Arabistan’dan ya da Amerika’dan hibe olarak gelmiyor. Veya bu ülkeyi yönetenlerin cebinden çıkmıyor. Öyleyse bunun kaynağı tüm vatandaşları ilgilendirir. Çünkü tüm vatandaşların eşit olarak hak sahibi olduğu devlet bütçesinden yapılıyor bu yardımlar. Öyleyse tüm vatandaşların bu hediyelerden alma hakkı vardır. Eğer ki siz kömürü olmayana kömür, beyaz eşyası olmayana beyaz eşya, mobilyası olmayana mobilya dağıtıyorsanız arabası olmayanın da araba isteme hakkı doğuyor, ona da araba verin lütfen.
Geçenlerde bir toplu taşım aracında arkamda oturanların konuşmasına şahit oldum. Genç olanı şöyle diyordu: “Abi ben de yarın AKP’ye gidip buzdolabı isteyeceğim”. Diğeri de “İste ama oyunu da verme” diyor. “Olur mu abi, cep telefonuyla attığın oyu belgelemeni istiyorlarmış” diye yanıtlıyor. Bu düşünce ve söylenenlerin gerçek olmayacağını varsayarak, sadece halk arasında bir yaptırım ve inandırma efsanesi yayma çabası olduğunu düşünüyorum. Bir de aklıma takılan şu soruyu sormadan geçemiyorum: Bu kadar büyük yardımlar yapılan kişi veya kişilerin oy garantisi nerededir?
AKP iktidar olduğundan beri dağıtılan yardımlarla kaç holding kurulurdu şimdiye kadar, kaç bin kişiye iş olanağı sağlanırdı bilemem. Ama bu yardımlar yatırım sektörüne yönlendirilseydi kesinlikle önemli bir kesim işsizlikten kurtulurdu. Milli Eğitim Bakanı defalarca çıktı ekranlardan Doğu-Güneydoğu’daki ailelere her ay para yardımı yaptıklarını söyledi. Doğu-Güneydoğu’da bu kadar yardım dağıtıyorsanız en azından oralardaki belediyelerin hepsini almanız şart olmuştur.
Geçen seçimlerde, çiftçi vatandaş, destekleme fonlarıyla memnun edildi. İşsiz-güçsüz vatandaş para, kömür, gıda yardımlarıyla taraftar yapıldı. Ve iktidar partisi bunun faydasını gördü, iktidar olmaya devam etti. Yardıma muhtaç olanlar elbette bir yere kadar desteklenmelidir. Ama bu konu abartılır ve sunileştirilirse ve popülizme dönüştürülürse o zaman toplumun huzuru kaçar. Yapılan yardımlar da yardım olmaktan çıkar ve hiçbir hayrı olmaz.
Yardımlara bir başka boyuttan bakınca ‘nereden geliyor bu değirmenin suyu’ deyimi çağrışım yapıyor. Bu kriz ortamında, İMF ile anlaşma yapsak da bir dilim kredi serbest bırakılsa, biraz daha borca girsek çabaları arasında fak-fuk fona bu kadar para ayırabiliyoruz demek ki. Madem öyle, şu yardım fonlarını makul düzeye çeksek de İMF’ye yol versek daha iyi olmaz mı?
Her seçimde çıtayı yükselten, tarifeyi yükselterek değiştiren ‘seçmenin oyu’ oldu maalesef. Ancak bu oyuna dur diyecek olan gene seçmenin kendisidir. Bu da yardım değil iş isteyen bir seçmen görüntüsü doğduğu zaman mümkündür.
09.02.2009
dsucuka@hotmail.com
|