Hani PKK’nın Beli Kırılmıştı?
Bu sabah yine toplu şehit haberleriyle uyandık. Hakkâri-Şemdinli’deki sınır karakoluna yapılan terörist saldırı, eğer gerçek sayı bu ise, 15 askerimizin şehit haberini düşürdü önümüze.
Çok değil, daha geçen yıl, sınır ötesi harekâtta, medyadan izlemiştik olup biteni. Beline kadar karlar içerisinde mücadele veren Mehmetçiğin görüntüsü duruyor daha gözlerimizin önünde. Ondan da önce, güya ABD’nin desteğiyle, Kuzey Irak’taki PKK kamplarını yerle bir etti Türk Ordusu. Ve denmişti ki; “PKK’nın tüm haberleşme sistemleri yerle bir edildi, tüm mühimmat ve silah depoları ele geçirildi, yani kısaca PKK’nın beli kırıldı”. O günlerden beri durmak bilmeyen terör saldırılar kırık belle mi yapılıyor peki?
Hatırlayacak olursak, geçtiğimiz yıl Türk kamuoyundaki ABD karşıtlığı doruk noktasına tırmanmış, Ortadoğu’da yazdığı senaryoyu oynayabilmek için terörü destekleyen ABD’ye karşı kin ve nefret sokaklara taşmaya başlamıştı. Bundan rahatsız olan ABD yönetimi Türkiye’ye “sınır ötesi harekât yapın biz de sizi destekleyelim” demişti ve sürekli yükselen ABD karşıtlığının bir nebze önüne geçmek istemişti. Yapılan sınır ötesi harekât, ABD’nin halka şirin gösterilmesi için de gazetelerden gerektiği biçimde verilmişti. Ne olduysa oldu harekât birden bire kesildi. Sonunda anlaşılmıştı ki, ABD terörün bitmesini istemediği için Türkiye’nin daha fazla ilerlemesini engellemişti. En azından kamuoyuna yansıyanlar böyleydi.
O zamanlar Türk halkına avuntu olsun diye söylenenler, yazılanlar da “PKK’nın beli kırıldı” şeklindeki ifadelerdi. Demek ki hiçbir avuntunun üzerine yatmamak gerekiyor.
İki gün önce Balıkesir’in Altınova Beldesinde çıkan bir tartışmanın Kürt-Türk etnik boyutuna taşınması, bu ülkeyi Kürt-Türk ayrışmasıyla bölme hayalleri kuranların ekmeğine yağ sürmüştür. Yanlış bir olaydır ve halkımızın bu tür tahriklere kapılmaması gerekir. Türkiye’nin her bölgesi Kürt ve Türk halklarını iç içe barındırmaktadır. Bu tür kışkırtmaların tehlike boyutunu çok iyi analiz etmek ve önüne geçmek gerekir. Unutmayalım ki, bu tür olaylar da terör saldırıları kadar canımızı yakabilir.
Bundan on gün kadar önce yazdığım “Ergenekon-Devlet-Vatandaş” adlı yazımda değinmeye çalıştığım noktalardan birisi; Türkiye’nin gerçek gündemleri dururken suni gündemlerle zaman geçirildiği idi. İşte gerçek gündemlerden birisi bugün bizleri tekrar üzdü. 15 şehit birden verdik. Gün geçmiyor ki şehit haberi duymayalım. Bu ülkeyi yönetenler nasıl şehit vermeyi önleriz diye kafa yoracaklarına, gerçek gündemlerin için çözümler arayacaklarına yok kapatma davası, yok Ergenekon soruşturması, yok Deniz Feneri yolsuzluğu, yok siyaset-medya çekişmesiyle vakit geçiriyorlar.
Bu ülkenin gerçek gündemleri;
Güneydoğu meselesi
Ermeni Sorunu
İşsizlik, açlık, sefalet
Ekonomik krizdir.
Lütfen bunları konuşun, tartışın, bunlara çözümler arayın. İçi boş siyasi tartışmalar halkın umutsuzluğuna, acısına, açlığına-susuzluğuna, yürek ateşine çare-çözüm değildir.
04.10.2008
dsucuka@hotmail.com
|