Son Dakika    |     Sitene Ekle    |    Künye     |     Iletisim
YAVRU VATAN KIBRIS
Yavru Vatan Kıbrıs'ın tarihçesini ve siyasi gelişmelerini MHP Erdemli İlçe Başkanı Bekir Özsu yazdı...
2010-07-22 - 13:37

Yavru Vatan Kıbrıs'ın tarihçesini ve siyasi gelişmelerini MHP Erdemli İlçe Başkanı Bekir Özsu yazdı...

YAVRU VATAN KIBRIS
Bekir Özsu /  MHP Erdemli İlçe Başkanı
Kıbrıs, bulunduğu konum itibariyle Avrupa, Asya ve Afrika kıtalarının kesişme noktasındadır. Bunun için de tarihin her döneminde ülkelerin ellerinde tutmak istediği bir ada olmuştur. M.Ö. 4 YY. da Perslerden, Makedonyalı İskender’e, sonra Roma hakimiyetine geçen Kıbrıs, 7. Asırda Emevilerin eline geçmesine rağmen, Bizanslılar adayı geri almayı başarmışlardır.
III. Haçlı seferleri sırasında Fransızların yönetimine geçmiştir. Daha sonra Kıbrıs, Mısır Türk Memlüklü Sultanlığına bağlandı. 15. yy. Venedikliler adayı işgal ederek sömürgeleştirdiler.
1517 yılında Yavuz Sultan Selim Mısır’ı fethederek Doğu Akdeniz’i hakimiyetine almasıyla Kıbrıs, Mısır-İstanbul hattında önemli bir konuma geldi. Venedikliler, Osmanlılara vergi ödemesine rağmen Kıbrıs’ta yuvalanan korsanlar, Türk gemilerine rahat vermiyordu. Bunun üzerine 1571’de II. Selim tarafından adanın fethinde karar verildi.
Lala Mustafa Paşa komutasındaki donanma, Kıbrıs’ı ele geçirdikten sonra Anadolu’dan binlerce Türkmen, Kıbrıs’a yerleştirildi. Venediklilerin ortadoks Rum halkına yaptığı kötü muameleye ve mezhep baskısına son verildi. Kıbrıs, Osmanlı devletinin bir ili (sancağı) durumuna getirilerek adaya Müslüman Türk’ün adaleti, hoşgörüsü ve hizmetleri getirilmiş oldu.
1878 yılında Osmanlı Devleti ile Rusya arasında savaş çıkınca, İngiltere Osmanlılar tarafına tavır koyup anlaşmalarda Osmanlı Devletini destekleyeceğini söyleyerek ilerde tekrar geri verilmek ve hukuken Osmanlılarda kalmak kaydıyla Kıbrıs’ın yönetimini istedi. Bu konuda Kıbrıs’ın vergi vermesi şartıyla anlaşma sağlandı. Ancak 1914 yılında Osmanlı Devleti, İngiltere’ye karşı Almanya’nın yanında savaşa girince İngiltere, Osmanlılarla yaptığı anlaşmayı tanımadığını ileri sürerek adayı, sömürgeleri arasına kattı.
İngilizler, Kıbrıs’taki Türk Vakıf arazilerine ve gayrimenkullerine el koyarak Türkleri yoksullaştırıp, adadan göç etmeye zorladı.
1878 sonrası on binlerce Türk, adadan göç edince Türkler, Kıbrıs’ta azınlığa düştüler.
Kurtuluş Savaşı sonrası yapılan Lozan Antlaşmasında Kıbrıs konusu gündeme getirilmemiştir.
1950’lerin sonlarında bağımsızlık hareketi başladı ve uluslar arası anlaşmalara dayanan bir Türk-Rum ortak devleti kuruldu. Fakat Rumlar böyle ortak bir devlete razı olmadılar. Kıbrıs’ın tüm yönetimine el koyma yoluna gittiler. İkili anlaşmaları uluslar arası anlaşmaları ve anayasayı çiğneyerek soykırım amacıyla Türklere saldırılarda bulundular; yaşlı, çocuk, kadın dinlemeden Türkleri katletmeye başladılar. Bu durumdan kurtulmaya çalışan binlerce Türk, adadan kaçtı.
1963 yılında Rumlar, ortak devleti yıktılar.
Kıbrıs ortak devletinin kurulması için 11 Şubat 1959 yılında Zürih anlaşmasının 3. Maddesinde şöyle diyordu;
Bu anlaşmanın hükümlerinin herhangi birinin ihlali halinde Yunanistan, Türkiye ve İngiltere bu hükümlere saygıyı sağlamak için hareket etmek hakkına sahiptir.
Atina yüksek mahkemesi, 21 Mart 1979 tarihinde aldığı kararla Türkiye’nin müdahalesinin yasal olduğunu onaylamıştır.
Avrupa konseyi de 29 Temmuz 1974 tarihinde almış olduğu 873 sayılı karar ile Türk müdahalesinin yerinde olduğunu kabul etmiştir.
Bu anlaşma gereğince Türk kuvvetleri 20 Temmuz 1974’te Kıbrıs’a çıkartma harekatına başladı. 22 Temmuzda Girne’yi ele geçirdi. Türk paraşütçüleri başkent Lefkoşa’nın Türk kesimine indi. Yunan birliklerinin Türk birliklerine saldırması çarpışmanın ada genelinde yapılmasına sebep oldu. 22 Temmuz akşamı Türkiye BM Güvenlik Konseyinin ateşkes kararını kabul etti. Trük müdahalesi sonucu Yunanistan’daki cunta idaresi ve Kıbrıs Nikos Sampson hükümeti yıkılmıştır.
Ancak Türklerin iyi niyet jesti olarak Limasol ve Larnaka civarındaki bir kısım köylere boşaltılmalarına rağmen Milli Muhafız Alayı ve EOKA askerleri işgal ettikleri yerleri boşaltmadıkları gibi ellerindeki esirleri de serbest bırakmamışlardır. Bunun üzerine Türkiye 14 Ağustos’ta başlayıp, 16 Ağustos’ta sona eren 2. Barış harekatını gerçekleştirdi.
Rum ve Yunanlılarla bir ortaklık kurulmayacağını anlayan Türkiye, yavru vatanımız olan Kuzey Kıbrıs Türk Cumhuriyetini ilan etmiştir.
Türkiye’nin stratejik çıkarları ve milli güvenliği açısından Kıbrıs’ın önemi kısaca şu başlıklar altında toplanabilir;
Kıbrıs’ta 200 bin kişilik Türk nüfusu ile tarihi ve kültürel miras Türkiye’yi doğrudan ilgilendirmektedir.
Ege’nin büyük oranda Yunan gölüne dönüştüğü dikkate alındığında Kıbrıs, Türkiye için Akdeniz’e ve uluslar arası sulara çıkış yolu üzerindedir.
Türkiye’nin bölgesinde ekonomik ve siyasal varlığını sürdürebilmesi için Kıbrıs’ta Türk varlığının korunması hayati önem taşımaktadır.
1990 sonrası dönemin stratejik bölgesel gelişmeleri Orta Asya petrollerinin ve enerji hatlarının geçiş merkezi olan Türkiye’nin gelecekte dünyanın en önemli enerji terminallerinden biri olacağı da düşünülerek güneyinin güvenlik altına alınması gerekmektedir.
GAP, tamamen bitirildiğinde bölgenin dünya ile bağlantısı, İskenderun-Mersin arasından sağlanacağından 40 mil güneydeki Kıbrıs’tan bölgenin güvenliği garanti altına alınmalıdır.
Türkiye Asya ekonomik pazarının batı kapısı üzerindedir. Asya, dünya ile deniz bağlantısını Türkiye üzerinden sağlayacaktır. Batı kapısının önünde de Kıbrıs durmaktadır.
Kıbrıs’ta Yunan deniz ve hava üslerinin kurulması Türkiye’nin milli çıkarlarını tehdit edeceği gibi güvenlik sorunları da doğuracaktır. Zaten Ege’de dengeler Yunanistan’ın lehine, Türkiye’nin aleyhine bozuk olduğundan Kıbrıs da Yunanistan yönetimine geçerse Türkiye nefes alamaz hale gelecektir.
Türkiye’nin ortasında yer aldığı bölge dünyanın en iktidarsız ve devamlı sıcak çatışmalara sahne olan bölgesidir. Kıbrıs’ın kontrolü elimizde olmazsa bu sıcak çatışmalarda aleyhimize kullanılacaktır.
Dolayısıyla Kıbrıs’taki Türk varlığının arttırılarak devamı, Türkiye’nin milli güvenliği için büyük önem taşımaktadır.
Ayrıca düşmanlarımız şunu iyi bilmelidir ki biz vatanımız için canımızı seve seve veririz. Biz evladımız, yavrumuz içinde canımızı veririz. Söz konusu ikisi bir araya gelip yavru vatanımız olduğu zaman canımızı yüz defa veririz. Kıbrıs’ta Türk varlığını yok etmeye kimsenin gücü yetemez. 

Bu haber 204 kere okundu

Add to: Facebook.com Add to: StumbleUpon Add to: Yahoo Add to: Google

YORUMLAR

Kültür Sanat Kategorisine Ait Diğer Haberler

Okdemir'den Ata'ya Saygı Sergisi Çanakkale Tır’ına İlgi Büyük Ankaralı Turgut Mersin'e Geliyor Eğitimciler Şiir Gecesinde Buluştu konsere yoğun ilgi Silifkeliler Ergün Sarıköse’yi Andı 3 Ocak’ta Saat 3’te 33 Resim MEŞYAD’dan Şairler Antolojisi Kadına Yönelik Şiddet Sahnede 3 Ocak’ta Aybüke Ayberk Konseri

YAZARLARIMIZ

Rüştü AYDIN Habibe Aydın Tuna M.Reşat ATA Duygu SUCUKA Bekir ZORBA Ali KAPLAN R.Mevlüt KAYA Mustafa Kandırmaz

ÇOK OKUNANLAR

Sikayetim Var !

1Trafik rezaleti. 2cadde ve sokak ışıklandırması 3GERİ DÖNÜŞÜM KUTUSU İSTİYORUZ 4soru 5İNSAN SAĞLIĞI 6Geridönüşüm noktaları 7sivrisinek ler 8hizmet mi eziyet mi.. 9cumhuriyet evleri aldatmacası 10Şehir içinde çöplük

YAZAR YORUMLARI

1 yaş sınırlaması 2 Ancak bu kadar olur. 3 İZAFİYET 4 KATKI 5 KADIN 6 BEDELLİ 7 nelere alıştık 8 TÜRK DİL KURUMU 9 harika 10 2012 ömss

HABER YORUMLARI

1 HAYIRLI OLSUN 2 İŞTE TÜRKİYENİN HALİ VE GİT GİDE KÖTÜYE GİDEN GİDİŞ HALİ GÖZ ÖNÜNDEDİR 3 SEDİR AĞACI VE ORMANLARIMIZ 4 TEBRİKLER 5 Çanakkale 6 ATAKENT İLÇE TEŞKİLATINA SELAMLAR 7 Abdullah EMİR 8 KAHRAMANLAR ÖLMEZ 9 tebrikler 10 HELAL SANA FUAT BAŞKAN

Anketler

En çok hangi rengi seviyorsunuz?
Beyaz
Kırmızı
Mavi
Mor
Pembe
Sarı
Siyah
Turuncu
Yeşil

Gunluk Gazeteler