ATATÜRK
Atatürk, dünya tarihinde ilk kez emperyalizme başkaldıran ve ulusal kurtuluş savaşını gerçekleştiren adamdır. Atatürk’ün başlattığı ve başarıyla gerçekleştirdiği bu eylem, emperyalizmin boyunduruğunda yaşayan bütün sömürülen uluslara örneklik etmiştir. Bundan ötürü batılıların deyimiyle Kemalizm ve bizim deyimimizle Atatürkçülük belli bir anlamda emperyalizme başkaldırmayı ve ulusal kurtuluş savaşını gerçekleştirmeyi dile getirir. Tüm toplumcu yazar ve düşünürler Mustafa Kemal Atatürk’ü övmüşlerdir. Bağımsızlık savaşının kazanılmasından sonra Atatürk, gerçek bir bilimsel anlayışla, hemen ülkenin ekonomi politikasını saptamaya yönelmiş ve 1923 yılında İzmir’de Türkiye İktisat Kongresi’ni toplamıştır. Atatürk’ün yedi yüzyıllık Osmanlı İmparatorluğu’ndan devraldığı düzen, yarı-sömürge ve yarı-feodal bir üretim düzenidir.
Batı emperyalizmi, yarı sömürgecilikten tam sömürgeciliğe dönüştüreceği sırada tarihte görülmemiş bir olayla karşılaşmış, her bakımdan bitmiş ve çökmüş bir ülkenin Mustafa Kemal Atatürk’ün önderliğinde şahlandığına ve dünyanın en güçlü ordularına kafa tuttuğuna tanık olmuştur. Batı emperyalizmi, tarihte ilk kez, Mustafa Kemal Atatürk’ün önderliğinde bağımsız yaşama hakkını savunan topsuz tüfeksiz bir avuç insan karşısında yenilgiye uğramıştır. Ekonomik ve sosyal alanda yenilikler devam ederken Atatürkçülüğün toplumsal hedefi, muasır medeniyet (çağdaş uygarlık) deyimiyle dile getirilmiştir. Yedi yüzyıllık bir doğu geleneği içinde oluşan Osmanlı İmparatorluğu, Atatürk’ün çabasıyla batı modeline uygun bir Türkiye Cumhuriyeti’ne dönüştürülmüştür. Kemalizm’in en büyük başarısı her türlü tutuculuğa karşı çıkarak ordu ve gençliğe ilericiliği aşılamak olmuştur. Şöyle der; “Bilinç, daima ileriye ve yeniliğe götürür. Bu, dönüşsüz bir nitelik olduğuna göre Türkiye cumhuriyeti halkı daima ileriye ve yeniliğe uzun adımlarla yürümeye devam edecektir.” Atatürk, devlet anlayışını altı ilkede toplamıştır. Bu altı ilke şunlardır: Devrimcilik, Laiklik, Devletçilik, Ulusçuluk (Milliyetçilik) Halkçılık, Cumhuriyetçilik. Bu ilkelerin tümü tutucu, teokratik, halka sırt çevirmiş bir doğu despotizmine tepki olarak ve gericiliğe tam karşı bulunan bir ilericilik açısından saptanmıştır. Bunun içindir ki bu ilkelerin tümü ilericilik ilkesinde özetlenir. Atatürk “En büyük yol gösterici, bilimdir.” (En büyük mürşit ilimdir) demiştir. Bunun içindir ki Atatürkçülük bilimsel olana yönelmek demektir. Atatürkçülüğün gerçek anlamı budur. Bu bilgiler ışığında Atatürkçülük Akılcılık, bilimsellik ve tam bağımsızlık olarak da tanımlanabilir.
Büyük önder Mustafa Kemal Atatürk’ ün Millet ve Milliyetçilik anlayışı; Mustafa Kemal Atatürk “Milleti şöyle tanımlıyor: “Siyasi Birlik, Dil Birliği, Yurt Birliği, Irk ve Menşe Birliği, Tarihi Yakınlık, Ahlaki Yakınlık. Türk Milletinin teşekkülünde mevcut olan bu şartlar diğer milletlerde kamilen yok gibidir.” Yeryüzünde çok farklı insanların millet olabildiklerine işaret ediyor ve bizde çok daha fazla birleştirici harcın olduğunu bize anlatıyor. Ve milliyetçiliğin etnik ve ırksal bir şey olmadığını bir anlayış ve şuur olduğunu şu sözlerinden anlıyoruz: “Türkiye Cumhuriyeti dahilinde ve Türk dili ile konuşan Türk kültürü ile yetişen, Türk ülküsünü (Kederde kıvançta bir olmak) benimseyen her vatandaş, hangi din ve mezhepten olursa olsun, Türk’tür.” Atatürk farklılıklara bakmaksızın bu ülkenin her yurttaşını milletin bir parçası olarak görmektedir. Bundan dolayıdır ki “Ne mutlu Türk olana” değil “Ne mutlu Türk’üm diyene“ demiştir.
Ve Atatürkçülüğün diğer ideolojilerden farkı; Atatürkçülüğü Akılcı ve bilimselci olarak tanımladıktan sonra sanırım diğer ideolojilerden farkını ortaya koymamız çok zor olmayacak. İdeoloji: Toplumun özdeksel altyapısınca belirlenen siyasal, felsefesel, dinsel sanatsal ve benzeri düşünce biçimlerinin tümü. İdeoloji ve doktrin arasında bir bağ kurmaya çalışırsak, fikri esaslar ve kaideler manzumesi olan doktrin Mustafa Kemal Atatürk tarafından reddedilir. Atatürk’ün kurduğu ve ilkelerini belirlediği parti kast edilerek “Paşam bu partinin bir doktrini yok” sözüne “elbette yok çocuğum, eğer doktrine gidersek hareketi dondururuz” O halde anlattığımız Atatürkçülük diye adlandırarak doktrin yada ideoloji gibi gördüğümüz ve anlatmaya çalıştığımız, İnsanın özgürlüğü, hayatın ve sahip olduklarımızın önemi, bağımsız ama toplumcu olmak sanırım tüm ideolojilerden farklı Atatürkçülük.
İmdi..! Atatürk’ü anladık mı?
|