ÖNCE TÜRK’ÜM
Sadık Bektaş Baba 1924 yılında Cumhuriyetin ilanından sonra mübadele ile Türkiye’ye tekrar gelen Girit Türklerindendir. Mersin’de yaşam sürdürmüştür. Sadık Bektaş Baba 1876 yılında (bazı kayıtlarda 1875 olarak geçmekte) Hüseyin ve Fatma’dan dünyaya gelir.Doğum yeri manevi torunu tarafından Kırşehir olarak bildirilmiştir. 1890’da 14 yaşlarında Hacı Bektaş’a gelerek, dergaha sığınır. Dergah, Hacı Bektaş kasabasının ortalarındadır. Kasabanın eski adı Hacim Köyü yada Suluca Kara höyük idi. Sadık Baba, çocuk yaşta dergaha girerek nasip alır. Muhiplik, Dervişlik, Babalık ve Halife Babalık gibi tüm aşamalardan geçerek Postnişinlik ve mütevellilik gibi (en yaşlı, bilgili, saygın) eski deyimiyle erşed ve eslah makamına da uygun görülmüş olsa gerek ki ileriki zamanda Girit Kandiye’de Horasani-zade Derviş Ali Dede Dergahı şerifi son postnişini mütevellisi Halife Cafer Sadık Bektaş Baba diye anılıyordu.
Sadık Bektaş Baba’nın “ÖNCE TÜRK’ÜM, SONRA MÜSLÜMAN, SONRA BEKTAŞİ“ sözü 2009 yılında açılım adı altında başlayan ve Dersim ile Cumhuriyetten hınça dönüşen senaryolara adeta cevap vermektedir.
Sadık Babanın “ÖNCE TÜRK’ÜM, SONRA MÜSLÜMAN, SONRA BEKTAŞİ“ sözü Bektaşiliğin ruhuna uygun bir tespittir. Bektaşilikte ibadet dili Türkçe olup Arnavut kökenli bir Bektaşi Baba’da Türkçe bilmek zorundadır. Türk kökenli olmayanların da intisap ettikten sonra Türkleşmesi ve Türkçe’yi ana dili gibi benimsemesi “önce Türk’üm” tespitini doğrulamakta. 1998 yılında Cem Dergisinde Doç. Dr. Bedri Noyan Dedebaba’nın Aydın Lisesinde Atatürk abidesini yaptırdığını merdiven başlarına da Namık Kemal ve Ziya Gökalp’in büstlerini yaptırdığını anlatmakta. Büyük önder Mustafa Kemal Atatürk’ün ve Türk aydınlanma dönemi öncülerinden Namık Kemal’in ve Türkçülüğün babası Ziya Gökalp’in manevi şahsiyetine gösterdiği saygıyı görmekteyiz. Türk tarikatı olan Bektaşilikte önce Türk olmak şartını getirmesine rağmen hiç kimseyi tarikata girmeye zorlamamıştır. (Cem Vakfı bünyesinde) Alevi İslam Din Hizmetleri Başkanı Ali Rıza Uğurlu 05.08.2006 tarihli makalesinde Şöyle diyerek Sadık Bektaş Babadan söz eder.; Bir tasavvuf erbabı şöyle der; “Mevlevilik olmasa klasik musikimiz, Alevilik olmasa Türk kültürü ve halk edebiyatı olmazdı.” (Cafer Sadık Bektaş Baba)
İntisap, liyakat ve gönüllülük esastır. Sonra Müslüman, sonra Bektaşiyim ifadeleri ise Tarikatın dini dayanağını ve izlenen yolu anlatmakta. Dini dayanağı İslam dinidir. Yol ise Hacı Bektaş’ın belirlediği Kamil insan olmak yoludur.
İmdi…! Devletle ve Türklükle problemi olanlar; hangi Alevilikten veya hangi Bektaşilikten söz ediyorlar bilmem.
|