KADINA DAİR
Toprak damlı evlerin arasından süzülen; bir ekmeğin kokusudur kadın. Tandır ekmeğinin o mistik kokusunu çektiniz mi genzinize hiç. Cihanın en tadılası ve cihanın en kutsal nimetidir o. Tandır ekmeğinin gözeneklerinde kaybolurum kimi zaman. Annemin kınalı ellerini ekmekle beraber pişirdiğini hatırlarım. Böyle bir şeydir kadın. Ekmek için ellerini pişiren, soframıza lezzeti düşüren kadın. Ekmekle tanıdım kadını ben. Ekmekle sevdim.
Sabah güneşini üzerine düşürmez kadın bizim ellerde. Herkeslerden önce kalkacak, kimseler uyanmasın diye parmaklarının ucuna basacak, gıcırdayan tahta kapıya dudaklarının arasından beddualar düşürecektir. Kara lastiklerini sürüyüp koyulacaktır taşranın sırtına yüklediği bitimsiz işlere. Hele o kara lastikler. Tarlada kara lastik. Sokakta kara lastik. Ahırda kara lastik. Gün ola şehre düşerse yolu orda da kara lastik. Ayakları görmemiştir ayakkabıya benzer bir ayakkabı. O yüzden kadının adı sabırdır bizde. Yüreğine biriktirir her ne varsa kadın. Derdi de yüreğine. Kahrı da yüreğine. Dili vardır ama Guzum demeye yeter sadece. Kahrı insanı kahreder kadının. Bunu bildiğinden sakınır sitemden. Bu yüzden erdemdir kadın bizde erdemin ta kendisidir.
Simli bohçalarda naftalin kokusunda saklı kanaviçedir kadın. Çilek dallarıdır, gül dalıdır beyaz kumaşlara düşürülen. Her bir ilmekte bir hasret saklıdır. Her bir ilmek bir sevdanın yankısıdır. İlmek haykırıştır. İlmek sesleniştir. İlmek sevgiliye duyulan aşktır. Dantel benim için örgüden ibaret değildir. Oya dediğiniz olgu iki düz bir geriden hiç ibaret değildir. Emeğin ta kendisidir kadın. Göz nurudur. Alın teridir. Gözlerine kan oturana kadar bir yumak iple harikalar yaratandır kadın. İpe hayat verendir. Hayata da rengini veren. Hanemde el izlerini sildiğimi düşünüyorum kadının. Vitrinime bakıyorum çıplak. Masam çıplak Pencerem çıplak. Bir beton ve metal yığını haline geliyor evim. Meğerse evimi güzel kılan onun emeğiymiş. Onun eseriymiş. Duvarlarıma düşürdüğü gül dallarıymış. O yüzden kadın bizde renktir. Kadın bizde gül dalıdır. Ceviz oyma sandıklarda sakladığımız naftalin kokusudur.
İnsanı çöle düşürendir kadın. Mecnunu var eden, Kerem’i kendine yar eden. Ferhat’a dağları dar eden. Binlerce şiirin isimsiz kahramanı kadın. Yazılmış tüm destanların baş tutanı. Dağları deldirten kadın. Güllerin var oluş nedeni belki de. Kime verecektik derip de. Kimin yoluna serecektik. İnsan yüreğinde içli bir sızı olan kadın. Vuslatla aka dönen, firkatle karalaşan yazı. Yürek yangınıdır kadın. Okyanusları devirsen de söndüremediğin. Seni senden alıp götüren, bir başına seni sana döndüremediğin. O yüzden aşktır kadının adı bizde. Tezene değerse sazın teline Mihriban olur kadın. Neşet Usta’nın sazında “yazımı kışa çevirdin bak gözümde yaşa Leyla’m, Mevla’m ayrılık vermesin gökte uçan kuşa Leyla’m diyerek Leyla olur kadın. Bir dağın yamacında kırk koyunun çobanı bir türkü tutturur Zahide’m diyerek. Hangi yiğide sorarsan türküyle ele verir sızısını. Türküyle anlatır alın yazısını. Kâh Fadik olur Niksar’ın önünde koyun yazısı/Fadik i sorarsan ana kuzusu/Böylemiydi anlımızın yazısı/ Sevenin çoğ imiş nazlı Fadik im diyerek. Bazen güğüm bahanedir Düriye’dir aslolan. Güğümlere ne gerek. Bozlak tadında türküdür kadın. Ağıt da yakan, uğruna ağıtlar da yakılan. Bir kara trenin acı bir düdüğüdür kadın, uğruna gurbete çıkılan…
Biz de kadın sevdi diye vurulandır. Sevdi diye taşa tutulan. Sevdayı yasak kıldığımız kadın. Kirini kanıyla temizlediğimize inanırız. Kanını döktüğümüz an sanki dünyanın en pak en nurlu insanı olduğumuza inanırız. O yüzden kurşuna gebedir kadın. O yüzden sahipsiz mezarların tapusunu vermişiz kendisine. Gazetelerin ilk sayfasında manşet olandır Törenin en sevdiğidir kadın. Ölüm haberlerine ve aile meclislerinin katli vaciptir kararlarına en çok yakışandır. Güldünya’dır kadın. Öz kardeşi basarken tetiğe, namlunun ucundaki kendisinden ziyade namlunun ucunda kendisini göreni düşünendir kadın. O yüzden yücedir kadın bizde. Ve bu bilmeyen bunu görmeyen gözler yüzünden gün gecedir bizde.
Bilmezler ki kadın yarındır. Yarınımızdır. Bilmezler ki kadın başımıza düşen cemredir. Çatlamış topraklarımıza yağan yağmurdur. Temmuz ateşinde bir selvinin koyu gölgesidir o. Şubat ayazında içtiğimiz çayın buğusu. Gönül pınarlarımızın beyaz kuğusu. Öyle bir şeydir kadın. Kanatlarından zarafet dökülürken söz vatansa ve topraksa şahin kesilir. Tanımaz evladını bile. Tarihin en şerefli sayfasıdır kadın. Kadın Şerife Bacıdır. Kadın Nene Hatundur. Kadın Domaniçli Hasibe’dir ve Yirik Fatma’dır kadın.
Hayatımın en güzel rengini ve dünyanın en doğal desenini bozkırın ortasında defe vuran kadının elindeki kınada gördüm. Yıllanmış muradı eline yazmak eline aksettirmektir kadın olmak. Her bir parmağına dert ekmek, keder eklemektir. Ellerine merhem niyetine çamur sürendir kadın. Elini toprakla yıkayan, toprağı elleriyle temizleyendir. Kadın süpürendir orada. Kadın giydirendir. Kadın sevendir. Sevdirendir. Kadın fırtınanın kendisi ve fırtınayı dindirendir. Tül perdelerin ardından bakan ceylan ürkekliğinde bir çift gözdür kadın. Yüreği var ama bilinmez bir yüreği olduğu. Taşrada gündüz ameledir kadın. Sırtına odun yüklenilen bir taşıma aracı. Hıncımızı çıkardığımız bir yumruk duvarı. Ardından sağmalı keçiyi davarı. Gözündeki yaşıdır yoğu varı. Ancak lambalar söndüğünde aklına gelir erkeğin, yanındakinin kadın olduğu. Gündüz aklın neredeydi be adam.
Güzeldir kadın. Çünkü o annedir. Çünkü o kardeştir. Çünkü o yardır. Çünkü onun özünde dünyanın en güzel renkleri, en güzel iklimleri vardır. Kadın sevene namus ve sevene ardır. Kadın efsundur, kadın gizemdir ve kadın sırdır. Kadın inancımda vardır imanımda vardır. Kadın Kemal Paşamın ana dediği Zübeyde Hanımdır.
Ve ben kendi gönül dünyamda kurulu iki göz bir hanede hükümdar olmuşum. Başıma taç takmadan saymamışım kendini handan hakandan. Taç eylemişim başıma sevdasını. Tacımı sevdadan yaptırmışım.
Başım üzeresin Kadın.
Başımın tacısın.
İBRAHİM ŞAŞMA; KALEMİNE YÜREĞİNE SAĞLIK.
|