İSLAM VE FELSEFE (3)
4. Mûtezile nin tia d val-vaid adını verdiği dördüncü ilke, birinci ve üçüncü ilkeleriyle ilgilidir. Bu ilkeye göre kötülerin cezalandırılması ve iyilerin armağanlandırılması tanrı için zorunlu (vacip) dur. Bağışlama (şefaat) ancak tanrının haklarıyla ilgili (Hak-ullaha müteallik) tapım alanında olabilir. Yoksa kulların kendi yarattıkları eylemlerinden ötürü tanrıca bağışlanmaları tanrının adaletine aykırı olur. Tanrının yasakladığı bir eylemi yapanın gene tanrıca bağışlanabileceğine inanmak usa aykırıdır. 5. Mûtezilecilerin beşinci ilkesi, iyi şeylerin yapılması ve kötü şeylerin yapılmaması (Ar. Emr bi 1-maruf va n-nehy ani 1 münker) zorunluluğunu ileri sürer. Bir bakıma ehli sünnet de bu düşüncededir ama, iyinin ve kötünün Ku ran da açıklanmış olmasını, eşdeyişle Ku ran da yasaklanan ve izin verilen şeylerle sınırlı olmasını şart koşar. Mûtezileyse bu konuda usun ölçütlüğünü kabul eder, eşdeyişle Mûtezile ye göre, iyiyi ve kötüyü us ayırır. Bu beş ilkenin dışında Mûtezileciler İslamlığın temel ilkelerine iki aykırı görüş daha ileri sürmüşlerdir: Tanrının öte dünyada gözle görülemeyeceği ve tanrının söz (kelam), buyruk (emir) ve yasaklarının (nehiy) yaratılmış (mahluk) olduğu. Mûtezilecilik çeşitli Abbasi halifeleri ve özellikle halife Ma mun tarafından korunmuştur. Us a dayanan Mûtezileciliğin karşısına bir zaman sonra inan a dayanan gerici Eş arilik dikilmişse de usçuluk (akılcılık) akımının gizemcilikte gizlenerek sürüp gitmesine engel olunamamıştır.
KAYNAK: DÜŞÜNCE TARİHİ / ORHAN HANÇERLİOĞLU
|