AŞTI AŞTI ZAMAN AŞTI
Bu zaman aşımı meselesi beni hasta edecek.
Zaman adaletsiz davranıyor. Bazılarına aşıyor. Bazılarına aşmıyor. Zamanın bu adaletsizliği beni hasta ediyor. Yahu zaman ya herkesin davasına aş, yada hiç kimsenin davasına aşma. Ayıp oluyor valla!..
Alfabemiz ve çocukluğum aklıma geldi.
Hasta oldum dedim ya! Tıpkı alfabemizdeki gibi…
Uçtu uçtu kuş uçtu. Öttü öttü horoz öttü. Gitti gitti vicdan gitti. Aştı aştı zaman aştı. Düştü düştü adalet düştü. Öldü öldü hayaller öldü. Yoruldu yoruldu davacı yoruldu. Kazandı kazandı davalı kazandı. Götürdü götürdü malı götürdü. Kaldı kaldı kıyamete kaldı. Bitti bitti oyun bitti. Kirlendi kirlendi fazilet kirlendi. Satıldı satıldı iffet satıldı. Kırıldı kırıldı fener kırıldı. Patladı patladı ampul patladı. Durdu durdu akıl durdu. Şaştı şaştı dimağ şaştı. Kaçtı kaçtı şansı kaçtı. Uçtu uçtu Amerika’ya uçtu. Yamandı yamandı BOP’a yamandı.
Uzun lafa ne hacet. Adamlar her şeyi yaptı. Ama iş uzadıkça uzadı. Soruşturma tamamlanamayıp, uzadıkça uzadıği için zaman üzerinden aşıvermiş. Güzel bir söz vardı: gerçekler zamanla anlaşılır diye… Artık bu söz de anlamını yitirdi. Çünkü gerçekler zamanla anlaşılamıyor. Gerçekler zamanla kaybolup gidiyor. Aynen kuşun uçup gitmesi gibi…
Yani ne olmuş. Zaman aşmış.
Bu işten zarar görenlerin canı sağolsun. Zaman aşımından kefeni yırtanlara geçmiş olsun.
GERİ ZEKÂLILIK MI, SAYGISIZLIK MI?
Hepimiz karşılaşmışızdır. Kimse kimseyi düşünmüyor. Karşısındakine saygı göstermiyor. Uygunsuz yerlere otomobilini park edenler. Park yerlerinde önündeki ve yanındakinin nasıl çıkacağını düşünmeden otomobilini kilitleyip gidenler. Motosikletini belli aralıklarla kilitleyerek 3-5 otomobillik yer işgal edenler.
Saymaya kalksan sayfalar yetmez.
Adam dükkânında temizlik yapmış. Çöplerini hemen dükkânının önünde kaldırıma bırakmış. Hâlbuki çöp varilleri yolun karşısında duruyor.
Kadın evinin önünü temizliyor. Pisliği kendi sınırlarından öteye doğru süpürüp bırakıyor.
Kadın balkanda yemek yemiş. Masasına serdiği gazeteyi top şekline getirerek balkondan yola fırlatıyor. (Yaşanmış hadisedir. Çünkü benim kafama vurdu)
Adam iş yeri sahibi iş yeri hizasındaki yol kendi malıymış gibi dikine bir bisiklet ve tabela koyup, otomobilin parkını engelliyor.
Adam radyo ya da müzik setinden bir şeyler dinliyor. Ama sesi bırakın komşuları mahallenin duyacağı kadar yüksek açmış.
Adam daracık yola otomobilini kilitlemiş gitmiş. Yolu trafiğe kapatmış. Haberi yok ya da umurunda değil.
Buna ne ad verilir bilemiyorum. Cahillik mi? Geri zekâlılık mı? Saygısızlık mı?
SİYASETTE BİR GÜZEL ÖRNEK
Ergün Göze. (18.Ekim.2005) Buna Mona Sahlin Normu adını verebiliriz. Bu normun vatanı İsveç’tir. Geçen yıllarda İsveç bu normun güzel bir örneğini verdi. Mona Sahlin, İsveç Sosyal Demokrat Partisi’nin Bakanı ve Başkan yardımcısı idi. İsveç Başbakanı İngvar Karlson yoruldum diyerek politikayı terk etmeye hazırlanıyordu. Başarılı politikacı bayan Sahlin tabii olarak Genel Başkan ve Başbakan adayı olarak görülüyordu. Ne var ki Mona Sahlin’in kendisine devlet tarafından verilmiş bir kredi kartıyla hava alanında on beş, yirmi dolarlık çikolata aldığı ortaya çıktı. Basın bu olayı çikolatanın adıyla Tablaron meselesi diye ele aldı. Gerçi sonradan yanlışını fark etmiş ve parayı ödemişti de… Ama Avrupa’nın politik ahlaki normlarına göre, bu tür harcamalar devlet kredi kartıyla, sonradan ödense bile yapılamazdı ve bunu yapanın siyasi hayatı biterdi. Nitekim bayan Sahlin’in Başbakanlığa yürüyüşü başlamadan bitti. Otomatikman bitti. Kamu vicdanı bu işi bitirmişti. Bakanlığı da gitmişti Mona Sahlin’in. Kendisi de politikadan çekilme mertliğini göstermişti.
Darısı Türk siyasetinin başına!.. |