ELİ ÖPÜLECEK ÖĞRETMEN
Öğretmenliğin Tanrı mesleği olmasından tutunda kutsallığına, toplum için ifade ettiği manaya kadar pek çok olay, fıkra, hikâye, hatıra bilir, dinler, anlatırız.
Toplumda hemen herkes öğretmenlerin eli öpülecek insanlar olduğu konusunda ortak düşüncededir. Öğretmenin önemi ve saygıya layık olduğu konusunda tarihimizden ibret şaheseri olayları biliriz.
Ama eli öpülecek, önünde saygıyla eğilinmesi gereken öğretmen hangi öğretmendir? Belki de hiç düşünmeyiz. Acaba birçok sebepler ve tesadüfler, hayat şartları vb. etkenler yüzünden öğretmenlik mesleğinde çalışanlar mı? Daha açık bir ifadeyle öğretmenliğe "insanoğlu hayatını idame ettirmek zorunda, bunun içinde bir işi, bir geliri olması lazım"gerçeğinden hareket eden insanların hasbelkader seçmesi gözden uzak tutulabilir mi? Acaba Türk ordusundan sonra en büyük sayıya sahip olan Milli Eğitim Bakanlığında severek, isteyerek öğretmenlik mesleğini seçmemiş ne kadar insan var?
Ama seçebileceği bütün alternatif meslekleri düşünerek ve seçebilecek konumdayken "ben şu şu gibi sebeplerden dolayı öğretmen olmalıyım" diyerek öğretmenliği isteyerek seçenler, bence başarılı olanlar, iz bırakanlar ve saygıya layık olanlardır.
Bir görüşe göre bir ülkedeki bütün olumlu ve olumsuz durumların sorumlularının başında öğretmenler gelmektedir. Yani piyasada, yalan, dolan, hile üçkâğıt varsa bunun sorumluluğu öğretmene de yüklenmektedir. Hatta ticarethanelerdeki terazilerin yanlış tartmasında da öğretmenin sorumluluğu vardır.
Şimdi biraz etrafımıza bakalım ve sesli düşünelim: Mirasyedi züppeler; Cumhuriyeti numaralamaya kalkanlar; Bu günlere nasıl ve hangi şartlarla gelindiğini kavrayamamış çapsızlar; Avrupa Birliğinin zincirsiz köleleri; Geçmişinden utananlar, halinden memnun olmayanlar; Coni’ ye, Hans’a, Arap’a,Aceme özenenler; Dünyanın hayran olduğu Atalarına bile kulp takanlar; Milli kimliğinden her gün biraz daha uzaklaşanlar, Amip gibi bölünmekten zevk duyanlar, Koloni (sömürge)aydınları; Devrimciler, gericiler, bölücüler nereden çıktı?
Bu saydıklarımız ve sayamadığımız topluma asalak olarak yaşamaya alışmış hareket kabiliyetini yitirmemiş insan cesetlerini kimler yetiştirdi! İyileri tenzih ederek söyleyelim: öğretmenlik mesleğini herhangi bir sebeple seçmiş insanlar değil mi? Saatine 50-100 dolar, yüro ya da YTL alarak öğrencisine ders veren öğretmenin eli öpülür mü?
“Müşteri velinimetimdir” esprisi içinde öğrencisinden (öğrenci ailesinden) maaşı dışında fayda temin etmeye kalkan sözde öğretmenlerin eli öpülmez her halde...
Öğretmenliğin kutsallığına inanarak bu mesleği seçenlere, mum gibi kendisi yanıp tükenirken etrafını aydınlatanlara, çocukları ülkesinin ve insanlığın geleceği olarak görüp onlara evladı gibi ihtimam gösterenlere “Öğretmenler Günü’nün” yaklaştığı bu günlerde saygılar sunuyorum.
Öğretmenlerin hangi yaşta olursa olsun eli öpülmelidir. Ancak yazının başından beri vurgulamak istediğimiz gerçek öğretmenlerin!
Bu duygularla gerçek öğretmenlerin bu özel gününü kutluyorum...
Bu özelliklere uygun öğretmenleriniz varsa hiç vakit kaybetmeden ellerini defalarca öpmenizi tavsiye ediyorum.
ELİ ÖPÜLECEK İKİ ÖĞRETMEN
ALİ RIZA TİMURTAŞ: Milli mücadele Doğan Efe lakabıyla anılan bu değerli insan 1891 Çatak köyü doğumludur. Birinci Dünya Savaşı ve Kurtuluş Savaşına değişik cephelerde katılmış, 1940 yılına kadar öğretmenliğe devam etmiş, daha sonra İl Genel Meclisi üyesi olmuş 10.Kasım.1962 tarihinde Hakk’ın rahmetine kavuşmuştur. Ruhu şad olsun.
AHMET REFİK ERDEM: 1893 YILINDA Güzeloluk köyünde dünyaya gelmiş. 1914 yılında öğretmen olmuştur. Çeşitli cephelerde savaşmış, İngilizlere esir düşmüş, esaret hayatından sonra köyüne dönerek kurtuluş Savaşına Katılmış, kurulan Fedai Bölüğüne komuta etmiştir.
Daha sonra öğretmenliğe devam etmiş, emekli olmuş, 16 yıl boyunca İl Genel Meclisi üyeliği yapmıştır. 12 Kasım.1943 yılında aramızdan ayrılmıştır. Ruhu şad olsun. |