Telefonum 0 506 987 17 92 olarak değişti. Köşedeki eski telefonla değiştirmeniz ricası ile selamlar.
TEĞET GEÇMEK
Kriz konusu gündeme geldiğinde Başbakan “kriz bizi teğet geçecek, etkilemeyecek” anlamında bir cümle sarf etti. Bundan sonra “teğet geçmek” deyimi daha çok kullanılmaya başladı.
Ama herkes biliyor ki, kriz ülkemizi de, halkımızı da teğet geçmedi. Aksine tam kalbinden vurdu.
Böyle olduğu için “teğet geçme” deyimini kullanmayacak mıyız? Aslında fazlasıyla kullanacağımız yerler var.
Söz gelimi:
Doğalgaz fiyatlarındaki ucuzluk beklentisi vatandaşı teğet geçerken, doğalgazın zehiri insanımızı can evinden vurup, ocaklar söndürdü.
Zenginlik ve refah vatandaşı teğet geçerken, fukaralık kalbinden vurdu.
Aldığı milli piyango bileti vatandaşı teğet geçti.
Doldurduğu spor toto bileti vatandaşı teğet geçti.
Trilyonların haftadan haftaya devrettiği lotoda milyonluk ikramiyeler vatandaşı teğet geçti.
Her gün iş arayan vatandaş, tam işi bulacakken iş onu teğet geçti.
Günlerdir çalıştığı limon tezgâhında biriken parası vatandaşı teğet geçti.
Aybaşı geldiğinde memurun aldığı aylık borçlara bile yetmediğinden zavallı memurları teğet geçti.
KPSS sınavlarında aldığı puan diplomalı genç işsizi teğet geçti.
Kriz yüzünden zor durumda olan esnaf, akrabasından borç istemişti. Akrabası zavallı esnafı teğet geçti.
Bulunduğu siyasi partiye yıllarını vermiş insanlara aday listeleri teğet geçti. Başka partilerden gelen ya da emeği olmayan insanlar listelerde baş tacı edildi.
Filistinli kardeşlerimizi İsrail bombaları can evinden vurdu. Ama Filistinli mazlumların feryatları Birleşmiş milletlerin kulaklarından teğet geçti.
Bütün samimiyetimizle arzuladığımız krizin teğet geçmesi gerçekleşmedi. Kriz vurdu geçti. Kriz yaktı geçti. Kriz yıktı geçti. Ama teğet geçmedi.
BAŞ OLMAK
Atalarımız baş olmanın önemini belirtmek maksadıyla olsa gerek: “Baş olda ne başı olursan ol, istersen soğan başı ol” demişler.
Atalarımızın bize söylediği ve ders almamızı istediği, ama bizim hiç kulak asmadığımız binlerce nasihati var. Her nedense atalarımızın baş olmak konusundaki nasihatini tutuyoruz ki, bir yere baş seçileceği zaman çok aday çıkıyor.
Öğretmenliğimden biliyorum. Küçük sınıflarda sınıf başkanı seçileceğinde bütün öğrenciler “ben olacağım” der ve ortaya çıkardı. Böyle bir görevin sorumluluk, bilgi, beceri, fedakârlık gerektirdiğini anlatmaya çalışır ve bu işi en iyi becerecek olana oy vermek gerektiğini söylerdim. Aday sayısı yine eksilmezdi. Ama onlar çocuktu.
Bakıyorsun büyükler arasında da aynı anlayış hâkim. Her yerde, her teşekkülde seçim söz konusu olduğunda aday bolluğu yaşanıyor.
Herhalde sevinmemiz gerekir. En başta bu bir zenginliktir. Ben daha iyi yaparım diyen insanlar çıkması geleceğe güvenle bakmamızı sağlamalı. Yine atasının sözünden çıkmayan nesillerin baş olma yarışı hepimizi gururlandırmalıdır.
Çocuklarımız da aynı, büyüklerimiz de... Baş olma arzusu ölüme kadar gidiyor. Toplumdaki bu azim ve kararlılığa hayran olmamak mümkün değil.
Haydi, çocuklar baş olmaya...
Pardon, haydi büyükler baş olmaya!.. |