ÖZÜR ÜZERİNE
Her yıl Mayıs ayında idrak edilen Sakatlar (Özürlüler) Haftası nereden aklına geldi demeyin. Yazıyı okumaya devam edin. Çünkü bu sakatlık yani özür başka bir konu…
10-16 Mayıs arası Sakatlar Haftasıdır. Sakatlık insanlığın ortak sorunudur. Bu yüzden Sakatlar Haftası yalnız ülkemizde değil Birleşmiş Milletlere üye 156 ülkede aynı zamanda değerlendirilir.
|
Ama yazının başında da belirttiğim gibi konumuz bu değil. Konumuz sağlam gibi görünen ama her yaptığı defolu, her işi özürlü olanlardır.
Şimdi sakatlar haftasında çeşitli vesilelerle anlattığımız insanlar mı özürlü, yoksa aşağıda anlatmaya çalıştığım kişiler mi siz karar verin.
Söz gelimi:
“Biz Amerika olmadan yaşayamayız” diyenler mi?
Vatana millete hizmet dururken Büyük Orta Doğu Projesinde rol kapmaya çalışanlar mı?
Afganistan, Irak, Filistin’de olanı biteni görmeyen, duymayan sağır ve körler mi?
İsrail’i kınamaya bile yanaşmayan tavşan yürekliler mi?
Geleceğini Avrupa Birliği’ne bağlayan zavallılar mı?
Gümrük Birliği uğruna yüz milyarlarca dolarımızı kaptıranlar mı?
Hırsızlık, uğursuzluk, hortumculuk, haksızlık ve adaletsizliğe göz yumanlar mı?
Durduk yerden “Ermenilerden özür dileyelim” diyerek ortaya çıkanlar mı?
Bin bir güçlükle kazandığımız kurum ve kuruluşlarımızı işportaya düşürüp öldüm fiyatına satanlar mı?
Kerbela’da Hz. Hüseyin ve yanındakilere akla gelmedik fenalığı yapanlar mı?
Daha saymaya gerek var mı? Her şey ortada… Yazının başında da belirttiğim gibi vücudunun herhangi bir yerinde özür bulunanlar ayrı… Verdiğim örnektekiler ise gerçek özürlü. Çünkü bunların aklı özürlü… Vicdanı özürlü… Yüreği özürlü… Gözü, kulağı, beyni, dili, gönlü özürlü…
Aslında bu özürlüler içinde farklı bir “Özürlüler Haftası” düzenlense iyi olacak.
Sahi bunlar özürlü değilse ne?..
BENİ KİMSE DİNLEMİYOR
Bir kısım insanlar var. Hep şikâyet eder dururlar.
Neden mi? Kimileri evde karısının ve çocuklarının kendini dinlemediğinden dert yanar.
Kimi arkadaşının kendini dinlemediğini söyler.
Kimi yanında çalışan personelin kendini dinlemediğinden şikâyet eder.
Kimileri de çalıştığı iş yerinde patronunun, müdürünün, şefinin kendini dinlemediğini söyler.
Çocuklar, Annem babam beni dinlemiyor” diye üzülür.
Bu saydıklarımın hepsi kendisinin konuştuklarını dikkate alıp dinleyen olmadığı için mutsuzdur.
Son yıllarda mutsuz olan milyonlarca vatandaşımızın problemi yöneticilerimiz sayesinde bir çırpıda çözüldü. Artık insanlarımız “kimse beni dinlemiyor” diye üzülmesin. Çünkü artık bir dinleyen var.
Artık devletimiz dinliyor. Yani artık üzülmeye mutsuz olmaya sebep kalmadı. Koskoca devlet bizi dinliyor, hem de dikkatle dinliyor.
Büyüklerimize ne kadar teşekkür etsek azdır.
BUNU BİR KENARA NOT EDİN
Önceki hafta mecliste İsrail’in Gazze’de yaptığı insanlık dışı saldırıları kınamak için CHP tarafından önerge verildi.
Anayasayı değiştirecek güce erişen, kanunları diğer partilerin desteğine ihtiyaç duymadan değiştirebilen AKP, İsrail’in kınanması teklifine “Biz devlet idare ediyoruz, bakkal dükkanı değil” diyerek karşı çıktı.
Yine hatırlayalım; Kuzey Irak’ta Türk askerinin başına çuval geçirildiği zaman, “Amerika’ya nota verecek misiniz” diye soran gazetecilere Başbakan “ne notası, müzik notası mı?” gibi sözler sarf etmişti. |