SORUŞTURMANIN GİZLİLİĞİ
Genel olarak toplumun ekseriyeti tarafından bilinen bir gerçek var. Efendim Cumhuriyet savcılarının yürüttüğü soruşturmalarda gizlilik esastır. Gerek bu soruşturmayla ilgi bilgi sızdıranlar, soruşturmayla ilgili haber ve yorum yapanlar, suç işlemiş olurlar.
“Soruşturmanın gizliliği ilkesini” ihlal edenler hakkında soruşturma açılır ve çeşitli cezalar verilir.
Bütün millet şahit.
Ergenekon davasıyla ilgili olarak olayın başından davanın açılacağı güne kadar (sahte, doğru, yanlış) bilgiler, haberler, köşe yazıları, yorumlar havada uçuştu. Gazete ve televizyonlarda pehlivan tefrikası gibi günlerce yazılıp çizildi…
Acaba bunlardan birinin hakkında soruşturma açıldı mı? Soruşturmanın gizliliğini ihlal etmekten ceza alan oldu mu?
Soruşturma ve dava yaklaşık iki yıldır sürüyor. Yayınlar devam ediyor. Suçlanan, lekelenen, çamur atılan onlarca insan, bunların üzülen kahrolan yüzlerce yakınları mağdur edildi. Basın ve yayın organlarına dur diyen ya da hak ettiği cezayı veren olmadı.
Tam bu yazıları not olarak bilgisayarıma kayıt ederken, İstanbul Cumhuriyet Başsavcılığının, Ümraniye soruşturmasında gizliliğin ihlal edilmemesi için ulusal yayın yapan basın kuruluşlarına uyarı yazısı gönderdiği haberini okudum.
Haberde özetle, soruşturmanın içeriğini yayınlamanın, yapılan operasyonlarla ilgili bazı isimleri suçlamanın, savcı ve hâkimler hakkında yorumlar yapmanın kanuni suç olduğu hatırlatılıyor.
İki yıldır medyada soruşturmanın gizliliğini ihlal edenlerden ceza alanı duymadık. Ama bu son haberle biraz umutlandık. Bakalım Ergenekon uzmanı kesilen haberci, köşe yazarı, yada televizyon görevlileri çenelerine ve kalemlerine hakim olabilecekler mi?
Olmadıkları takdirde ceza alacaklar mı?
Yoksa önceden olduğu gibi yaptıkları yanlarına kâr mı kalacak?
DOKTORCULUK OYUNUNA ÖZENENLER
Mahalle aralarında köylerde “olçum” denilen insanlara pek çok sağlık sorununda başvurma alışkanlığı toplumun önemli bir ekseriyetinde bulunmaktadır.
Bunların bir kısmı hayati tehlike oluşturmadığı için hoş karşılanabiliyor.
Ancak acemi, sorumsuz ve bilinçsiz müdahalelerde hayati tehlikelerin olabileceği bel fıtığı olayına dikkat çekmek istiyorum. Bir şehirden diğerine giderken yol üzerinde uygun bulunan her yere, çarpık çurpuk bir yazı ile: “Bel Fıtığı” denip onlarca telefon numarası yazılıyor. Bel fıtığı yanlış bir uygulamada insanı felç edebilecek bir rahatsızlık. İnsanımızın önemli bir kısmı doktora gitmek, sağlık kuruluşlarına başvurmak yerine tavsiye üzerine ya da yol üzerinde rastladığı bir telefon numarası ile bağlantı kurduğu kerameti kendinden menkul insanlara gidiyor.
Tıp ilminin bu kadar gelişmesine karşın insanımızdaki bu cehalet veya inadı anlamak mümkün değil. Sağlık merkezlerine ulaşmak herkes için kolay hale gelmesine rağmen yine ehliyetsiz kişilerde derman aranması anlaşılır gibi değil.
Böyle yol üzerine ilan, reklam yazarak bel fıtığı tedavisi yapmaya kalkanlara yetkililerin bir işlem yapmadığı anlaşılıyor. Eğer işlem yapılsa bu insanlar yollara telefon numaralarını yazarak hasta toplama yoluna gitmezlerdi.
|