ASALET
SOYLU DAVRANIŞ
Hiç kimse alınmasın ben insanlığa değil asalete önem vermeye başladım. Çünkü insanlarda asalet yoksa her hangi bir yaratıktan farksız oluyor.
Ancak asalet derken batıdaki uygulandığı şekliyle aileden çocuklara geçen, evlilik yoluyla kazanılan veya para karşılığında elde edilen asalet ve soyluluktan bahsetmediğimi belirtmeliyim.
Şimdi gelelim Asalete niçin kafamı taktığıma: Kendimi bildiğimden beri ülkenin değişik yörelerinde çalıştığım için pek çok gaziyle tanıştım, dinleme imkânı buldum. Ayrıca kitap, dergi ve gazetelerde televizyon ekranlarında belgesellerde rastladım. Zaten pek çok okuyucu da buna bizzat şahit olmuştur.
Adam yıllarca savaşmış. Türlü fedakârlıklara katlanmış. Kan vermiş, can vermiş. Gazi olmuşsa kolunu, bacağını, gözünü kaybetmiş. Zorlukların ve sefaletin her türlüsünü yaşamış. Ama kimseden bir beklentisi yok.
Devlet yetkilileri böylesi bir kahramandan bir isteği olup olmadığını soruyor.
Adam: “Allah’a şükür, bir isteğim yok. Allah devletimize, milletimize zeval vermesin” diyor.
Yine hepimizin bildiği gibi Seyit Onbaşı Balıkesir ilimizin Havran kazasının Çamlık köyünde 1889 yılında doğmuş ve Çanakkale’de 276 kg top mermisini tek başına topun ağzına yerleştirmiş ve topu ateşleyerek batırdığı düşman gemisiyle savaşın kaderini değiştirmişti. Kurtuluştan sonra kömür yakarak geçinen ve fakir bir hayat süren Seyit Onbaşı (Çabuk) niçin maaş ve İstiklal madalyası için başvurmuyorsun diyenler oldu. Seyit Onbaşı: “ Madalya ve maaş için dövüşmediğini, yaptığı işin karşılığını Allah’tan beklediğini ve Allah’ın ona gazilik rütbesini bahşettiği” cevabını vermiş ve bu büyük kahraman 1939 yılında Akciğer rahatsızlığı sebebiyle 50 yaşında yoksul bir şekilde vefat etmişti.
Önceki aylarda bir il valimiz böyle bir kahramanımızın hayatta kalan yaşlı bir kızını ziyaret etti. Vali’nin ve ihtiyar ninenin arasında geçen konuşma televizyon ekranlarına ve gazete sayfalarına düşünce asalete iyice kafayı taktım. Sayın vali ihtiyar ninenin elini öptü. Yanında getirdiği hediyeleri vererek yardım sözü verdi. İhtiyar ninenin ikamet ettiği yer ekranda görüldüğü kadarıyla vasatın altında bir yer olmasına rağmen kendinin yardıma ihtiyacı olmadığını belirterek, yardımın ihtiyacı olanlara verilmesini istedi ve devletimize milletimize dua etti.
Son yıllarda da terörle mücadelede kan, can veren, şehit ve gazilerimizi görüyoruz. Aileleri dahil ne kadar asiller. Şehidin yerine baba askere gitmek istiyor. Bir organını kaybetmiş gazi yine savaşmak istiyor. Mevki, makam ve şöhret istemiyor.
Bunun yanında bir görev yaptığını iddia ederek, türlü yollara sapmış, çeşitli suçlara bulaşmış bazı kişiler devletten alacaklı olduğunu iddiasında bulunabiliyor.
Bugün hepimiz Cumhuriyet ve demokrasinin nimetlerinden faydalanıyoruz. Durumumuz geçmişle kıyaslanmayacak kadar iyi. Siyaset maskaralıkları ve seçim oyunlarıyla vakit geçiriyoruz.
Adam hasbelkader bir partide birkaç yıl hizmet etmiş. Bir politikacının yanında gözükmüş. En fazla çanta taşımış. Ter bile akıtmış değil. Buna rağmen yemeğini yemiş, arabasına benzinini aldırmış, masraflarını çektirmiş. Ama halen kendini alacaklı görüyor. Hele desteklediği parti ve aday kazanmış ise iş istiyor, aş istiyor, makam istiyor, mevkii istiyor, ihale istiyor. Sözün kısası her şeyi istiyor. Ne özelliği ve ne emeği varsa istedikçe istiyor.
“Neden mi?” diye sormayacağım. Nedenini çok iyi biliyorum. Çünkü sıradan bir yaratık. Sıradan bir insan. Asalet yok.
Asalet olmayan birinden soylu bir davranış beklenmez ki!..
|