BENCİLLİK
Hayatının her saniyesinde şahsi menfaatlerinin kölesi olmuş, ben merkezli yaşayan, hayatının hiçbir döneminde samimi olarak biz dememiş insanları hepimiz tanırız.
Bu insanların şucu yada bucu olmaları gerekmez. Her yerde ve her görüşte bu tip insanlara sıkça rastlanır. Hatta inancımız içinde böyle insanlar için “nefsine Müslüman” ifadesi kullanılır.
Benciliği hayat felsefesi yapmış, “biz” sözünü sadece insanları kandırmak için kullanmış, toplum, millet sözlerini de bencilliğini maskelemek amacıyla söylemiş insanlardan örnekler vermeye kalksak bu köşenin hacmini aşar.
Yanlışlıkla bile kendi arsasına bir karış geçen komşusuyla kanlı bıçaklı düşman olan insanları hepimiz tanırız.
Ekili olmayan taşlık kayalık ama kendi mülkü olan yoldan geçen kardeşini, eniştesini, komşusunu döven, kavga çıkaran insanları biliriz.
Miras bölüşülürken ne yapıp edip kardeşinin özellikle kız kardeşinin hakkını yemek için her türlü dalavereyi yapan sözüm ona aile büyüğünü de biliriz.
Yolda yürürken yanından geçen taşıtın istemeden elbisesine sıçrattığı çamurdan dolayı defalarca özür dilemesine rağmen bağırıp, çağıran, küfür eden anlayışsız, ukalaları da bilir, tanırız.
Hakkı olmadığı halde başkalarına tapulu mülküne yada hazineye ait yerlere konut, bahçe yapıp pişkinlikle hak hukuk çiğneyenleri de tanırız.
Bırakın bakkala, şahsa olan borcunu, devlete, bankaya olan borcunu bile bir yolunu bularak vermeyen sahtekarları da biliriz.
Bir büyüğümüz anlatmıştı: ayakkabı boyacılığı yapan bir vatandaş akşam olunca sandığını bir otele bırakıyor. Bir gün otele geldiğinde otel işletmecisinin üzgün durduğuna şahit oluyor. Niye üzgün olduğunu sorunca yanındakiler, gece otele hırsız girdiğini bir takım eşyaların çalındığını söylüyor. Boyacı otel işletmecisini rahatlatmak maksadıyla : “geçmiş olsun, canına bir zarar gelmesin, mal yine bulunur,canın sağ olsun “mealinde sözler sarf ediyor. Buraya kadar iyi… Bu arada otelci hırsızın boya sandığını da çaldığını söyleyince, boyacı kendini yerlere atarak hırsıza söylenmeye, intizar etmeye ve ağlamaya başlıyor. Oteli tüm götürseler içinde beş kuruşu olmadığı için akıllı uslu laflar söyleyen boyacı kendi üç kuruşluk sandığı için kıyameti koparıyor.
Verdiğim örnekler esas konuyu karşılar mı bilmiyorum.
Vatan elden gidiyor. Arsasına tecavüz edilen insan kadar bile tepki gösterenimiz yok.
Türk Milleti Anadolu’da daracık bir toprak parçasına hapsedilip uşak yapılmak isteniyor. Bütün birikimimiz satın alınmak suretiyle ve anlaşmalarla elimizden alınıyor. Oyuncağı elinden alınan çocuğun gösterdiği tepki kadar bile tepki gösterenimiz yok..
Yabancıların salyaları, cerahati üstümüze başımıza sıçrıyor. Yolda farkında olmadan çamur sıçratan vatandaşımıza gösterdiğimiz haksız tepkinin haklısını bile göstermekten aciziz.
Nefsine Müslümanlık olarak adlandırılan hastalık hızla yayılıyor. Toplumsal düşünme kalmamış. Toplumculuk ne demek bilen yok. “Ben sen yoğuz, biz varız” anlayışı kalmamış. Şahsi menfaatlerimizi koruma konusunda aslan kesilirken, toplumsal konularda kedi kadar bile yoğuz.
Allah sonumuzu hayır eylesin!..
|