İNSANLIĞIN YENİ TANRISI
Tarihi okudukça insanlardan şüphelerim artıyor. Hele yaşadığımız bugünkü dönemlerle geçmiş dönemler arasında bağlar zihnimde oluştukça inançlı olduğu iddiasındaki insanlardan bile şüphe etmeye başlıyorum.
Nasıl şüphelenmem? Koskoca bir müslüman dünyası süper güçlerin elinde oyuncak olmuş. Emperyalizm ve işbirlikçileri islam dünyasını köleleştirmeye devam ediyor.
Şüphelerim artıyor. Acaba İstiklal marşı şairimiz merhum Mehmet Akif ; “Müslümanlık nerde bizden geçmiş insanlık bile /Alem aldatmaksa maksat aldanan yok nafile /Kaç hakiki müslüman gördümse hep makberdedir /Müslümanlık bilmem ama galiba göklerdedir” derken şüpheleri kesin kanaat haline mi gelmişti.
Yada yaradana inanır gibi görünen insanlar tanrısını mı değiştirdi?
Etrafıma bakıyorum. İnançlı, inançsız görünümlü insanlar ama hepsinde ortak bir özellik var: Güce tapıyorlar.
Güç nedir?
Güç bazan kaba kuvvettir. Bazan mal, mülk, para ya da şöhrettir. Bazan da makam, mevki ve siyasi üstünlüktür.Dışarda ise emperyal güçlerdir.
İnsanlık yeni tanrısıyla mutlu görünüyor. Halktan ve Hakk’tan yana olduğunu söyleyenler azaldı mı, yoksa başka dünyalara mı gittiler?
Hak haklının değil güçlünün oldu.
Hâlbuki biz merhum Mehmet Akif’in şiirleriyle yetişmiş ve hakkın, hukukun yanında olmayı öğrenmiştik: “Zulmü alkışlayamam, zalimi asla sevemem/Gelenin keyfi için geçmişe kalkıp sövemem/Biri ecdadıma saldırdı mı hatta boğarım /Boğamazsam da hiç olmazsa yanımdan kovarım. Üç buçuk soysunuz ardından zağarlık yapamam,/Hele Hak namına haksızlığa ölsem de tapamam/Doğduğumdan beridir aşıkım istiklale/Bana hiç tasmalık yapmış değildir altın lale.
Yumuşak başlı ise kim dedi uysal koyunum,/Kesilir belki fakat çekmeye gelmez boyunum/Kanayan bir yara gördüm mü yanar taa ciğerim/Onu dindirmek için kamçı yerim, çifte yerim. Adam aldırmada geç git diyemem, aldırırım/Çiğnerim, çiğnenirim hakkı tutar kaldırırım /Zalimin hasmıyım ama severim mazlumu /İrtica’ın şu sizin lehçede manası bu mu?” diye okurken tüylerimiz diken diken olur, başımız gururla göklere değerdi.
Koskoca İslam dünyasında milyonlarca mazlum ölürken, on binlerce çaresiz müslümanın ırzına geçilirken sessiz, tepkisiz kalan yığınlar var olduğunu iddia ettiğiniz inancınız nerede?
Yoksa sizde mi insanlığın yeni tanrısını keşfettiniz?
Yoksa sizde mi güce tapıyorsunuz.
İNANÇ TURİZMİ
Yetkililer ülke kalkınmasından söz ederken; “ülkenin turizmle kalkınacağına” vurgu yaparlardı. Gazeteci Rauf Tamer de “ülke kalkınamazsa yetkililerin kabahati turistlere yükleyeceğini” köşesinde dillendirir, gülerdik.
Son yıllarda da yetkililerimiz ülkenin “inanç turizmiyle kalkınacağını” iddia ederek, gerçek olsun, hurafe olsun inanç turizmine ümit bağlamış görünüyorlar.
Harıl harıl dini mekanlar ve kiliseler onarılıyor, restore veya rehabilite ediliyor.
İnanç turiminden ne kazanırız bilemiyorum ama ianç turizmine ciddi paralar yatırdığımız kesin.
Peki inanç turizminden beklediğimizi bulamazsak ne olacak? Söyleyeyim: Sevgili Rauf Tamer’in dediği gibi kalkınamamamızın kabahatini hıristiyan ve yahudilerin üzerine atar rahatlarız.
|