ERBAKAN VE İMKÂNSIZ HAYALİ
Erbakan; hükümetin ülke sorunlarını çözemediğini söyleyerek, AKP’yi kuran kardeşlerine: “İflas ettiniz. Bir an evvel milli görüşe dönün” demiş. Yani yuvayı terk eden yavrularına eve dönün çağrısı yapmış
Bu haber bende gazetelerde gördüğüm bazı ilan ve haberleri çağrıştırdı.
Evin kızı evden kaçar. Aylar, yıllar geçer bulunamaz. Aile son bir ümitle gazetecilere koşar. Gazetelerde: “kızım seni çok özledik, ne olursun eve dön.” İlan ve haberleri yayınlanır.
Benzer şekilde karı, koca veya oğlanın da evden kaçtığı olur. Evde kalanlar gidene (kaçana) adeta yalvarırcasına mesaj yollarlar. Geri dönmesi için…
Hep şu aklıma gelir. Giden acaba gittiği gibi duruyor mu? Gittiği zaman içinde başına neler geldi? Bayansa kötü yola mı düşürdüler? Erkekse ar damarı çatlayıp, kirli işlere mi bulaştı? Yani köprülerin altından ne kadar su geçti. Bu kişiler eve döndüğünde ne kadar mutlu olacaksın?
Gerçi Erbakan’ın yitikleri kaybolmuş ya da adresi bilinmeyen yerde değiller. İlana falan da gerek yok. Başlarına ne gelip gelmediğini sadece Erbakan değil tüm millet biliyor.
Milli görüşün temsilcilerinden Bülent Arınç: “Birlikte siyaset yaptığım camiada kadın ve para konusu önemli ve çok tehlikelidir. Bizlerden birisi “elimize biraz para geçerse önce araba değişir, sonra hanım falan” der. Ben de arkadaşlarım da kendimizi kontrol etmeliyiz ”demişti.
Erbakan’ın hayali imkânsız gibi geliyor bana…
Ayrıca bu yetiştirdikleri öğrencileri iyi yetiştiremediği anlaşılıyor. Yani hoca bir yerlerde hata yapmış olmalı.
Bana kalırsa ömrü yeter mi bilmem ama bunların eve dönmesini bekleyeceğine yeni öğrenci yetiştirse daha iyi olur. Hem yolunu şaşırmış eski müritlerinden hayır gelmez. Hem de yeni öğrencileri yetiştirirken eski hataları yapmaz. Ayrıca evden kaçmasını önleyecek tedbirleri alır.
ERBAKAN
Erbakan mühendis olması dolayısıyla hesap adamı olarak bilinir. Ayrıca ismi itibariyle de erken bakan anlamını taşıyor. Hem erken bakan hem hesap adamı olacaksın müritlerinin topluca yuvadan uçup gitmesini göremeyeceksin.
Anlaşılır gibi değil!..
TARAFTARLIK ZOR ZANAAT
İnsan bir fikre, bir cemaate, bir ekibe, bir tarikata mensupsa durumu zorlaşıyor. Olmadık işlerde yalan söyleyebiliyor. Her şey apaçık ortadayken gerçeğin aksini savunabiliyor.
Sevmekte mensubiyet gibi bir şey! Birilerini seviyorsan onda gördüğün her şeyi (olumsuz olsa bile) güzel görebiliyor, varsa hatası hoş karşılayabiliyorsun.
Geçenlerde elektrik zammıyla ilgili haberin arkasından AKP’nin televizyonlarından birinde elektrik zammıyla ilgili vatandaşın görüşü alınıyor. Muhabir yoldan geçen vatandaşa mikrofon uzatıyor. Elektrik zammıyla ilgili yorumunu istiyor. Vatandaş dersine güzel hazırlanmış, başlıyor inciler döktürmeye…
“Zam artık kaçınılmaz olmuştu. 6-7 senedir hükümet zam yapmamıştı. Dünyadaki artışlara paralel olarak hükümet mecburen zam yaptı.”
Konuşan adamlara baktım. Yüzlerinde kızarma yok. Yalan söyleyen bir adama benzemiyor.
Adam bakar kör mü? Kaşarlanmış profesyonel bir yalancı mı? Taraftarlığın verdiği bağnazlık mı? Sevdiğinden dolayı hissi mi düşünüyor? Anlamak mümkün değil.
Adamlar bu yılbaşında elektriğe %30 zam yapıldığından habersizdi. Temmuz’un başında ikinci % 30’luk zammı da unutmuşlardı. Bir yıl içinde üçüncü zam olan %10 zammın normal olduğu konusunda görüş bildiriyorlardı.
Acaba bu hal körü körüne sevmenin kaçınılmaz bir sonucu mu?
Yoksa taraftarlığın fanatik boyutlara ulaşmış hali mi?
Böylesi bir savunmayı bırakınız Müslümanlıkla, evrensel ahlak kurallarıyla bile açıklamak mümkün değil! |