Son Dakika    |     Sitene Ekle    |    Künye     |     Iletisim

MEHMET SIRAÇ DAĞDELEN


         MEHMET SIRAÇ DAĞDELEN

MEHMET SIRAÇ DAĞDELEN


12.Ekim.1995


Yıllar ne çabuk geçiyor. 13 yıl önce milletimiz değerli bir evladını çok genç yaşta kaybetmişti. Ülküsü olan, vatanı ve milleti için hizmet hayalleri olan birinin daha 40 yaşındayken kaybedilmesi gerek sevdikleri açısından gerekse mensup olduğu Türk Milleti açısından ne büyük kayıptır. Bunu birebir ilişkisi olan bizler yokluğunda daha iyi kavrıyoruz.


Mehmet iyi bir arkadaş, çalışkan bir öğretmen, dürüst bir idareci, iyi bir aile babasıydı. Yaşantısıyla, duruşuyla gerçek bir idealistti.


Uzun bir beraberliğimiz olduğundan şu anda zihnimden yüzlerce hatırası gelip geçiyor. Ama kaybedeceğimiz tarihten bir sene öncesi benim için daha unutulmaz hatıraları barındırıyor.


1993 yılında yurt dışı öğretmenlik sınavını kazanmış ve bununla ilgili olarak Ankara’da dil kursuna katılıyorduk. Beraber yer içer, aynı odada kalırdık. O almanca ben ise Fransızca kursuna katılıyordum. Silifke’ye gelişimiz gidişimiz de beraberdi.


Bu beraberliğimiz o kadar ileri boyutlara ulaştı ki gündüz hep birbirimizi görmemize rağmen akşam oturmalarına da giderdik. Sonra İmamlı köyünde yayla evi yaptırmak maksadıyla arsa aldı. Ama daha sonra Gökbelen yaylasında karar kıldık ve yayla evini aynı arsaya ve yan yana yaptırmaya karar verdik. Arsayı ortadan bölerek kura çektik ve belli aralıklarla inşaata başladık.


Yurt dışı göreve de Mehmet’le beraber gittik. Onun görev yeri Almanya Karsruhe idi. Ben ise Fransa Lyon’da idim. Aramızdaki mesafe 600 km. kadardı. Yurtdışına vardığımızın üçüncü ayı ve tatil olmuştu. Bir hafta boyunca ziyaretine giderek beraber olduk. Aynı şevk, aynı heyecanla çalışmasına devam ediyordu. Bulunduğu yöredeki Türklerin sevgilisi olmuş kısa zamanda. O kadar çok arayanı, soranı, davet edeni var ki arkadaşım adına gurur duymamam mümkün değil. Orada bulunan herkesle müthiş bir iletişim kurmuştu. Oradaki vatandaşlarımızın Almanlarla arasındaki iletişimi güçlendirmek için de girişimlerde bulunmuştu. Ben oradayken yörenin belediye yetkilileri ve Hıristiyan din adamlarıyla buluşma ve yemek vardı.


Hafta boyunca dertleştik ve çevreyi gezdik. Sonra görev yerime döndüm. Telefon görüşmelerimizde hep gurbetten dert yanmaya başladı. Burada hizmetin kutsal bir görev olduğunu ancak ailesinden ve biricik yavrusu Ülkü’sünden ayrı kalmaya dayanamadığını söylüyordu. Düşündüğünü yaptı ve gelecek öğretim yılında yurt içi görevine dönmek için dilekçesini yazdı. Silifke’ye döndü.


Zaman geldi geçti. Ben yurt dışında göreve devam ediyorum. Eşimle her konuşmamda ihtiyaçlarımı sıralarken: “Mehmet’e söyle, bana şunu temin etsin göndersin.”vb siparişlerimi veriyorum. Eşim “tamam söylerim” diyor, selam kelam faslı böylece devam ediyor.


Tatil yaklaşmıştı ve ben tatil için Silifke’ye gelecektim. Yine evimle telefonla konuşurken aklıma geldi. Biraz da siparişlerim vardı. Eşime “Mehmet’e söyle” diye başladım, sonra aklıma geldi, “yahu Mehmet beni hiç aramıyor, niye aramıyor” deyince eşim ağlamaya başladı. Meğer Mehmet vefat edeli aylar olmuş ama Mehmet’e olan sevgimi bildiğinden ve gurbette çok daha fazla üzüleceğimden aylarca bana söyleyememiş. Yani ben aylardır siparişlerimi verirken, selam gönderirken ve beni aramadığı için içten içe kızarken değerli kardeşim Mehmet ebedi istiratgâhında yatıyormuş. Duruma alışmak ve ölüm denen gerçeği kabullenmek benim için kolay olmadı.


Ölüm denen gerçek çok basit bir şekilde menüsküs ameliyatı bahanesiyle karşısına çıkmış ve gönül adamı, ideal adamı Mehmet Sıraç Dağdelen aramızdan 13 yıl evvel ayrılmıştı.


Sonrası beni daha da çok etkiledi ve Mehmet kardeşime sevgi ve saygım daha da arttı. Çünkü yurt dışında bir yıl gibi kısa bir zaman hizmet ettiği vatandaşlarımız ölüm yıldönümünde mevlit okutup programlar düzenlediler ve haberlere konu oldu. Kısa bir zaman içinde o kadar insanın sevgisini kazanmak her insana nasip olmazdı.


Yaşasaydı ülkenin içinde bulunduğu kötü durumdan dolayı büyük üzüntü duyardı herhalde… Çünkü milletin dertleriyle dertlenen gerçek bir dava adamı ve ülkü eriydi…


Nur içinde yatsın!..


 


 

Bu yazı 840  kere okundu

Bu Yazıyı Paylaş: Add to: Facebook.com Add to: StumbleUpon Add to: Yahoo Add to: Google

YORUMLAR

SON YAZILARI

KÖŞE YAZISI ve YAZARLIĞI ŞİMDİ İNTİKAM ZAMANI YORUMSUZ "YAĞLI HOŞAF İSTERÜK" YOLUNU BULMAK ASALET SORUŞTURMANIN GİZLİLİĞİ Gazeteciler Bayramı ÖZÜR ÜZERİNE ÖZÜR ÜZERİNE

YAZARLARIMIZ

Rüştü AYDIN Habibe Aydın Tuna M.Reşat ATA Duygu SUCUKA Bekir ZORBA Ali KAPLAN R.Mevlüt KAYA Mustafa Kandırmaz

ÇOK OKUNANLAR

Sikayetim Var !

1Trafik rezaleti. 2cadde ve sokak ışıklandırması 3GERİ DÖNÜŞÜM KUTUSU İSTİYORUZ 4soru 5İNSAN SAĞLIĞI 6Geridönüşüm noktaları 7sivrisinek ler 8hizmet mi eziyet mi.. 9cumhuriyet evleri aldatmacası 10Şehir içinde çöplük

YAZAR YORUMLARI

1 yaş sınırlaması 2 Ancak bu kadar olur. 3 İZAFİYET 4 KATKI 5 KADIN 6 BEDELLİ 7 nelere alıştık 8 TÜRK DİL KURUMU 9 harika 10 2012 ömss

HABER YORUMLARI

1 HAYIRLI OLSUN 2 İŞTE TÜRKİYENİN HALİ VE GİT GİDE KÖTÜYE GİDEN GİDİŞ HALİ GÖZ ÖNÜNDEDİR 3 SEDİR AĞACI VE ORMANLARIMIZ 4 TEBRİKLER 5 Çanakkale 6 ATAKENT İLÇE TEŞKİLATINA SELAMLAR 7 Abdullah EMİR 8 KAHRAMANLAR ÖLMEZ 9 tebrikler 10 HELAL SANA FUAT BAŞKAN

Anketler

En çok hangi rengi seviyorsunuz?
Beyaz
Kırmızı
Mavi
Mor
Pembe
Sarı
Siyah
Turuncu
Yeşil

Gunluk Gazeteler