TÜRK TELEKOMUN FRANSA GEZİSİ
Türk Telekom ikinci gezisini Fransa’ya yaptı. Türkiye genelinde en başarılı100 bayisini belirledi ve onları Fransa’nın Bordo Şehrine götürdü üç günlüğüne. İçlerinden bazıları vize sorunu çıktı 82 kişi gittik. 3 saat 20 dakikalık bir uçak yolculuğundan sonra Bordo Şehrine indik. Şehirde kısa bir turdan sonra şehir merkezinde bir lokantada yemek yedik. Yemekte ilk açıklama yemeklerin içinde İslam dinine mensup insanların yemediği domuz ürünlerinden olmadığını gönül rahatlıyla yiyebileceğimizi söylemeleri oldu. Daha sonra kalacağımız otele geldik odalarımıza çıkıp yerleştik. İlk dikkatimi çeken 5 yıldızlı otelde büyük restorandın olmamasıydı. Sorduğumuzda, gelen turistlerden herkesimden iş yapan esnafın faydalanmasını düşündükleri için yapıldığını öğrendik. Bizde nasıl bu iş, tatil için bir otele gittiğinde ne ihtiyacın varsa hepsini sana otelde sunuyorlar. Avrupa ülkeleri böyle düşünmemişler. Turist otelde yatsın lokantada yemek yesin, marketten alış verişi yapsın taksiye binsin gibi geliri herkese yaymışlar. Adamların yıllık turist sayısı ülke nüfuslarından fazla.
Tarihi değerlerini öyle güzel korumuşlar ki şehir merkezindeki iki, üç katlı eski tarihi binaları yıkıp yerine gökdelen yapmamışlar. Onları aslına uygun olarak restore etmişler kullanıyorlar.
Dikkatimi çeken bir diğer konuda temizlikleri, kaldırımlar tertemiz, bir tane çöp yok ağzı açık çöp bidonları yok. Alışveriş merkezleri, lokantaları, otelleri, kısaca hiçbir yerde pisliğe rastlamazsın. Bu konuyu çoktan çözmüşler.
Biliyoruz ki bizim atalarımız her gittiği yere hanlar hamamlar yaparak yaşamış temiz insanlarmış. Atalarımız bunları yaparken Avrupalılar daha tuvaleti bilmiyorlarmış onlara biz öğretmişiz ama çocukları boş durmamış öyle çalışmışlar ki temizlik konusunda bizi geçmişler. Adamlara hayran olmamak elde değil.
Yeri gelmişken anlatayım şemsiyenin neden icat edildiğini anlattılar. Şemsiye öyle yağmurdan korunmak için bulunmamış. Adamlar tuvalet ihtiyaçları geldiğinde evin içinde yaparlar pencereden sokağa atarlarmış pislik üzerimize düşmesin diye icat edilmiş. Yüksek topluklu ayakkabılarda öyle yolda yürürken paçalarına pislik bulaşmasın diye yüksek topuklu ayakkabıyı icat etmişler. Fransa’da bize anlatılan böyle.
Trafik kurallarını çok iyi uyguluyorlar. Sarı ışık yandığında onlar durmuş oluyorlar. Bizim şoförlerimizin uygulamadığı demeyeceğim bilmedikleri bir kural var döner kavşaklarda soldan gelene yol verilir. Hatta bizim kavşaklarımızda bu şoförün gözüne sokulacak şekilde birde yazı ile yazılı ama biz okuma yazma bilmiyoruz ki. Yaya kaldırımdan yola ayağını atmasıyla arabalar zınk diye duruyor arkadan gelen arabada ona toslamadan o da duruyor. Yayalar da sokağın ortasından yürümüyor karşıdan karşıya geçeceklerinde mutlaka yaya geçidinden geçiyorlar. Bordo şehri 70 bin nüfuslu bir şehir 2007 yılında 39 trafik kazası olmuş ölen ya da yaralanan yok.
Bordo şehri üzüm bağlarıyla, şarapçılıkla geçimini sağlayan zengin bir şehir. Üzüm ağlarına o kadar güzel bakıyorlar ki inanamazsınız. Atalarımızın “Bakarsan bağ olur, bakmazsan dağ olur” sözü var ya sanki orası için söylenmiş. Adamlar bağlarına öyle bir bakmışlar ki karşılığında da kaliteli ürünler almışlar. Bir şarap imalathanesini gezdirdiler bir kişinin 800 dönüm bağı var üzümlerin tam olgunlaşmaya başladığında iki tane helikopter kiralıyorlarmış, bağların üzerinde onları haftada bir uçurarak taze havanın gelmesini sağlıyorlarmış. Adamın kaldığı şatosunun yanında bir tepecik var o tepenin doğusundaki bağların üzümünden yapılan şarap dünyanın en kaliteli şarabıymış, litrelik bir şişe şarap 8 000 yüroya satılırmış. Rakamı doğru yazdım bizim paramızla 17-18 milyar (eski parayla.)
800 dönüm bağdan yılda 1200 şişe şarap üretirlermiş tabi bunlar 10 dolarlık şaraplar ama onların bir de yıllanmasını bekliyorlarmış, biz 2002 mahsulünü gördük, yani 7 tane 1200 şişe şarap. Bir de adam mütevazılık yapıyor diyor ki “Ben bu işi hobi olarak yapıyorum asıl işim parfümericilik” diyor.
Okuyucularım diyecekler ki elin gâvuruna bu kadar hayran mı kaldın. Doğrusu hayranlık sayılmaz adamlar Hıristiyan ama Müslüman gibi yaşıyorlar. Kiliselerini de gezdik, ibadet hanelerine saygı gereği fotoğraf çektirmiyorlar. Düşüncelerine bizde saygı gösterdik fotoğraf çekmedik.
|