Mevlüt Partal, Silifke/ Milliyetçi Hareket Partisi Mersin Milletvekili Kadir Ural, TBMM’de yaptığı konuşmada, Mersin bölgesinde tarım alanında yaşanan sıkıntıları gündeme getirdi. Her geçen gün biraz daha sefilliğe sürüklenen çiftçilerin durumlarının ne o
2010-02-14 - 16:34
Ural, “Çiftçilerimiz
fakruzaruret içerisindedir”
Mevlüt Partal, Silifke/ Milliyetçi Hareket Partisi Mersin Milletvekili Kadir Ural, TBMM’de yaptığı konuşmada, Mersin bölgesinde tarım alanında yaşanan sıkıntıları gündeme getirdi. Her geçen gün biraz daha sefilliğe sürüklenen çiftçilerin durumlarının ne olacağı hakkında AKP hükümetine sorular yöneltti.
Milliyetçi Hareket Partisi Mersin Milletvekili Ural yaptığı konuşmada, “Bölgemizdeki tarım toprakları "Kan eksen can biter." özlü sözümüz gibi mümbit topraklardır. Dünyanın en güzel muzu Anamur ve Bozyazı'da; üzümü, elması Gülnar'da; kayısı ve zeytini Mut ilçemizde; patlıcanı, salatalığı Aydıncık'ta; çileği, domatesi, Keben narı Silifke'de; şeftalisi, kirazı Mersin-Tarsus-Çamlıyayla'nın belde ve köylerinde; örtü altı seracılıktaki sebzeciliği ve limon, narenciye üretimi Erdemli-Silifke'de; mısırı ve buğdayı yine, en iyi şekilde Tarsus'ta yetiştiriliyor.
Sizler nasıl olduğunu bilmezsiniz belki ama ben işin içinden gelen bir arkadaşınız olarak size bu işin nasıl yapıldığını biraz anlatmak istiyorum. Çiftçimiz dağı taşı dişiyle tırnağıyla düzeltip, üzerine toprak çekip tarla hâline getiriyor dağı taşı. Yazın 40-50 derece sıcaklıkta, naylon veya cam seranın altında nefes almakta bile zorlandığınız o mevsimde bizim çiftçimiz tarlasını ekime hazırlıyor, ağustos, eylül sıcağında ürününü dikiyor ve serasının başında "çatma" dediğimiz iki göz bir ev yapıyor, kışın o çatmada yaşıyor çünkü gece gündüz, yağmur çamur demeden, ektiği ürüne gözü gibi bakmak zorunda.
Öyle zamanlar olur ki değerli arkadaşlar, kışın dondurucu soğukta insanlarımız seralarının içinde sabahlara kadar günlerce soba yakarlar. Elleri yüzleri soba yakmaktan kapkara olmuş ana babalar, bazen ürünlerini don vurmasın diye, çocuklarının geleceği için, çocuklarının üzerindeki yorganı, battaniyeyi getirirler, seraların üzerine örterler. O yağmur, çamur, soğuk içerisinde üretirler, inadına üretirler fakat tam ürünlerini satıp para kazanacaklarında İran'dan sebze meyve, Arjantin'den limon, Brezilya'dan veya başka ülkelerden muz ithal edilir. Bizim çiftçimizin ürünü de ihraç edilemez ise eli böğründe kalır. Çektiği krediyi, borcunu ödeyemez, bir sonraki yıla borçlu bir şekilde girmeye devam eder. Borcunu ödeyemeyince de tarlasına tapanına, evine barkına haciz gelir.
Ey Başbakan, ey Hükûmet, sayın AKP milletvekilleri; Mersin'in ilçelerinde, köylerinde yaptığımız gezilerde muhtarlarımız ve çiftçilerimiz dert küpü olmuşlar, her geçen gün köylerine değişik kurumlardan, bankalardan gelen avukat ve haciz memurlarının fazlalaştığından dert yanıyorlar. Bırakın memlekette suni gündemler yaratmayı, bırakın MHP milletvekillerine saldırmayı, bu çiftçilerimizin seslerine kulak verin. Çiftçimizin durumunun yedi yılda ne hâle geldiğine bir bakın. 2002 yılında, 57'nci Hükûmet döneminde örneğin muz, eski parayla 1,5 milyona satılıyordu. Şimdi muz 1,5 milyona satılamıyor. İhracat şampiyonumuz, eski Bakanımız, Mersin Milletvekilimiz Sayın Kürşat Tüzmen, Bozyazı ve Anamurlular bu resimde muz yerken çektirdiğiniz ve aldığınız notları konuşuyor. Bu notların gereğini yapmanızı istiyor. Sayın milletvekilleri, "Muzun raf ömrünü uzatmak için ne gerekiyorsa yapılacak." denildi fakat hiçbir şey yok. Muzun millî ürün olarak ilan edileceği
söylenildi, destekleneceği söylenildi ama hiçbir şey yok. Limonu çiftçimiz 600-700 bin liraya üretebiliyor AKP'li yetkililer çıktılar seçimlerden önce "Limonu 1,5 milyondan aşağıya satmayın." Dediler vatandaş da inandı. Şimdi limonu 600 bin liraya satamıyorlar. 600 bin liraya üretemiyorlar hatta. Ama maalesef şu anda 600-700 bin liraya limon satılamıyor. Mersin'in limanlarında, Mersin'in hallerinde Arjantin'den, Brezilya'dan, oradan buradan gelen limonlar geziniyor. Bunu değerlendirmenizi istiyoruz. Tarsus'ta mısır; Mut'ta zeytin, kayısı; Silifke ve Erdemli'de limon, domates; Gülnar'da üzüm, elma; Anamur Bozyazı'da muz; Aydıncık'ta salatalık, patlıcan üreticileri, velhasıl tüm Türk çiftçileri fakruzaruret içerisindedir. Rahat nefes almak istiyorlar. Vatanına, bayrağına, milletine, devletine bağlı, canını malını bu uğurda vermekten çekinmeyecek bu insanlarımız ürettiği ürünün satılmasını, ihraç edilmesini… üretimde kullandığı girdi masraflarının azaltılmasını, vergilerinin düşürülmesini, namerde muhtaç olmadan, başkalarına el açıp dilenmeden yaşamak istiyorlar.
Mut ve Silifke'deki fiğ destekleme ücretlerini geriye istiyorsunuz. Niye verdiniz, niye geriye istiyorsunuz? Silifke'deki sel afetinde zarar gören vatandaşlarımıza paralarını verdiniz şimdi geriye istiyorsunuz. Hem de 2004'te verdiğiniz parayı faiziyle beraber istiyorsunuz. Bu nasıl bir anlayış? Bunun, mutlaka hesabının sorulacağını da bilmenizi istiyor sayın çiftçilerimiz. Kaledibi Mahallesi muhtarı feryat ediyor: "Yüz yıldır kullandığımız arazilerimizi elimizden alıyorlar." diyor. Anamur'daki yaptığımız toplantıda Kılıç Köyü Muhtarı Veli Hazır yalvarıyor: "Altı buçuk kilometrelik yolum yok." diyor. Bunların mutlaka gündeme getirilmesini istiyoruz.
Çiftçilerimiz, Başbakandan "Ananı da al, git.", bakanlarından "Gözünüzü toprak doyursun." azarları duymak istemiyorlar.
Tokat-Reşadiye'de şehit düşen askerlerimizin faillerine "PKK yaptı." diyemeyen ama Tekel işçilerinin yaptığı hak arama mücadelesine "PKK karıştı." diyen zihniyeti kınıyor, Allah ıslah etsin diyerek yüce heyetinizi saygıyla selamlıyorum” dedi.
|
| Ali 2010-06-02 |
| ÖRNEK MUHTAR; |
9. Yazan Ali 01-06-2010 20:06
BİR YAZARIN KALEMİNDEN, BİR MUHTAR POTRESİ;
Birilerin derleriyle detlenebilen toplumumuzda kaç kişi vardır.Yaralarının sarılmasını bekliyen, acılarının dindirmesini istiyen, iniltilerini duyan ne kadar insan var acaba.?
Mahallemin mutluluğu benim mutluluğum, mahallemin insanlarının mutsuzluğu benim mutsuzluğum, yiyebilen babağiyit sayısı nedir, acaba?
Mahallesinin proplemleriyle uğraşmaktan, ihtiyaçlarını gidermekten,gençlerin kahve köşelerinden kurtulması için çaba sarfeden, kaç tane mahalle muhtarı vardır acaba?
(Komşusu aç iken, tok olan bizden değil.) hadisi şerifin neler ifade ettiğini düşünerek, hayatını sürdürmeye çalışan, kaç aile vardır acaba?
Sarılacak yaraların nasıl sarılması gerektiğini, ve kimlerle birlikte sarılmasını düşünerek haraket edene toplumun arzu ve isteklerini, hayatının birinci sayfasına yazabilen kaç tane mahalle muhtarı gösterebilirsiniz acaba?
Mahallesinin yeşil alanlarının çoğalmasını, cadde ve sokak isimlerinin belirlenmesini, insanların rahlıkla cadde ve sokaklarda dolaşa bilmesi, için ortam hazırlıyan insanlara ne kadar teşekkür etsek azdır.
Seçildiği günden beri mahallesindeki eksiklikleri gidermek için çalışan, Örneğin; 1- Mahallesine mahalle sakinlerinin yeteri kadar aktevitelerinden istifade edecek büyük bir aile parkı yaptırmış. 2- Mahalle sakinlerinin şehre gidiş ve dönüşleri için, bir münübüs hattını, mahallesinden geçirmek süretiyle, vatandaşlarının ulaşım sorununu çözmüş. 3- Mahallesine halkın araçlarını rahatlıkla park etmeleri için, yedi adet oto park yeri yaptırması. 4- Mahalle sakinlerinin sabah spor yapmaları için, mahalle içindeki park içine beş elamanlı bir firdeks aletlerini konulması. 5- Mahallesine bir sağlık ocağı yaptırması. 6- Mahallesine halkın rahatlıkla muhtaralık hizmetilerini alabilsin diye ,bir muhtarlık ofisi yaptırması. 7- Mahalle içinde eksik kalan, kanalizyonlarını bitirmesi. 8- Mahallesinin sokalarının her yerinin, pırıl pırıl ışıklandırmasını sağlamak ve mahallede hiçbir karanlık yer bırakmaması. Mahalle halkının dertleriyle, istekleriyle ve ihtiyaçlarının gidermesiyle ilgilenen Musallabağlar mahalle muhtarı sayın Şenay ÇOBANOĞLUndan bahsetmek istiyorum, değerli okurlarıma.
1999,2004 ve 2009 seçimlerinde Musallabağları Muhtarlığına seçilen Şenay ÇOBANOĞLU seçildiği günden bu güne kadar, mahalle sakinlerinin dertleriyle dertlenip, sorunlarına çare bulmak için çaba ve gayretlerini ortaya koymuştur.
Mesleğini seven bir kişi,Muhtar Şenay ÇOBANOĞLU hayatındaki çalışma felsefesi;
Musallabağlar Mahallesinde bir kişi huzursuz ve mutsuz olursa, mahallenin mülki amiri olarak bende huzursuz ve mutsuz olurum. Mahalle sakinlerinin mutlu olabilmeleri için, muhtar olarak elimden gelen her fedeykarlığı yaparım, ve öylede yapıyorum, yoksa muhtar olarak kendimi huzurlu hisedemiyorum, cümlelerini söyletiyor ona.
Kendisi bir emekli olduktan sonra , mahalle muhtarı seçildikten sonra ,Hakka hizmet, halka hizmetten geçtiği bilinci içinde hareket ederek, mahalledeki bütün insanların mutluluğunu istediğini yukardaki cümlelerde ne güzel anlatmıştır.
Günümüzde böylesine cefekar, böylesine fedakar, ve mahale sakinlerinin dertleriyle dertlenip, sevinç ve mutluluklarına ortak olan muhtarlara ve idarecilere, halkımızın çok ihtiyacı vardır.
Yaptığı icraat ve çalışmalarıyla, mahalle sakinlerinin gönlüde yer alan, muhtar Şenay ÇOBANĞOLU, mahalleyi bir insanoğlunun vucuduna benzetiyor, bir vucut azasının rahatsız olmasıyle bütün vucudun nasıl rahatsız olmasına neden oluyorsa, ortaya çıkan dert ve proplemlerin büyümeden halledilmesi, bütün mahalle halkının vesile teşkil edileceğine çoktan inanmış olarak hizmet vermeye çalışıyor.
Toplumdaki değerli ve saygın insanlar , önce kendi mutluluğu için değil, başkaraının mutluluğu için çalışandır. Sözünü muhtar Şenay ÇOBANOĞLU kendisine düstür edinmiş nitelikte çalımaktadır.
Dileğimiz böylesi muhtarlarımızın, ve her kademedeki yöneticilerimizin insanlara insan gibi muamele etmeleri ve onların dert ve sevinçlerine ortak olmalı.
Üstadın dediği gibi (Güzel gören, güze düşünür, güzel düşünen hayatından lezet alır.) Felsefesiyle insanlar bazında, gören ve düşünen ve bu şekilde hareket eden, müsbet hareket eden ve menfi olay ve düşüncelerden sıyrılabilenler bu toplumun en sevdiği insanlar zümresinden olacaktır.
Peygamber efendimiz bir hadisi şerifinde;
(Sizin en hayırlınız, insana faydası dokunandır.) Demektedir. Bu düşünce ile hareket eden fedakar ve cefekar, bütün insanları fikri ve zikri ve düşüncesi ne olursa olsun, her birisine hizmet etmeye, onların her birini kucaklamaya çalışan bu gibi insanların günümüzde de var olduğunu toplumumuzun insanlarına bidirmek bizlere düşen bir vazife olmalıdır.
Mütedeyyin, kendini bilen kişilere düşen görev elbette yukarıda belirtildiği olmalı diye düşünüyorum ve mahallesine bu güzel çalışmasından dolayı Musallabağlar mahalle muhtarı Şenay ÇOBANOĞLUunu tebrik ediyor ve kutluyorum. Mesleğinde başarılar diliyorum.
Yazar Alinin kaleminden.