Mevlüt Partal, Silifke, / Milliyetçi Hareket Partisi Silifke İlçe Başkanı Özer Özel, hükümetin görevinin ayrıştırmak olmadığına değinerek, “Ülke, birbiri ile müşterek oluşturamayacak kadar farklı insanların kafesler, duvarlar veya tel
2010-02-15 - 14:41
Özel, “Hükümetin görevi
ayrıştırmak değildir”
Mevlüt Partal, Silifke, / Milliyetçi Hareket Partisi Silifke İlçe Başkanı Özer Özel, hükümetin görevinin ayrıştırmak olmadığına değinerek, “Ülke, birbiri ile müşterek oluşturamayacak kadar farklı insanların kafesler, duvarlar veya tel örgüler arkasında, birbirleriyle zorla ve temassız yaşadıkları toprak parçası değildir. Devlet, insanların farklılıkları üzerine inşa edilerek ve farklılıkları korumak ve artırmak için örgütlenmiş yapılar demek değildir” dedi. Başkan Özel açıklamasında, “Millet ise farklılıklarını korumak isteyen, hatta farklılıklarını artırmayı amaçlayan insanların topluluk oluşturduğu beşeri yığın demek hiç değildir. Tarih, çağdaş devletlerin ortak duyuş ve düşünüş için bir araya gelmiş, beraber yaşamayı arzu eden insanların oluşturdukları uzlaşma alanları olduğunu ortaya koymaktadır. Bu uzlaşmanın günümüzdeki yöntemi elbette ki demokratik kurallar ve temel hak ve hürriyetlere riayettir.
Yine tarih, toplumla uzlaşacak müşterekleri azalmış olanların milletten koparak aynı geleceği paylaşmaktan uzaklaştığının örnekleri ile doludur. Elbette ki bir arada yaşamanın, insanlığın ulaştığı medeni seviye itibariyle baskı, zulüm, eritme veya yok etme ile sağlanamayacağı da açıktır. Bu itibarla, bugün AKP hükümetinin bir görevi, belki de en önemlisi, vatandaşlık hukukuyla kendisine bağlı saydığı insanların benzeştiği yönleri bireysel tercihlerine saygı göstermek şartı ile artırmaktır. Ayrıştırmak değildir.
Siyaset kurumu eliyle toplumda ortaya çıkacak olan benzeşme ile barış, refah, huzur ve gelecek üzerinde ittifak sağlanabilir. Böylesi bir kaynaşma sürecinin devam etmesi ile bir devlet çatısı altında ve millet kimliği ile yaşama arzusu güçlü ve kalıcı halde tutulabilir.
Bugün dünyanın millete dayalı güçlü ülkelerinin tamamına yakını yeni kimlik oluşturacak ve kolektif ayrılıklara yol açacak girişimleri reddeden anlayışları geliştirmişlerdir. Kaynaşma ile bir arada yaşama, farklılaşma ile ayrışma arasında istense de istenmese de yakınlaşma ve doğal paralellik olacaktır.
Kısaca aykırılıkların ayrılıklara; benzeşmelerin birleşmelere temayül göstermesi kaçınılmazdır. Farklılıklar sürekli vurgulanarak, körüklenerek, kışkırtılarak birlikte yaşama imkânı nasıl sağlanacaktır?
Önce üniter yapı içinde otonomi, sonra federasyon ve sonra bağımsız devlet kurma talepleri nasıl önlenecektir?
Yıllardan beri Avrupa Birliğinin dayatmaları ile sözde aydınların oluşturduğu işbirlikçi lobilerin baskısıyla bitmek bilmeyen taleplere karşı verilecek tavizin son sınırı nerede çekilecektir?
Aldıkça iştahı kabaran ve adım adım emellerine yaklaşan bölücülüğün duracağı yer neresi olacak, hükümetin direnci nerede ortaya çıkacaktır?
Birilerinin ayrıştırmaya, bölmeye yönelik talepleri demokrasi içinde görülecekse, bilinmelidir ki bizim misli ile göstereceğimiz tepkiler de aynı demokratik çerçevede olacaktır. Dikkatinize sunmak isterim, kesinlikle vermek istemeyenlerle, ısrarla almak isteyenler arasındaki engeller zayıfladığında, mesafeler kısaldığında, taraflar görüş menziline girdiğinde ortaya çıkabilecek gelişmeler hakkında aranızda bir fikri olan veya öngörü geliştiren var mıdır?
Özellikle açılım sürecini farklılıklar üzerine oturtmaya çalışanlar, PKK taleplerine göz kırpanlar bu sorulara gerçekçi bir cevap vermek durumundadırlar.
Bu cevapları vermeleri gerekenlerin hiçbir hazırlıkları yoksa, hatırlatmak isterim ki, hayatın müştereklerinin bağlayıcı kuvveti, farklılıkların zayıflatıcı etkisinden mutlaka üstündür” şeklinde konuştu.
|