8 Mart Dünya Kadınlar Günü Kutlamaları Kapsamında Mersin İl Özel İdaresi ve Kadın Erkek Fırsat Eşitliği Komisyonu işbirliği ile Suphi Öner Öğretmen Evi Toplantı Salonunda ?21. Yüzyıl Vizyonunda Türkiye`de Kadın-Erkek Eşitliği? paneli gerçekleştirildi.
2010-03-10 - 15:16
8 MART DÜNYA KADINLAR GÜNÜ KUTLAMALARI ÇERÇEVESİNDE DÜZENLENEN “21.YÜZYIL VİZYONUNDA TÜRKİYE’DE KADIN-ERKEK EŞİTLİĞİ” KONULU PANEL BÜYÜK İLGİ GÖRDÜ.
8 Mart Dünya Kadınlar Günü Kutlamaları Kapsamında Mersin İl Özel İdaresi ve Kadın Erkek Fırsat Eşitliği Komisyonu işbirliği ile Suphi Öner Öğretmen Evi Toplantı Salonunda “21. Yüzyıl Vizyonunda Türkiye’de Kadın-Erkek Eşitliği” paneli gerçekleştirildi.
Panele konuşmacı olarak, Marmara Grubu Vakfı AB ve İnsan Hakları Platformu Başkanı Müjgan Suver, Ka-Der Kurucu Üyesi Prof.Dr. Meryem Koray, Selda İlgöz (KEİG), ODTÜ’den Doç.Dr. Ayşe Gündüz Hoşgör ile Çukurova Üniversitesi’nden Prof. Dr. Gülseren Ağrıdağ katıldı. Toplantıda hazır bulunanlar arasında, Mersin Valisi Hüseyin Aksoy’un eşi Hülya Aksoy, Vali Yardımcısı Kadir Okatan, Akdeniz İlçesi Belediye Başkanı M. Fazlı Türk, Sosyal Hizmetler İl Müdürü Azmi Gülşen ve İl Genel Meclis Üyeleri ile çok sayıda STK temsilcisi vardı.
Günün anlam ve önemini belirten ilk konuşmayı İl Genel Meclisi Üyesi ve Kadın Erkek Eşitliği Komisyon Üyesi İlksen Sorguç Dinçer yaptı. Yaptığı konuşmada “21. Yüzyıl Vizyonunda Türkiye’de Kadın-Erkek Eşitliği panelini” Kadın Erkek Fırsat Eşitliği Komisyonu ve İl Özel İdaresi işbirliği ile yürüttüklerini belirten Dinçer, bunu bir başlangıç olduğunu ve bu tür faaliyetleri artarak devam ettirmeye çalışacaklarını ifade ederek, “1923’te Cumhuriyetin kuruluşuyla birlikte, kadınıyla erkeğiyle bir bütün olarak anayasamızın 10. maddesinde eşitlik vurgulanırken, 1926’da çıkan Medeni Yasa sonrasında çıkan yasalar ile 1930’da kadının seçilme hakkının tanınmasına öncülük etmiş bir ülke olunmasına rağmen, yine 1934’te milletvekilliğine seçilme hakkı yasal olarak varken geldiğimiz konumda eşitlik ne kadar, nerelerde neler var, bunları sunumlarla birlikte göreceğiz” dedi.
İl Genel Meclisi Üyesi ve Kadın Erkek Fırsat Eşitliği Komisyonu başkanı Bayram Ali Dede, ikinci konuşmacı olarak kürsüdeydi. Dede, konuşmasında Kadın Erkek Fırsat Eşitliği Komisyonu başkanlığının bir yana, bir arkadaş olarak böylesine anlamlı bir çalışmada düşüncelerini paylaşabilmenin çok büyük bir mutluluk kaynağı olduğunu ifade ederek, “1923 Yılında Laik Demokratik Cumhuriyetin kuruluşu ile büyük bir sosyal ve siyasi dönüşüm yaşayan Türkiye Cumhuriyeti, toplumsal cinsiyet eşitliğinin sağlanması konusunda benzersiz ülkelerden biridir. Bu dönem kadının kamusal alana katılımı, devlet eliyle destekleme yasal anlamda değişiklikler ve gelenek ve değerlerin görüşülmesi, Kadın Erkek Eşitliğinin sağlanmasının temelini oluşturmuştur. Eğitimin ve öğretimin birleştirilmesi, Türk Medeni Kanunun kabul edilmesi, kadınların seçme ve seçilme hakkının kazanılması ve buna benzer daha bir çok değişiklik, kadınları erkeklerle birlikte eşit yurttaş konumuna yükseltmiştir” diye konuştu.
İki oturumda gerçekleştirilen panalde oturum başkanlıklarını Marmara Grubu Vakfı AB ve İnsan Hakları Platformu Başkanı Müjgan Suver yaptı. Birinci oturumun açılış konuşmasında, 8 Mart Dünya Kadınlar Günü’nün, kadınların erkeklerle eşit haklara sahip olma mücadelesinin başlangıcı olarak kabul edildiğini belirten Suver, 1977 Yılında Birleşmiş Milletler genel kurulunun 8 Mart’ı kadın hakları ve dünya barışı günü olarak ilan ettiğini hatırlattı. Böylece 8 Mart’ın kadınların yüzyılı aşkın mücadele ve dayanışmasının hatırlandığı bir gün olarak devam ettiğini vurgulayan Suver şöyle devam etti; “Türk kadın hareketi Osmanlı dönemlerinde başlamıştır 1870 yıllarında ilk mücadele toplumsal alanda yer alma ve toplumsal farklılık kullanmada eşitlik üzerine idi. 1917 yılında İslam dünyasında ilk kez Osmanlı imparatorluğunda tek değişiklik kararı alındı. Bunu üzerinde özellikle durdum basını takip eden arkadaşlarım bunun nedenini çok iyi bilirler. ”dedi.
Birinci oturumun konuşmacılarından ilki, Ka-Der Kurucu Üyesi Prof. Dr. Meryem Koray idi. Koray, uzun yıllar insan hakları, özgürlükler ve eşitlikten söz edilirken, bu haklardan kadınlara pek verilmediğinden bahsederek, “1800’lü yılların sonunda, önce Yeni Zelanda’da sonra ABD de, 1920’lerde kadınlara, bunlar da insanmış, bunlar da vatandaşmış, aynı haklara sahipler diye oy hakkı veriliyor. O dünyadan bu dünyaya bir şeyler değişti, ama ne kadar sorusu hala kafanızın bir kenarında dursun. Değişen pek fazla bir şey yok. Kadının toplumda güçlenmesi adına oy kullandık ne oldu?. Hep erkek seçmek üzere oy verilmiş oldu.” dedi.
İlk oturumun ikinci konuşmacısı Kadın Emeğini İstihdamını Geliştirme Derneğinden Avukat Selda İlgöz idi. Yoksulluk ve istihdam konularında açıklamalarda bulunan İlgöz “Kadın gerçekten yoksul. Yoksulluğunu anlamak için normal yoksulluk kavramıyla kadını tartışamayız. Normal yoksulluk kavramı belirli bir seviyenin altında kalması demektir. Ya da insani ihtiyaçlarını kadının karşılayamayacak durumda olması demektir. Oysaki kadınların yoksulluğu normal yoksulluk kavramından çok daha özgün, kendine ilişkin bir kavramdır. Kadınların yoksulluğuna bakabilmek için toplumsal bir perspektiften bakabilmek gerekiyor. Kadın yoksulluğu tüm dünya yoksulluğu içerisinde en belirgin olarak göze çarpmaktadır. Siyasi partide emek için kadınlar ama seçilme olanağına gelindiğinde erkekler seçilir. Nerede bir erkeğin yapamayacağı bir iş var, yapmak istemediği ücretin az olduğu bir iş varsa, o işlerde genel olarak kadın çalışır.”dedi
İkinci oturuma geçildiğinde ilk olarak Orta Doğu Teknik Üniversitesi’nden Doç.Dr. Ayşe Gündüz Hoşgör konuşmacı olarak katıldı. Özellikle eğitim konusuna dikkat çeken Hoşgör, yapılan araştırmalar sonucunda kadınların eğitimini engelleyen nedenlerle ilgili bulguları sundu. Yoksulluğun çok temel bir neden olduğunu vurgulayan Hoşgör, “Sosyal ve kültürel içerikten bahsetmek elbette ki mümkün. Kadının toplumdaki konumu, yerel ana dili ev işi yapma, çocuk bakma, yine çocukların eğitimini engelleyen faktörler arasında. Kadın eğitim durumuna baktığımızda okur yazar olmayan % 17 gibi kadın nüfusu var. Çoğunluğu ilkokul terk ve mezun yaşlılar arasında. Lise ve üniversite mezununa rastlamak çok nadir. Yaşam boyu eğitim sınırlı ve Türkiye’de okulla eğitim kurumlarıyla bağlantıları yok. Çocukların durumuna baktığımızda ise Türkiye’nin % 33’ne karşıt gelen bir 24 milyon var. 0-17 yaş arasında yani 12 milyonu kız çocukları. Oluşan çok ciddi bir genç nüfus var. Burada da temel eğitimde bir yığılma var. Eğitimde % 11 gibi nüfus var. Okullaşma oranlarında ise ilköğretimde temelleşme oranı 96,50. %7 gibi bir grubun okul dışında kaldığını düşünüyoruz. İlköğretimde okullaşma oranı %58’e düşüyor. Biz burada konuşurken, 100 çocuktan 40’ı okul dışında bulunuyor. Yoksulluk eğitimde temel bir neden” diye konuştu.
Panelin günün son konuşmasını, Çukurova Üniversitesinden katılan Prof.Dr. Gülseren Ağrıdağ yaptı. Kadının doğurganlığından gelen sıkıntılarından ve aile içi şiddetten söz eden Ağrıdağ, törelerde kadına karşı bir şiddet uygulandığına ve bunların hiçbirinin şiddet uygulamalarına gerekçe gösterilemeyeceğini belirterek, “Bizim kültürümüz, bizim töremiz bu şiddeti uygulamamızı gerektirir, bunu yapmaya mecburuz gibi bir düşünceyi kafanızdan geçiriyorsanız, tam o anda kadına karşı ayrımcılık ve şiddetin başladığı anlamına gelir. Bu aslında bir insan hakkı ihlali suçudur. Doğurganlıktan kaynaklanan sorunlara değinmek istiyorum. Türkiye’de yasal evlilik yaşı 18 ama anne baba izin verirse 17’ye düşüyor. Yapılan araştırmalarda 2008 Yılında evlenme yaşı ortalamaları kentlerde 20’li yaşlar, köylerde ise 18 civarlarında. 2 yaş farklılık oluştuğu gözlenmekte. Mersin’de ise evlilik yaşı ortalama 22’dir. Doğurganlık eğilimindeki Türkiye’de ciddi bir değişme var. İsteyerek doğurmak isteyen kadınların oranı %1,6 ama doğurduğu çocuk sayısı 2,16. Ama bu aradaki bir fark istemeden doğmuş çocuk anlamında. Kırsal kesimde istemeden doğurma oranı daha da yüksektir.” dedi.
Panel karşılıklı soru-cevaplarla devam etti. Ardından “21.Yüzyıl Vizyonunda Türkiye’de Kadın-Erkek Eşitliği” paneline katılan konuşmacılara plaketleri takdim edildi.
|