Son Dakika    |     Sitene Ekle    |    Künye     |     Iletisim

EYLÜL


         EYLÜL


 


EYLÜL


  


 


Türkiye bu günlerde birçok tartışmanın içinde gerildikçe geriliyor. Allah hakkımızda hayırlısını versin. 7 senedir AKP Hükumeti ile yönetilen bizler bugün sınırlarımızı çevreleyen mayınlı araziden tutunda darbecilerin yargılanmasına varıncaya kadar irili ufaklı sorunları konuşuyoruz.


Bugün itibarı ile bu konularda hükumetle aynı düşünenlerin olduğu gibi bunun karşısında olanlarda var elbette. Kimisi de her devirde gösterdiği ürkek ve şaşkın yaratılışı doğrultusunda fikrini bile söylemekten aciz durumda her duyduğuna baş sallıyor.


     Bütün bunlardan farklı olarak düşünenlerde var elbette, onları bilenler bilir. Her devirde önce vatan, millet ve devlet  sonra ben diyenler. Bu sözleri sahiplenen herkes aslında beraberdir birdir. Fakat  yakın tarihimize şöyle bir göz atarsak bunun böyle olamadığını da görürüz .


1980 yılının 12 EYLÜL öncesinde hepimizin birçok acılar yaşadığı, milletimizin çocuklarının birbirine savaştırıldığı çok açıktır. Bütün okullarda anarşik olayların tırmandırıldığı ve orta okullara kadar sıçradığı akıllara durgunluk vermektedir. Dersleri boykot ederek öğretmenlere silah çekerek o gün devrim yapacaklarını iddia edenler, korku ve endişe içinde sahipsiz öğrencileri okul avlusunda sloganlar attırarak neye hizmet ediyorlardı?


İnsanlarımızın her kesiminden, her şehrinden bir arada yaşayanların en yoğun olduğu bir bölgedir ÇUKUROVA . Zaman içinde çok büyük göçler almıştır. Çukurova demek Adana, Tarsus ve Mersin demektir aynı zamanda. Hele 1980 öncesi,  benim doğup büyüdüğüm memleketim olan Tarsus; İlkokul tahsilim bitmeden önceydi,  büyük bir göç aldı. Daha sonra öğrenme şansını yakaladığım şu sebepten dolayı bu göçler olmuş. Tarsus’ ta o yıllarda CHP’ li Derviş Sefa Özşenoğlu ile Mersin’ de de CHP’ li Kaya Mutlu Belediye Başkanıdır. Yıllardır bunlar konuşulur ama yazılmaz hiç, işte ben diyorum.


Bu göçlerin normal bir göç olmadığını gelen insanların geldikleri yerdeki şartlarının yaşamaya elverişli asla olmadığını, hayvanları ile aynı yerde yatmak zorunda olduklarını ben şahsen müşahade ettim. Belki çocuk yaşlarda olacak ama bazı hatırladıklarımı benden büyüklere söylediğimde, sen çok iyi hatırlıyorsun bak ben senin kadar hatırlamıyorum, dediğine de çok rastladım. Bu insanlar elbette bizim insanımız itiraz etmeksizin ancak bu acele ve hiçbir hazırlık yapılmadan binlerce insan niye getirilir memleletlerinden, yoksa yıllardır söylenen o zavallı insanların CHP belediyelerine oy getirişimidir.    Bu doğruysa çok yazık ki doğru değilse bu şartlarda Afrikalı Zenciler bile Amerika’ ya götürülmedi.


     O günlerde devletin güvenlik güçleri bile anarşik olaylarda taraf olmuş durumdadır. Çocuklarımızı emanet ettiğimiz öğretmenler bile çeşitli dernekler adı altında siyasete,  düzeltiyorum anarşiye taraf olmuşlardır. Böyle bir ortamda öğrencinin eğitim ve öğrenim görmesi  ne kadar mümkündür. Mesela ben ortaokul  1. Sınıftayım zavallı arkadaşlarım ve ben, ders yapmak istiyoruz. Ancak 3. Sınıfta okuyan birkaç öğrenci geliyor ve öğretmenimize silah çekerek sınıfı boşaltın diyor. Bunu yapan öğrencilerin siyasi görüşünü açıklamayı çok


düşündüm. Açıklamayı doğru buldum. Bu öğrenciler dev-genç mensubu sol görüşlü denilen ler. Yahu bu yaştaki çocukların siyasi görüşü olsa ne olur olmasa ne olur değil mi? Bencede doğru fakat, bizim devir ve bizim okul bunların yüzünden derslerin bazılarını hiç görmeden, bazılarının öğretmeni de beladan kaçmak için askere gittiğinden maalesef sınıflarımızı beleş geçtik. Sadece geçtik hiçbir şey öğrenmeden ve anlamadan sınıf geçtik. Bunun anlamı bizim için o dönemde önemli olmadı ama ileriki okul hayatımızda o boşluk asla dolmadı. Sol görüşlü dediğimiz kendilerini bazen kominist bazen sosyalist bazen de son zamanlarda sosyal demokrat olarak nitelendirenler, Mustafa Kemal ve onun ilkelerini hiç anlayamamışlardır. Verdikleri mücadelenin kime hizmet ettiğini hala anlayamamış olanlarına rastlanabilir. Mustafa Kemal Türk Gençliğine koministliğin büyük bir tehlike olduğunu ve her görüldüğü yerde başının ezilmesini istediğini ben Karaman İmam Hatip Lisesinde bir sınava girdiğimde okulun duvarından okudum.


     Babamda beni ortaokula gönderirken bak anarşi var koministlerden uzak dur yoksa okul mokul yok demişti. Her etkinin karşısında bir tepkinin olması doğaldır. Çok az sayıda olsa da o dönemde karşı duran ve devletine bağlı gençlerde yetişti. 1969 yılında Alparslan TÜRKEŞ Türk Siyasi hayatına Türk Milliyetçiliği Ülküsünü ideolojik temel yaparak MİLLİYETÇİ HAREKET PARTİSİNİ armağan etti. 12 EYLÜL 1980 tarihine kadar yetiştirdiği gençlerle olağanüstü bir mücadele verdi. Gerçekten mensubu olmaktan şeref duyduğum Ülkücü Hareket o dönemde bir destan yazdı. Bakın bunları niye söylüyorum. O dönemde SOVYET RUSYA sıcak denizlere inme politikası gereği,  Türkiye’mizde DEVRİM HOKKABAZLIĞI adlı oyunu sergilerken Alparslan TÜRKEŞ ve ona inanan ÜLKÜCÜLER gerek MHP gerekse ÜLKÜ OCAKLARI çatısı altında kominist Rusya’ ya boyun eğmeyeceğiz dediler. Yoksa Türkiye ortasından utanç duvarı ıle ikiye ayrılan Almanya’ dan daha mı uzaktı Kominist Rusya’ ya veya Polonya, Bulgaristan, Çekoslovakya ve Rusya’ ya her açıdan bağlı Kızıl ordunun emrindeki  diğer sömürgelerinden daha mı dayanıklıydı. En güçlü Almanya bile doğu ve batı diye ikiye bölünmüştü. Hem de Hitler’ in 2. Dünya Savaşında üzerine yürüdüğü SSCB tarafından.


     Dünyada bunlar yaşandı. Türkiye’ de de yaşandı elbette ancak bütün bu zararlı akımlar çeşit çeşit isimlerle yaklaşık 30 un üzerinde o günkü adıyla sol fraksiyonlar başaramadılar. Çok şükür Mustafa Kemal ve Alparslan Türkeş’ in ısrarla Türk Milliyetçiliği ideolojisini savunan gençlik her alanda muvaffak oldu. Ne mücadeler inanılmaz kavgalar verildi. Efendim Devletin polisi var Jandarması var diyenlere, hangi polis hangi devlet gücü acziyete düşmemiştiki, yoksa 12 eylül zevk için mi yapıldı.


Ve İHTİLAL oldu. Oldu olmasına da Vatanperver Ülkücülerle, solcu, kominist, stalinist, leninist, maocu ve rüyalarını Moskova ve kızıl meydan süsleyenler aynı kefeye konuldu. Hadi onlar devlete karşı gelmişti sövmüştü hem de peki vatan-millet-bayrak-devlet diye her cefaya katlanan evlatlara bu zulüm niyeydi. Anarşik olayların yaşandığı günlerde makamı rütbesi hiçe sayılan devlet memurları ihtilalden sonra bu kadar pervasız ve korkusuz nasıl olabiliyordu. Ülkücü Hareketin Lideri ve MHP Genel Başkanı Alparslan Türkeş ve onun dava arkadaşları yargılanırken isnat edilen iddialara karşılık kendinden emin ve kararlı bir şekilde savunmasını yapmışlardır. Çünkü tek suçları vatanlarını sevmektir zaten.


1980 öncesi Ülkücü Hareket  ile ilgili daha geniş ve detaylı bilgiler www.ulkuocaklari.org  sitesinde yer almaktadır.İlgilenenlere duyurulur.


 


     Yukarıda sözünü ettiğim sol görüş ve benzeri partileri 1980’li yılların2. Yarısından sonra Yükselen Türk Milliyetçiliği rüzgarlarından etkilenerek fakat söylem olarak yıllarca öcü göstermeye çalıştıkları MİLLİYETÇİLİĞİ değilde aynı anlamı taşıdığını iddia ettikleri ULUSALCILIK kavramına sarıldılar. Milliyetçiyiz derlerse ne olur ne olmaz millet MHP saflarına katılır ne yaparlar sonra. Tabi kolay değil yıllarca CHP olarak amblemindeki 6 oktan birisi Milliyetçilik olduğu halde adını bile ağzına alma sonra işine gelincede çarşafa sarıldığın gibi sarılmak utandırıcı değildir. CHP lilerin unutmaması gereken 2 şey olmalıdır birincisi Atatürk TÜRKİYE CUMHURİYETİ DEVLETİNİ  Türk Milliyetçiliği Fikri üzerine inşaa etmiştir. İkinciside Cumhuriyet Halk Partisinin Temel İdeolojisi Türk Milliyetçiliğidir. Yüce ATATÜRK döneminden sonra hızla bu fikirden ve tavırdan uzaklaşılmıştır.


     Asıl şimdi ne yapmak lazım değil mi? Kara eylül silindir misali geçmiştir Ülkücülerin üstünden vatan hainleriyle,  vatanseverler neredeyse bir tutulmuştur. Yeniden aynı şeyleri yapmak akıl karı değildir. Hoş o gün acizleşmiş güvenlik güçlerinin yerini, her olayı bastırmaya nitelik ve nicelik bakımından yeterli  güvenlik güçlerimiz almıştır. Birkaç sene önce bazı merkezlerden yönlendirmeler  ve planlarla Ülkücüler tekrar sokağa yani kavgaya çekilmek istenmiştir. MHP Genel Başkanı Sayın Dr. Devlet BAHÇELİ büyük bir sabır ve metanet ile Ülkücüleri bu kavgalardan ve oyunlardan uzak tutmayı başarmıştır. İşte Lider olmanın gerektirdiği şartlar böyle zamanlarda ortaya çıkar. Kuşkusuz aynı oyunlara tekrar çekilmek istendiğinde MHP ve Ülkücü Hareketi Sayın Dr. Devlet BAHÇELİ sadece bir genel başkan olarak değil ÜLKÜCÜ HAREKETİN LİDERİ olarak sorumluluğu almış ve tabiri caizse omuzlamıştır. Cenabı Allah önce Başbuğ Alparslan TÜRKEŞ ve LİDER DEVLET BAHÇELİ’ den razı olsun.



 



 



 

Bu yazı 185  kere okundu

YORUMLAR

SON YAZILARI

UYGUR TÜRKLÜĞÜ ASLA YALNIZ DEĞİLDİR!!! EYLÜL DEVLET BAHÇELİ BİR MAYIN VARDI... Bir Tüccarın Mantığı Yanlış ve Doğru

YAZARLARIMIZ

Rüştü AYDIN Habibe Aydın Tuna Mehmet Reşat ATA Şadan KÖSE Duygu SUCUKA Ramazan KARAMAN Bekir ZORBA Efgan Ardıç

ÇOK OKUNANLAR

Sikayetim Var !

1sahurda ramazan davulu 2futbol okulu tarihleri

YAZAR YORUMLARI

1 nerden buldunuz bu entel danteli? 2 dayatma referandum 3 teşekkür 4 türklük 5 Hocalı katliamı 6 Geçmiş olsun 7 yazmış olmak için yazmak 8 toprakların peşkeş cekilmesi 9 Felluce 10 gönüller bir olsun

HABER YORUMLARI

1 Referanduma Hayır.. 2 Kendi anayasasını kendi seçenler 3 secım anketi 4 golcü 5 Başarılar dilerim 6 Talana Hayır 7 helal reislerime 8 REİSLERE SELAM OLSUN 9 kral futbolcu 10 HADİ MERSİN

Anketler

Hükümetin hazırladığı anayasa değişiklik paketinin oylanacağı refrerandumun sonucu sizce ne olur?
Evet
Hayır

Gunluk Gazeteler