KİMLİĞİNİ ARAYAN ŞEHİR
Mersin adı kulaklara hoş gelen, kendi bağımlılarını yaratmış, hor kullanılmış, yaralı bir kent…
Mersin kimine göre bir “başarı öyküsü”, çoğuna göre de kocaman bir “hayal kırıklığı”dır. “Başarı öyküsü”nü bilemem ama size hayal kırıklığının nedenlerini aklımın aldığınca anlatabilirim, Mersin adına büyük beklentiler yaratılmış olmasındandır hayal kırıklığı.Beklentilerne kadar büyük olur ise hayal kırıklıkları da o denli büyük olurmuş. Türkiye’nin ilk “serbest bölge”nin yarattığı beklenti ve umut çok büyük olmuştur. Adeta “vahşi batı” benzeri “altına hücum” durumlarını bir anımsayın. Geç kalanın yer alamayacağı, pasaportsuz girişin mümkün olmayacağı gibi algılamaları da katarak.
Sonra ne oldu? Ardından gelen göç dalgaları ve bir cennetin tahrip edilişi,çarpık kentleşmeye örnek gösterilecek nitelik taşıdı ,Mersin.
Mersin’e yıllardır bir kimlik aranır, ama bu güne kadar herhangi bir kimlikte karar verebilmiş değiliz.
Vali Hüseyin AKSOY’un son açıklamasına göre; tarım, tarıma dayalı sanayi ve turizm kenti olmalıyız. Deniz Ticaret Odası Başkanına göre ; Mersin bir deniz ticaret kentidir. Kürşat TÜZMEN’in gönlünde; lojistik merkez olması yatmaktadır. Ticaret Borsası Başkanı ise tarım ve gıda kenti demektedir. Büyükşehir Belediye Başkanı, sanat, spor ve fuarlar kenti olmasını istemektedir. Kimlik arayışına, bütün meslek odaları, yerel gazeteciler, hemen herkes müdahil olmaktadır. Ancak her nedense Mersin’in kimliği “bakanla bakılan” arasındaki ilişki benzeri, sürekli şekil değiştirmektedir. Belki de Mersin’in çok kültürlü, kaotik, dinamik yapısı, bütün bu arayışları etkileyip, herhangi birinin öne çıkmasını engellemektedir. Eğer yine de bir kimlik oluşacak ise bunda iç dinamiklerin olduğu kadar, dış dinamiklerin de etkilerini dikkate almalıyız. Bu noktada yakın zamanda komşu ülkelerle geliştirilen ilişkiler, yerinde ve gereklidir.
Mersin batılı turistleri çekememektedir. Ortadoğulu turistler burası için bir umut olabilir. Ancak nükleer santralle turizmin yan yana gelmesi biraz zor gözüküyor. Bu arada yılın, ancak altı haftasını dolu geçiren yazlık konutlar için çözüm üretmeliyiz.
Sanayi alanında ise; yine turizm ile ters düşebileceği için büyük ve ağır sanayi yerine, insan ve çevre ile uyumlu, KOBİ ölçeğinde yatırımlara daha çok ihtiyaç olabilir.
Tarım ve hayvancılıkta; çiftçilerin hali ortadadır ve birçoğu borç batağındadır. Girdi fiyatları üretimi kurtarmamaktadır. Ayrıca tarım ürünlerinin dış pazarlar bulma sorunu vardır. Ticaret, Mersin ile anılan bir olgu olmasına karşın, bunun “kaymağını” elit bir kesim yemektedir. Mersin ticaretine, vergi levhası Mersin de olmayan büyük şirketler damgasını vurmaktadır. Yani ticaret tabana yayılamamaktadır. Son yıllarda bütün bunlara ilaveten; kültür, sanat, spor şehri gibi kavramlar eklense de, birkaç organizasyonla bunların gerçekleşebileceği henüz söylenemez.
Evet, bugünkü hali ile Mersin e verebileceğimiz en uygun kimlik: Mütedil iklim koşulları, ucuz konut fiyatları, şehir içi ulaşım rahatlığı ile emekliler tarafından tercih edilen bir “Emekliler Kenti” ve her dört kişiden birinin işsiz olması nedeni ile bir “İşsizler Kenti” kimliğidir. |