GIDA FUARI VE DÜŞÜNDÜRDÜKLERİ
Mersin Gıda Fuarı, 14 ülkeden 250 firmanın katılımı ile 1-4 Nisan arası : “GAP ve Ortadoğu’nun dünyaya açılan kapısı Mersin” sloganı ile yapıldı. Çok değil yakın zamana kadar, tarımın önemini yitirdiğini ve yerini ileri teknolojik ürünlerin aldığını, çağımızın bilgi, iletişim çağı olduğunu ileri sürenler pek de az değildi. Toprağın giderek önemini yitirdiğini, Türkiye’nin zaten bol toprağı olduğu ve tarımda kendi kendine yeten on ülkeden biri olduğu gibi, bir sürü görüş ileri sürüldü.
Oysa, ülkemiz söylenenlerin aksine gıda ithalatçısı durumundadır. Son yıllarda yaşadıklarımız ve özellikle 2008 yılı ( kuraklık yılı), bizlere “kralın çıplak” olduğunu göstermiştir. Tarıma yönelmek artık tercih olmaktan çıkmıştır. Tarım, hayatın dayatması halini almıştır. İklim değişiklikleri, kuraklıklar, Çin ve Hindistan gibi nüfus yönünden kalabalık ülkelerdeki hızlı ekonomik gelişmelerin yarattığı gıda talebi; petrol fiyatlarının yükselmesi ile, bazı tahılların akaryakıt üretiminde kullanılması, dünya gıda fiyatlarını aşırı yükseltti ve bunun nerede duracağı şimdilik bilinmemektedir. Fiyat artışları bir tarafa, parası ile ürün bulmanın bile sorun olabileceği, adeta gıda üretiminin ve tedarik zincirinin kopabileceği gibi felaket senaryoları etrafta dolaşmaktadır.
Önümüzdeki yıllarda, küresel iklim değişikliklerinin, büyük insan göçlerini tetikleyeceği, bunun açlığa ve savaşlara sebebiyet vereceği söylenmektedir. Tarım ürünlerinde yaşanan fiyat artışları, dünya stoklarındaki azalma veya kısmen kıtlık yaşanması ve bunun bedelini diğer ülkeler gibi Türkiye de ödemekten kaçamayacaktır. Türkiye tarımı yeniden keşfederek, tekrar kendi kendine yeterli hale gelmesi ; hatta bir gıda ihracatçısı olabilmelidir.
İşte bu noktada; Mersin bölgesi dünyanın verimli topraklarına sahip olmanın yanında, iklim ve mevcut su kaynaklarıyla da önemli bir servetin üzerinde yer almaktadır. Mersin’de tarım sektörünün daha iyi noktaya taşınabilmesi adına bir “Tarım Master Planı” ihale edilmiştir. Önümüzdeki dönemde ise “Tarım Teknoparkı” ve bunun bir adım ilerisi olan “Tarım Organize Sanayi Bölgesi” ni faaliyete geçirerek Mersin’i Türkiye’de gıda politikalarında söz sahibi yapmak istenmektedir.
Mersin’in çok kimlikli yapısına en uygun düşen; tarım ve tarıma dayalı sanayi kimliğidir. Bunu da zaten rakamlar ortaya koymaktadır. Buna göre : Mersin ihracatının yüzde 60’lık dilimi tarım ürünlerinden gelmektedir. Kentte toplam istihdamın yüzde 58’ini yine tarım sektöründe çalışanlar oluşturmaktadır.
Kentimizin genç ve dinamik nüfus yapısıyla, rekabet gücü açısından, turizm ve tarım sektörlerinde fazla şansının olduğu bir geçektir.
O halde havamızı, suyumuzu, toprağımızı koruyarak 10 yıllardır ihmal ettiğimiz, tarım sektörümüzü tekrar canlandıralım! Bu tercih değil, hayatın ve dünya koşullarının bir dayatmasıdır. Toprakana vazgeçilmezdir. |