MERSİNLİLİK BİLİNCİ
Mersinlilik bilinci, son yıllarda Mersin’e düşünce jimnastiği yaptırtan düşünce insanlarının ortaya attıkları bir kavram.Mersin’e düşünce jimnastiği yaptırtan kent entelektüellerinin bir tanesi de, şüphesiz Abdullah Ayan’dır. Kendisini buradan selamlıyorum ve şehrimize katkılarının sürmesini diliyorum.
Mersinlilik bilinci deyince, insanın aklına hemen, doğduğun yer mi? Doyduğun yer mi? Sorusu geliyor. Genel olarak cevabımız: Doyduğumuz yer oluyor. O halde, nerede doğmuş olmanın ötesinde, doyduğumuz Mersin’e sahip çıkmamız ve Mersinlilik bilinci geliştirmemiz gerekmektedir. Doğal ve sosyal dokusunu büyük ölçüde tahrip ettiğimiz, Mersin’e böyle bir borcumuzun olduğunu düşünüyorum. Her ne kadar aslını inkar edenin,”haramzade” olduğunu kabul etsek de, gelmiş olduğumuz yerleri unutmadan yaşadığımız yere sahip çıkabiliriz.
Mersin’de henüz, buraya göç edenlerin, tam olarak entegrasyonundan bahsetmenin erken olduğunu kabul etmekle beraber, bir kent kültürü oluşturma yönünde ilerlediğimiz söylenebilir. Böyle bir sürecin, kent barışına, ekonomik ve sosyal hayatına, itici güç sağlayacağı tartışma götürmez.
İnsanların yaşadıkları yerlere sahip çıkmaları, onların oralardaki yaşam kaliteleri ve memnuniyetleri ile doğru orantılıdır. İşte bu noktada, yerel aktörlere ve kent egemenlerine büyük görevler düşmektedir. Daha önceleri de sık sık yazdığım gibi, Mersin’in talihsizliğini, merkezi hükümetlerle uyumlu olmayan, yerel yönetimlerinin olması, oluşturmaktadır. Ülkemiz gerçekleri ışığında, Ankara ile, siyaseten örtüşen kentlerin daha çabuk yol aldıkları, yatırımlarını daha erken tamamladıkları gerçeğini kabul etmeliyiz.
Göçler tarihini incelediğimizde, göç edenlerin hemen tamamına yakınının, göç ettikleri yerlerde kalıcı olduklarını görmekteyiz.Böyle örnekleri batı Avrupa’da yaşayan Türk’lerde gözlemlememiz mümkündür.O halde bu deneyimler doğrultusunda politikalar üretelim ve insanların entegrasyonunu kolaylaştırıcı önlemleri alalım.Daha açık ve gerçekçi olmak gerekirse, artık kimse göç edenlerin geriye dönmelerini beklemesin!Ancak Mersinlilerin yeni hemşerilerinden bazı istekleri ve beklentileri olduğunu da göz ardı etmeyelim.Mersin’de bir Mersinliler Derneğinin olması, hem dikkat çekici hem de aynı zamanda düşündürücüdür.
Mersinlilik bilinci oluşturma çabalarında, tek başına kent dinamiklerinin yeterli olmayacağını, paralelinde ulusal politikaların gerekli olduğunu ve “demokratikleşme” sürecinin kesintiye uğramadan devam etmesi gereğini düşünüyorum.Aklın yolu Mersin’e sahip çıkmaktan ve bu uğurda çalışmaktan geçer.Aksi durumu düşünmek bile, hepimize,her alanda sıkıntılar yaşatır.
Mersin’de yaşanacak “başarı öyküsü” ülkemize çok güzel bir model oluşturacak ve herkes bundan kazançlı çıkacaktır.
|