YENİ STRATEJİK ORTAK
Ekonomide; bütün yumurtaları aynı sepete koymamak örneğinde olduğu gibi, dış ilişkilerde de çeşitlilik yararlı ve gereklidir. Oysa 1950’lerden beri, Batı ittifakı içerisindeki politikaların, ülkemizi getirdiği nokta bellidir.
Türkiye soğuksavaş döneminde, NATO içerisinde anti–komünist ileri karakol görevini üstlenmiş bunda da başarılı olmuştur. Fakat Türkiye’nin bu “başarısının”, Türk Milletine ne kadar yararı dokunduğu tartışılır. Bize düşen iyi rolü oynadık. Sırf komünist olmama uğruna, alaturka kapitalizmi, işbirlikçi sermayeyi, hukuksuzluğu sineye çektik. Milyonlarca insanımıza acı çektirmeyi iyi başardık. Ama yine de “efendilerimizi” memnun edemedik. Onlarca yıl komşularımız ile kavgalı, küs halde yaşadık. Bırakın! Ticari ilişkileri, akrabalarımızı bile ziyaret edemedik.
Ancak 90’lı yıllardan itibaren değişen dünya dengeleri ve Batı dünyasının yaşadığı krizler ve açmazlar sonucu: Türkiye hem kendi içinde hem de komşuları ile farklı bir dil konuşmaya, ilişkilerini yeniden konumlandırmaya başladı. Ve bunun “meyvelerini” ekonomik ve siyasi alanda yemeye başladı. Türkiye günümüzde; yürütülen dinamik ve risk alan diplomasisi ile “bölgesel lider” konumuna yükseldi.
Şimdi; büyük ve sorunlu komşumuz Rusya ile bir balayı dönemi yaşıyoruz. Öyle ki; bu dönemi stratejik ortaklık olarak tanımlayanlar var. Rusya Devlet Başkanı Medvedev’in ziyaretiyle; 20 ye yakın anlaşma yapılarak, başta vizelerin kaldırılması olmak üzere enerji, turizm, ulaştırma ve güvenlik alanlarında da her iki ülke ticaret hacimlerini 5 yıl içinde 35 milyar dolardan, 100 milyar dolara çıkarmayı hedeflemektedir.
ABD-Türkiye, AB-Türkiye arasında güven bunalımı sürüyor. Batı’ya alternatif oluşturacak arayışlara girmemiz gerekir. Bu açıdan Rusya ve diğer komşu ülkeler ile yapılan anlaşmalar ve vize muafiyetleri gereklidir, doğrudur.
Bu ziyaret; ilimiz Mersin’i de yakında ilgilendiriyor. Nihayet Akkuyu Nükleer Santral’i yapımı start alıyor. 20 milyar dolar maliyetle, 7 yılda tamamlanması beklenen Akkuyu Santral’i daha uzun süre gündemimizi meşgul edeceğe benziyor. Daha önceleri de yazdığım gibi; Kazanlı – Seyhan turizm alanı ile Akkuyu Santral’inin bir arada yürümesi, bazı sıkıntıları beraberinde getirecektir.
Önümüzdeki dönemde: Rusya’nın giderek Almanya’nın yerini alacağı (ticaret-turizm vs.) ve Türk işgücünün Rusya tarafından talep edileceği gibi, birçok alanda büyük fırsatların olduğu dile getirilmektedir. Kültürel açıdan da Rus insanının bize Batılılardan daha yakın olduklarını ve benzerlikler taşıdıklarını söyleyebiliriz.
Anlaşılan; iki ülke arasında gelişen ekonomik, siyasi ve kültürel ilişkiler ışığında, Moskova’ya sadece komünistler gitmeyecek… |