YÜKSELEN TÜRKİYE
Toplumsal taleplerle yürütülen politikalar o ülkenin vicdanının aynasıdır. Ülkelerin vicdanları uluslararası toplumun vicdanı ile uyumlu olursa zamanın ruhunu yansıtabilir. İşte bu giriş cümlesi Türkiye’nin bugün ki durumunu göstermektedir. Türkiye kendisine yüklenen, toplumsal hafızasında bulunan, tarihi sorumluluk içeren bu yeni pozisyonundan kaçamaz. Bütün olup bitenlere, engellemelere rağmen gelişen, büyüyen, “bölgesel liderliğe” uzanan bir Türkiye var artık…
İşte o nedenledir ki, terör bir türlü durmuyor. Kısır siyasi çekişmeler, hukuk oyunları, bürokratik engellemeler bir türlü bitmiyor.
Genel seçimlere bir yıl, anayasa referandumuna, iki aydan daha az süre kaldı. Anayasa referandumu; içerdiği değişikliklerden ziyade, hükümete güvenoyu şeklinde algılanacaktır. Ve halk oylamasının sonucuna göre genel seçimler daha öne alınabilecektir. Referandum; Kılıçdaroğlu için seçim öncesi ilk ciddi sınav olacaktır. Ve yine referandum seçimlerin sonucunu etkileyebilecek öneme sahiptir. O halde önümüzdeki, bir yıllık dönem olağanüstü hareketli ve önemli gözüküyor. Ya Türkiye yoluna devam edecek, ya da önü bir şekilde kesilmeye çalışılacak.
Elbette dinamik ve aktif politika risk içerir. Gazze’ye yardım planı bir yol kazasıdır. 31 Mayıs hem Mavi Marmara baskınının hem de, PKK’nın tekrar acımasız eylemlerine devam kararı aldığı bir tarihtir. Gazze’ye yardım gemilerinin yola çıkması ile birlikte terör olaylarının çığ gibi artması arasında bir paralellik kurulabilir ve bunların rastlantıların sonucu olması zayıf bir olasılıktır. Unutmamalı ki, Türkiye İsrail’in kuruluşunu tanıyan ilk müslüman ülke olmuştur.
Yıllardır Türkiye’ye Avrupa Birliği’ne girmeye hazır olmadığı, üyeliğe kabul edilebilmesi için yeterli ekonomik güce sahip olmadığı söyleniyor. Haziran ayı sonunda açıklanan ilk çeyrek büyüme oranı %11,4 dür. Bu rakam dünyada Çin’den sonra ikinci büyüme oranıdır. Avrupa ortalama ise %1 oranında seyretmektedir. Yine haziranda ihracatımız geçen seneye kıyasla %13 büyüdü. Talebin büyük bir kısmı Irak, İran ve Rusya’dan gelmektedir. İran’da Türk firmaları gübre tesisleri kuruyor, bebek bezi ve hijyenik kadın ürünleri üretiyor. Sırbistan ile yeni yapılan antlaşmalar neticesinde bir milyar dolarlık yeni iş imkanı doğdu. 10 yıl öncesinde; Türkiye’nin finansal riskinin İtalya’nınkiyle aynı olacağı söylenseydi, bu kimse tarafından kabul görmez, çılgın bir fikir olarak kalırdı. Günümüzde komşularıyla iyi ilişkiler geliştiren, vize muafiyetlerini devreye sokan, düşmanlık yerine dostluk ve ticareti ön planda tutan bir Türkiye var artık…
Türkiye’nin bu atağı yepyeni bir soruyu beraberinde getiriyor: Kimin kime daha çok ihtiyacı var? Avrupa’nın mı Türkiye’ye Yoksa Türkiye’nin mi Avrupa’ya?. Yaşlı kıta hem ekonomik, hem de entelektüel anlamda güç kaybediyor. Türkiye kendi ayaklarının üzerinde duracak kadar güçlü.
2023 yılı, Cumhuriyet’in 100. kuruluş yıl dönümü… Bizim için çok önemli… Bugün dünyanın 17. büyük ekonomisi olan, Türkiye’nin o tarihteki hedefi dünyanın ilk 10 ekonomisi arasına girmektir. Eğer Türkiye ulusal bütünlüğünü koruyabilir ise bu hedefe çok kolay ulaşır ve sorunlarının büyük oranda halleder. Bunun bir hayal olamadığı, son 10 yılda alınan mesafe ile kanıtlanmıştır. Yani YÜKSELEN TÜRKİYE’nin yakın geçmişte ve şimdiki başarıları; gelecek 10 – 15 yılda yapılacakların bir güvencesidir.
|