HÜR ADAM
İşte size bir film daha. Mehmet Tanrısever’in yapımcılığını ve yönetmenliğini üstlendiği, Hür Adam adlı Said Nursi’nin hayatının ele alındığı film; Türkiye’de birçok tartışmaya yol açtı. Ve halen film üzerinden yakın tarihimize ilişkin tartışmalı alanlar su yüzüne çıkmaya devam etmektedir. Tarihimizle ilgili bir açlığın ve öğrenme isteğinin olduğunu filmler ve diziler üzerinden anlıyoruz.
Muhteşem Yüzyıl dizisi de buna benzer iddialar, görüşler ortaya çıkardı. Daha önceleri, Can Dündar’ın Mustafa filmi, Levent Semerci’nin Nefes filmi; yine yakın tarihimizle ilgili polemiklere yol açtı. 28 Ocak’ta vizyona girecek olan Kurtlar Vadisi Filistin ise uluslararası bir krize sebebiyet verecek potansiyele sahip. Bu arada çekim aşamasında olan İstanbul’un fethi ile ilgili Fetih filmi de benzer konuları gündeme getirmeye aday görünüyor.
Demek ki; iletişim çağında görselliğin, film ve dizilerin etkileri, tarih kitaplarından, akademik çalışmalardan daha fazla oluyor. Kamuoylarını etkilemek, yönlendirmek konusunda; internetin, sinemanın önemi giderek artıyor. Dünyayı ayağa kaldıran ve Tunus’ta devrim yaratan “Wikileaks” olayını da yine bu çerçevede değerlendirmek gerekir.
Günümüzde; sanallıkla gerçeklik iç içe geçmekte; kitleleri manipüle etmek kolay hale gelmektedir. Öyle ki; buradan benim sık sık aklıma gelen bir komplo teorisine değinmeden geçemeyeceğim. O da şu: ABD ve dünyayı yöneten ekip işi o kadar ileri götürdü ki; gelecek bir zamanda, Hollywood teknikleri ve medya aracılığıyla; canlı yayında dünya genelinde, üç milyar kişinin izleyeceği bir ortamda; bunlar, Mesih’in gökten inişini bile organize edebilirler, insanları buna inandırıp, daha sonra O’na biat ettirebilirler. “Aya iniş”i bile böyle bir senaryo olarak değerlendirmek mümkün.
Tekrar yere inip, Türkiye coğrafyasına dönecek olursak. Bizde de benzer durumlar yaşandığına ve yaşanabileceğine inanmak gerekir. Gücü ve parayı elinde bulunduranlar günümüz iletişim olanaklarını kullanarak istediklerini elde etme peşinde olabilirler. Türkiye gerçekliğinde “Cemaat” gücü ve etkisi ortadadır. 1980 öncesi sol grupların elinde bulunan, entellektüel birikim ve etkileme gücü; bugün “Cemaatin” eline geçmiş bulunuyor. İşte bu noktada; Hür Adam filmi izleyenlerini “çekim alanına” alarak, tarihsel bir gerçeklik ötesinde, iyi bir propaganda olarak duruyor.
Film kendi kulvarında, vermek istediği masaj açısından başarılı ve etkileyici. Etkileyici ve cumhuriyetle problemi olan insanlar açısından; son derece tehlikeli ve rövanşist bir yaklaşım içermekle. Türk toplumu zaten öteden beri meselelere akılcı yaklaşmaktan çok, duygusal bakmakta. Ve ülkemizde; mağdurluk, mazlumluk büyük prim yapar. Başarıya giden yol adeta mağdur yaratmaktan geçmektedir. Prim yapmak, oy almak, yandaş devşirmek isteyen önce “mağdurunu yaratmak” zorunda.
Said Nursi, yakın tarihimizin önemli aktörlerinden biridir. Yaşam biçimi, şiddet yanlısı olmayışı, Şeyh Said İsyanı’na karşı duruşu, doğu cephesinde Ruslara karşı savaşı ve Rus esareti; sade, trajik ve özverili hayatı O’nu saygın, mağdur, mazlum bir kişilik olarak görmeye yeterli. İşte bütün bunlar ve tarihi gerçeklikler bir tarafa; filmin dili, etkileme gücü ve vermek istediği mesajlar bir tarafa… Bunları birbirinden ayırmak gerekir.
Cumhuriyet devrimlerini ve dönemini; halkına yabancılaşmış, din düşmanı, faşist ve işgale uğramış gibi göstermek kime ne yarar sağlar? Eğer öyle olsaydı bugün Türkiye İslam ülkeleri arasında; insanı gelişmişlik, okur – yazar oranı, sanayi üretimi ve sağlıklı din anlayışı açısından; lider komunda olabilir miydi? Biraz insaf ve sağduyu lütfen! Bu ülkenin ekmeğini yiyenler olarak, bu kadar düşmanlık, mandacılık yapmak kimseye fayda sağlamaz. Bir emperyalist tertip olarak; dincilik ve bölücülük ne yazık ki; günbegün zemin kazanmaktadır.
Filmi ve amacını; yine filmden Said Nursi’nin şu sözleri gayet iyi anlatmakta: “Dünyanın şu anki en büyük devleti Amerika’nın bütün kuvvetiyle dini hakikatlere sahip çıktığını, Asya ve Afrika’da İslamiyetle beraber huzur ve saadet geleceğine kadar verdiğini, yeni doğan İslam devletlerini okşadığını ve onlarla ittifak ettiğini” bütün dünyaya ilan ediyor!
O halde; filmi bir “Ilımlı İslam Projesi” prodüksiyonu olarak görmek ve o şekilde değerlendirmek gerekir. |