KIYAMET BEKLENTİSİ
Her şey ne kadar birbirine bağımlı, ne kadar hassas dengeler üzerinde yaşamaktayız. Canlı bir organizma olan dünya, kendisi acı çekerken üzerinde yaşayanlara da ister istemez acılar yaşatıyor.
Zaman hızlanıyor, doğal dengeler bozuluyor, gelecek belirsizleşiyor. Ve bütün bunlara bağlı olarak insanlarda huzursuzlaşıyor. İnsan soyu “yaratıcı yıkımlar” deyimi ile tanışıyor. Evet; yeniden dirilişin, yeni bir düzenin kurulması için belki de yaratıcı yıkımlara ihtiyacımız var.
Kıyamet; her şeyin yeniden şekillenmesi, ayağa kalkması anlamını içeriyor. Yoksa bize tarihler boyu anlatıldığı gibi, toptan yok oluşu içermesi gerekmiyor. Dünya bugünkü haliyle, bir açmazı, tıkanılmışlığı yaşıyor. Doğu Blok’unun çöküşünü ayakta alkışlayanlar fena halde yanıldılar. Oysa; sömürüye, paylaşım savaşlarına spekülasyona dayalı “ Batı Medeniyeti’nin” hali ortada. Ne güzel demiş şairimiz: “Medeniyet dediğin tek dişi kalmış canavar”. O medeniyetin Libya’nın başına nasıl üşüştüğünü hep birlikte görmekteyiz.
Eğer, dünya üzerinde üretilen değerin yarısını, dünyanın yüzde ikisi paylaşıyorsa, burada bir sorun var demektir. Bu sorunun sonsuza değin böyle devam edeceğini düşünmek biraz saflık olur.
Vakti geldi; görüyoruz olup olmayacağını! Değişimin, dönüşümün gücü tüm dünyayı kapsayacak. Batı’da olmaz, bizde olmaz, Suriye’de, petrol krallıklarında, Japonya’da olmaz diyenler günü gelince anlayacaklar. Hatta bu “devrim”lerin geç kaldığını bile söyleyebiliriz. Başlangıçta cılız, zayıf görünen bir isyan, bir anda “domino etkisi” yaratabilir ve yaratıyor da.
Evrende yalnız değiliz, sahipsiz değiliz. Ömrü yeten görecek. Şimdi Libya semalarında boy gösteren batılı savaş uçaklarına kanmayın!
Değişimin, dönüşümün gücü, Batı üzerinde de kendisini gösterecek mutlaka. Batı’nın bütün bu olanlardan etkilenmemesi mümkün değil. Vakti zamanı geldiğinde Batı’da kendi yarattığı canavarın gazabına uğrayacak.
“Bu şarklı toplumlar hep diktatör çıkartır, demokrasi batılılara layıktır” diyenler, Hitler’in Franco’nun, Stalin’in nerede çıktığını unutmasınlar!
Dünya hızla değişiyor, dönüşüyor ve kimse bundan bağışık kalmıyor. Şuan yaşadıklarımız ve ileride yaşayacaklarımızı; “yaratıcı yıkımlar” olarak değerlendirmemiz gerekir.
İnsan soyunun kendi başaramadığı şeylerin “Tanrı’nın eliyle” yeniden şekillendiğine tanıklık etmekteyiz. O zaman üstadın söylediği gibi “enseyi karartmayalım” geleceğe umut ve güvenle bakalım. Mevla’m neylerse, güzel eyler. |