HEYECANLI GÜNLER
Akdeniz Oyunları’nın Mersin’e alınması ardından M.İ.Y.’nun Süper Lig’e çıkması; 12 Haziran seçimleriyle birleşince, kentte hareketlilik ve heyecan doruk noktasına ulaştı. Her seçim döneminde olduğu gibi bu günlerde de kentimiz siyasetçilerin akınına uğruyor. Geçen hafta sonu CHP lideri Kılıçdaroğlu; coşkulu ve kalabalık bir miting yaptı.
Metropol Miting Alanı’nın inşaat sahasına dönüşmesi sonucu; mitingler TSG yanındaki boş alana kaydırıldı. Bu alanın nihai bir çözüm yeri olamayacağı ortada. Böylece sorunlar yumağı Mersin’in bir sorunu daha ortaya çıkmış oluyor. Büyük mitinglerin, etkinliklerin yapılabileceği bir meydanımız maalesef yok.
Büyükşehirlerin, iddialı kentlerin olmazsa olmazları arasında devasa kent meydanları olur. Sadece Mersin değil, Türkiye’nin diğer kentleri de meydan yoksunu, büyük park, araç trafiğine kapalı bölge yoksunu, genelde boş olanlar yapılaşmaya yenik düşmekte. Seçim vaatleri, dikkat edin çoğunlukla yapılaşmaya dönük yapılmakta.
Kent merkezlerinde boş alanlar, yeşil sahalar yaratmak ancak ilçe belediyelerin kısıtlı imkanları ve üç-beş dönümü geçemeyen çalışmaları ile sınırlı kalmakta. Oysa büyük kentsel dönüşüm planlarından, geniş boş alanlar, meydanlar, parklar, oluşturmayı konu edinmemizin vakti çoktan geldi, geçiyor.
Yanlış anlaşılmasın, mahalle büyüklüğünde alanlardan söz ediyorum. Bir yerleşim merkezinin hele hele bir büyükşehirin kent statüsü kazanması için olmazsa olmaz kriterler vardır. Planlı bir kent, çağdaş toplu taşıma çok önemlidir. Mersin sadece dolmuşçuların inisiyatifine terk edilemez!
Raylı ulaşım araçlarına acilen ihtiyaç duymaktayız. Ayrıca bir deniz şehri olmamıza rağmen, deniz ulaşım araçlarından hiç yararlanamıyoruz. Değinmeden geçemeyeceğim: Türkiye’de büyükşehirler arasında “Halk Ekmek”ten yoksun kalan Mersin dışında başka bir kent var mı? Bilmiyorum. Buradan “halkçı belediyecilere” duyurulur!...
Mersin; otuz yıl aradan sonra, oyunların alınmasıyla, M.İ.Y.’nun Süper Lig’e çıkmasıyla, 12 Haziran seçimleri ve diğer bütün büyük projeleriyle farklı bir dönemeci, heyecanlı günleri yaşıyor. Dönemin ANAP iktidarı tarafından Mersin’de hayata geçirilmek istenen tüm olumlu gelişmeler, birinci ve ikinci Körfez Savaşları’yla kesintiye uğramış ve kentimiz son otuz yılını kaybetmiştir.
Marmara Havzası artık belli bir yoğunluğa, doyuma ulaşmıştır. Türkiye yeni cazibe merkezlerine ihtiyaç duymaktadır. Bulunduğu avantajlı coğrafi konumu ve yeni yükselen pazarlara yakınlığı itibariyle Doğu Akdeniz; İskenderun, Adana ve Mersin’in içerisinde bulunduğu Çukurova Havzası bu noktada önem kazanmaktadır. Sadece Mersin’i düşünmek, planlamak yetmez! Mersin ancak Çukurova Havzası kapsamında daha önemli daha cazip olabilir. İşte o yüzdendir ki, yeni havaalanı, bölgesel bir havaalanı olmak zorunda. Mersin Limanı, Serbest Bölgesi hem güneydeki sınır kapılarına hem de Antalya’ya yeni yollarla bir an önce bağlanmalı.
Seçimlere üç hafta kaldı. Dış ticaretten sorumlu Devlet Bakanı; Mersin’den aday. AKP burada üçüncü sıradan birinci sıraya yerleşmek istiyor. AKP iktidar gücünü elinde tutuyor. Ve o güçle daha rahat vaatlerde bulunabiliyor. Ülkemizde siyaset mekanizmasının nasıl çalıştığı malum. Umarız bu kez iş yine, ne kadar oy; o kadar hizmete dönüşmez.
Çünkü bekletilen sadece Mersin’in değil, bölgenin, tüm Türkiye’nin zenginliğidir. Bu zenginliği halkımızın hizmetine sunmak, parti siyasetinin üzerinde görülmelidir. |