SURİYE SANCISI
Bir Vakıfbank kuruluşu olan Taksim İnternational Mersin Otel’i 200 Milyon TL’ye el değiştirdi. Yaklaşık bir yıl öncesinde gerçekleşen bu satış sonrası Otel, kapsamlı bir şekilde, baştan sona yenilenmekte olup, Temmuz ayında yeni ziyaretçileri için hazır olacak. Ziyaretçileri ise ağırlıkta Suriyeliler ve diğer Arap ülkelerinden gelenler oluşturmakta. Önceki senelerden farklı olarak henüz turistleri görememekteyiz.
Metropol İş Merkezi ve çevresinde bulunan oteller, iş yerleri; bir – iki yıldır. Arap komşularımızla yaşanan ilişkiler ve vize muafiyetinin ardından yükselen; ticaret ve turizm potansiyeline, kendilerini yenileyerek kapasite artırımına gidiyorlar.
Örneklerini vermeye çalıştığım çevremde oluşan bir km2 alanla sınırlı gelişmeler. Diğer bölgelerde, şehirlerde olan gelişmeleri varın siz düşünün! Böylece komşularımızın değerini daha iyi anlarız sanırım. Kentimizde, bölgemizde hemen herkes büyük yatırımcısından, küçük esnafına kadar… Son yıllarda artarak devam eden turizm potansiyelini hesaba katarak işyerlerine büyük önem verdiler.
Son zamanlarda Arap turizmine bağlı hareketlilik ve yenilenme, kendini iyiden-iyiye belli etmeye başlamıştı. Ancak Tunus’tan başlayarak ta yanı başımıza Suriye’ye kadar uzanan “Arap Baharı” yaşanan güzel ve olumlu gelişmeleri en azından şimdilik durdurmuş gözüküyor. Başlarda aynı Mısır’da olduğu gibi, gelip geçici ve kısa sürebileceğini varsaydığımız Arap Baharı’nın Suriye ayağı korkulu ve tehlikeli hal almaya başladı.
Mersin kentinin, güney illerinin direkt olarak Arap komşularından yarar sağladığı ve etkilendiği gerçeği tartışma götürmez. Irak olayında olduğu gibi; Suriye’de de uzun zaman alabilecek istikrarsızlık, Mersin dahil tüm güneyi sıkıntıya sokacak konuma gelebilir.
Özellikle üç-beş aydır. İşlerin bıçak gibi kesildiğini hemen tüm sektörlerin olumsuz etkilendiğini gözlemliyoruz. Daha şimdiden bu sene ki turizm sezonunun, en azından Mersin ve bölgesi için ölü geçeceğini söyleyebiliriz.
Ortadoğu’da yönetimler değişiyor. Konjektürel olaylar Ortadoğu’da değişimi zorluyor. Tunus, Mısır, Libya, Bahreyn, Yemen derken, ikinci şiddetli dalga Suriye’yi vuruyor. Ama Suriye farklı. Tıpkı Kuzey Irak gibi, Türkiye’yi ekonomik-siyasi ve kültürel açıdan birinci derecede etkileyebilecek öneme sahip.
Cuma günlerini gerilerek bekler olduk. Cumaları hangi çapta olayın çıkacağı, ne kadar insanın öleceği endişesiyle yaşıyoruz.
On bir yıldır ülkeyi yöneten Beşar Esat; zaman kazanmaya, isyanları yatıştırmaya çalışıyor. Ama boşuna. Diğer Ortadoğulu liderlerde olduğu gibi, belli ki; onun da defteri bazı odaklar tarafından dürülmüş, hesabı kesilmiş.
Türkiye bütün bu olan bitenin dışında kalamaz, kalamıyor da zaten. Batı ile Arap diktatörleri arasında sıkışan Türkiye’nin işi hiç kolay değil! Arap ülkelerinde ki rejim bunalımlarının uzayıp gitmesi, hepimizi fena halde vurabilir. Türkiye’nin menfaati; kısa sürecek, az sancılı rejim değişiklerinde yatmaktadır. Aksi bir durum, her açıdan öngörülmez sonuçlar doğurur. |