DENGELER KORUNDU
12 Haziran genel seçimlerini, kaybedeni olmayan seçim ilan ediyorum. Daha iyisi nasıl olurdu bilemiyorum. Bir kere cumhuriyet tarihinin en geniş katılımlı demokratik ve meclise en fazla kadın milletvekili gönderen seçimini yaşadık. Sanki usta bir el milimetrik hesap yapmış olmalı ki; tüm tarafları memnun edebilecek bir sonuç çıkmış ortaya.
Oy sıralamasına göre; AKP iktidarını, üçüncü döneme oylarını artırarak taşıyor, kazanan tarafta.
CHP’de oylarını arttırıyor. Üç buçuk milyon yeni oydaş kazanıyor.
MHP, baraj altında kaldı kalacak derken, tüm yaşananların anti-propagandaların aksine tutunmayı, meclise girmeyi beceriyor.
BDP, yüzde onluk ülke barajı nedeniyle, seçimlere bağımsız adaylarla giriyor ve milletvekili sayısını hemen hemen yüzde yüze yakın arttırıyor. Böylece mecliste daha önceleri temsil edilen dört partide, ilginç şekilde, kazanan tarafta oluyor.
Seçmen; toplum mühendisliğine prim vermiyor. Sağduyulu davranıyor. Dengeleri korumak istiyor, macera aramıyor. AKP’ye sınırsız yetki vermiyor. Yani AKP’nin her istediğini, sorgusuz sualsiz gerçekleştirilmesini istemiyor. Başkanlık sistemine geçişi erteliyor. Yeni Anayasa için uzlaşı istiyor. Ama piyasaların tedirgin olmasına, işlerin bozulmasına müsaade etmeden, her şeyin yolunda devam etmesini sağlıyor. Koalisyonlara geçit vermiyor.
CHP’ye değişimini olumlu algıladım diyor. Yeni CHP’yi onaylıyor. Kılıçdaroğlu’nun bırakmasını değil de, yoluna devam etmesini, bir sonraki seçimlerde daha çok oy alabileceğinin sinyalini veriyor.
MHP’ye gelince, sen bana lazımsın, lütfen bizi bırakma! diyor. Seçmen; Türkiye’nin MHP’ye ihtiyacı olduğunu ve ilerde de olmaya devam edeceğini düşünüyor. Ama genel merkeze de gönderme yapmayı ihmal etmiyor.
BDP’ye, sana da ihtiyacımız var. Mecliste ol, yapıcı ol, yıkıcı olma, yasalar içinde, meclis çatısında sorunlarımıza çare ara! Kürt olmayan diğer adaylarınla birlikte, farklılıkların sesi olabilirsin, diyor.
Daha nasıl olabilir? Bu seçim düşünün ki, tüm taraflar memnun olsun, dengeler korunsun. Demek ki, bu millet aptal değil (!...) Yönlendirmelere, şuna-buna itibar etmiyor. Bundan sonraki seçimlerde yurttaş daha fazla dikkate alınmalı. Ayrıca bu seçim; CHP ve MHP’nin seçmen tabanlarının hassasiyetlerini gözeterek çıkartacakları listelerin daha çok oy alabileceğini bize gösterdi. Onca kırgınlığa engellemelere ve yanlışlığa rağmen aldıkları oy hiç de fena değil.
AKP, en gözde bakanlarını, has adamlarını, trilyonluk bütçeler ve envai çeşit projelerle, İzmir ve Mersin’in üzerine saldı. Ve kısmen başarılı oldu diyebiliriz.
Büyükşehirler içinde “düşmeyen iki kaleden” biri olan Mersin düştü (!...) Mega projelere rağmen İzmir hala direnmeyi sürdürüyor.
Kentimiz Mersin’de, önceleri yazdığım gibi, AKP üçüncülükten, birinciliğe oynamak istiyordu. Ve bunu yüzde birlik farkla CHP’nin önünde kalarak gerçekleştirdi. Artık kentimizde AKP birinci durumda. Seçim öncesi hiç temel atılmadı, çivi çakılmadı. İcraat için oy istiyordunuz. İşte size oy, işte birincilik. Şimdi sıra sizde, “ustalık döneminde” mazerete gerek yok! Hizmet bekliyoruz. Başka bahaneniz kalmadı.
O zaman sizin deyiminizle, hizmet sürsün, Mersin büyüsün! |