AKIL TUTULMASI
Kronikleşmiş birçok sorunumuza çare üretebildik. Mesela enflasyon, yıllarca bir numaralı sorunumuzdu. Ardından sağlık sorunları, ulaşım, bürokrasi gibi onlarcasına neşter vuruldu; çözüm üretildi; ama terör sorunu bir türlü çözülmüyor, çözülemiyor.
1984 Eruh baskını ile başlayan PKK terörü; otuz yıla yaklaşan süre ve elli bine yakın insan kaybı ile hala üstesinden gelemediğimiz en önemli sorunumuz olmaya devam ediyor.
Devler liginde oynamaya hazırlanan ve NATO’nun ikinci büyük ordusuna sahip Türkiye; bölücü terör ile baş edemiyor. Önüne 2023 yılı hedefleri koyan; bölgesel liderliğe ve komşularının sorunlarına “abilik” yapmak isteyen Türkiye, kendi terörünü sonlandıramıyor. Peki böyle bir durumda, ciddiye alınır mıyız? İnsana; sen git, önce kendi sorunlarını çöz! Demezler mi?
Libyalı, Suriyeli muhaliflerin, İstanbul’da ağırlandığı bir döneme rastlıyor, tırmanan terör olayları ve maalesef on üç şehit veriyoruz. Dile kolay on üç hayatının baharını yaşayan genç insan. Kaçırılan arkadaşlarını kurtarmak isterken ve tüm bölgede operasyonlar sürerken… Kısaca avlanırken, kendileri pusuya düşüyor, avlanıyorlar.
Otuz yıllık bölücü terör tarihine baktığımızda, çoğu zaman ihmallerle, vurdumduymazlıklarla, akıllara durgunluk veren hatalarla karşılaşırız. Başlarda üç beş eşkıya dendi. Geçiştirilmeye kalkışıldı. O üç-beş eşkıya gün geldi ordulaştı. Türkiye’den Orta doğu’ya, oradan Avrupa’ya, gelişti, büyüdü. Askeri, finansal, siyasi anlamda adeta kurumsallaştı. Kim ne derse desin. Karşımızda uluslararası boyutta ve her geçen gün daha da ağırlaşan biçimde, önümüze gelen bir durumla karşı karşıyayız.
Birçok alanda, reformlar, atılımlar yapan Türkiye, PKK terörüne çare üretemiyor. Evet, ısrarla PKK terörü diyorum. Çünkü sıradan Kürt kökenli yurttaşlarımızın bunlarla işi yoktur. Zaten son yıllarda kişisel, kültürel haklar babında önemli adımlar atıldı. Kürt yurttaşlarımızın ezici çoğunlu durumlardan memnundur. Ancak birileri var ki; onlara ne verseniz, nasıl davransanız yetmiyor. Hep daha fazlası isteniyor.
Mersin kentinde yaşamanın vermiş olduğu tecrübe ile rahatlıkla yazıyorum. Mersinliler olarak, Kürt kökenli yurttaşlarımızla birlikte iç-içe yaşıyoruz ve onların ezici çoğunluğunun bölücülükle, bölünmekle falan alakaları yok!
Bu bilinçle; Kürt yurttaşlarımızın, diğer tüm Türk milletini oluşturan halkların; insani, kültürel, demokratik haklarının geliştirilmesi, evrensel normlara ulaştırılması gerekir. Ancak terör konusunu bunlardan ayrı tutmak lazım. Terör ile mücadele her devletin meşru hakkıdır ve devam etmelidir. Türkiye artık şiddete, silahlı mücadeleye yer bırakmayacak kadar gelişti, demokratikleşti. Hak elde etmek isteyenler, haklarını pekala başka platformlarda arayabilirler.
Osmanlı İmparatorluğu’nun dağılma sürecinde yaşadıklarımız hala belleklerdedir. Birer Osmanlı tebası olan Ermeniler, Rumlar, Araplar nasıl kışkırtıldılar, nasıl birbirlerine düşürüldüler. Aynı durum şimdi Kürtlerle denenmek isteniyor. Öyle provokatif olaylar, öyle akıl tutulmaları yaşıyoruz ki; şaşıp kalmamak elde değil.
Türk milletini oluşturan, Türkiye halkı bu sefer, bu oyuna düşmemeli! Önümüzde birlikte yaşayacağımız, gerçekleştireceğimiz yeni bir Türkiye projesi, vizyonu var artık. Bunun hayata geçirilebileceğini, son yıllarda yapılanlara bakarak rahatlıkla söyleyebiliriz. Haydi o zaman; Türkiye düşmanlarının oyunlarını boşa çıkaralım. |