ÇÖKÜŞ
Daha önceleri görmediğimiz, bilemediğimiz olayları, gelişmeleri yaşıyoruz. Gün geçmiyor ki; yeni bir gelişme, felaket ya da sansasyonel bir şey olmasın.
Dünya yeni bir finansal krizin eşiğinde. Krizden, krize sürüklenen batı modeli finans sistemi, kendi içinde yeni krizlerle tanışıyor. ABD’nin kredi notunun düşürülmesi, Afganistan’da 31 askerinin öldürülmesi, aynı zamana denk geliyor. Süpergüç ve dünyanın bir numaralı ekonomisi olan ABD ağır bir darbe alıyor; adeta karizması çiziliyor. Uyguladığı savaş ekonomisi, yaptığı işgallerin bedelini ödüyor sanki.
Kredi notunun düşürülmesinden endişe ediliyor. Bunun zincirleme reaksiyon yaratmasından kokuluyor. Bir önceki finansal krizden 127 bankasının iflası ile çıkmıştı ABD. Avrupa o dönemde kriz yaşamıyordu. Bugünlerde Avrupa’nın başı Yunanistan ve diğer Akdeniz ülkeleriyle dertte (İtalya, İspanya, Portekiz). Böylece yeni bir krize ABD, Avrupa ile birlikte yakalanıyor.
Batı dünyası kendi yarattığı finansal modelin kurbanı olmaktan kurtulamıyor. Uzun vadeli borçlanmaya, sorunları ötelemeye, olmayan paradan harcamaya ve ürettiğinden fazla tüketmeye dayalı, hormonlu, makyajlı rakamlarla süslü bir finans sistemi daha ne kadar gidebilirdi ki?
Öyle bir sistem düşünün ki; manipülasyonla, spekülasyonla, şişirilmiş ekonomik verilerle; yanlı kredilendirme kuruluşları ile umuda, kağıda, borçlanmaya endeksli; gerçek verilerle, rakamlarla, üretimle fazla alakalı olmaya, hayal pazarlayan; kağıttan kaplanlardan oluşan borsa şirketleri, bankacılık sistemleri ile işleri götürmeye; dünyanın geri kalan kısmını sömürmeye onları soymaya ve haksız kazanç elde etmeye odaklanmış bir sistem.
İşte bu sistem çözülüyor, dağılıyor. Bütün cephelerinde mevzi kaybediyor. Dünyanın geri kalanı, ülkemizin de içinde bulunduğu ülkeler; maksatlı, faiz lobilerinin elindeki kredi derecelendirme kuruluşlarının, yanlı değerlendirmeleri sonucu; bu “ölü soyuculara” onlarca yıldır gelir transferi yapıyor.
Haksız ve fazla faiz ödemeleri sonucu, aşırı borçlandırılmış ülkeler bir türlü gelişemiyor. Açlıklarla, iç savaşlarla, doğal afetlerle boğuşuyor.
Ancak son dönemlerde farklı şeyler oluyor. Yaşlanan, tembelleşen üretimi azalan, tüketimi artan, rekabet edemeyen, geleceğinden yiyen bir Batı var artık karşımızda. Batı dünyasının sarsılmaz sayılan, yıkılmaz denilen kaleleri, mabetleri bir bir çöküyor. Batı kendi yarattığı canavarın esiri oluyor. Kendisi çökerken; dünyanın geri kalanında ki, iş birlikçileri, ortakları, halklarını köleleştiren despotlarıyla birlikte çöküyor.
Dünya artık başka ufuklara yelken açıyor. Önceleri olmasını hayal edemediğimiz şeyler oluyor. Gelecek; ekolojik, ekonomik ve siyasal anlamda; bütün öngörülemezliği ve kırılganlığı ile önümüzde duruyor. Yıllardır bize öğretilen, dayatılan doktrinler çöküyor. Sonsuza değin gideceği; kibirli teorisyenleri aracılığıyla her ortamda, pompalanan, reklamı yapılan; sömürgeci, güç kullanıcı, vahşi kapitalist sistem çözülüyor.
Daha önceleri yaşamadığımız “ilkler” ile tanışıyoruz. Dünya daha önceleri olmadığı oranda, doğal felaketlerle, toplumsal olaylara, finansal krizlerle sarsılıyor. Tüm bu yıkımlar, artarak, hızlanarak devam ediyor.
Evet, zaman hızlı akıyor, yıkımlar son sürat devam ediyor ve kimse bundan bağışık kalmıyor.
Para ve savaş baronlarının elinde çıkmaza sürüklenen, tahrip edilen, dengesi bozulan, canlı bir organizma olan Dünya; anlaşılan “ipleri eline alıyor” ve birilerini üzerinden atmaya hazırlanıyor!... |