İLERİ DEMOKRASİNİN GELDİĞİ SON NOKTA
Geçenlerde bir köşe yazarı başlık atmış: Erol Evgin nereli? Diye. Tabii birçok insanın, Erol Evgin’in nereli olduğuna dair fikirleri varmış. Kimi Rizeli, kimi Karamanlı, kimi Vanlı demiş. Kimi de; “yok yok vallahi billahi, doğma büyüme, İstanbul Modalı” demiş.
Kaderin cilvesine bakın ki; Erol Evgin hepsindenmiş. Yani anne tarafından Rizeli, eş durumundan Karamanlı, baba tarafından Vanlı ama kendisi doğma büyüme İstanbul Modalı’ymış. Vay be! Konu devam edip gidiyor…
Yine bir gazeteci arkadaşımız ünlü Dersimlileri saymış, liste uzun, say say bitmiyor. Bir diğer araştırmacı-yazarımız: Alevi-CHP ilişkisini sorguluyor ve Alevilerin, CHP’ye ilgisini hastalıklı olarak tanımlıyor. Bu ilişkiyi; “maktulün, katiline aşık olması” gibi değerlendiriyor. Sonunda iş dönüp dolaşıp Kamer Genç’in sünnetli mi, sünnetsiz mi, olduğunda, takılıp kalıyor.
Evet, maalesef böyle. Kamer Genç, sünnetli mi, sünnetsiz mi? Bu günlerde pek merak sardık. Kim, nereli, hangi etnik kökenden veya mezhepten? Tam bir komedi. İşte ileri demokrasimizin geldiği son nokta. Kim, nereli, hangi etnik kökenden veya mezhepten?
Cumhuriyeti kuranlar buna acaba böyle mi tasavvur etmişlerdi? Yıl: 2011, geldiğimiz nokta işte bu. Oysa Cumhuriyet yurttaşlığı kavramı bunu böyle öngörmez. Ulu Önder’in söylediği gibi: “Cumhuriyeti kuran, Türkiye halkına, Türk milleti denir” sözü kapsayıcı ve bağlayıcıdır. Cumhuriyetin kuruluşunun 88. yılında, ileri demokrasi adına, geldiğimiz yere bir bakın. Ey ahali; işi gücü bırakın, birbirinizin soyunu, sopunu araştırın!
Cumhuriyet Projesi yarım kaldı. Bardağın yarısı dolu, diğer yarısı boş. Cumhuriyet yurttaşlığı kavramı, ne yazık ki; kapsayıcı ve genel tanımlayıcı değil artık. Etnik ayrımcılık ve mezhepçilik revaçta.
Peki hiç düşündünüz mü? Sadece Türkiye’de değil, Ortadoğu coğrafyasında böyle politika güdülüyor. Neymiş efendim, Beşar Esad, Nusayri’ymiş ama halkının çoğunluğu Sünni’ymiş, o halde Esad gitmeliymiş. Ve yine İran; Şii’ymiş ve bu durumda nükleer güç olması sakıncalıymış
Dikkat edin! Tüm bölgeyi, İslam Dünyası’nı kapsayan bir fitne ile karşı karşıyayız. Bunun devamı hiç de “hayırlı” görünmüyor. Bir kere ayrıştırmaya başladınız mı, sonu gelmez.
Dersimiz, sadece Dersim olmamalı. Elbette Dersim’de yaşananlar gün ışığına çıkmalı ama bizim daha öncelikli sorunlarımız var.
Dersim, Suriye, İran derken… Sanki işin rengi ve boyutu kaçıyor gibime geliyor.
İnşallah yanılıyorumdur… |