Son Dakika    |     Sitene Ekle    |    Künye     |     İletişim

GÖRECELİK

Bekir ZORBA
bzorba66@hotmail.com
         GÖRECELİK

 

GÖRECELİK
 
            Hayat görecelidir. Yaşanılan döneme, eğitim durumuna, sosyal statüye ve ekonomik yapıya göre farklı algılanır. Elektrik enerjisinin daha yeni yeni şehirlere verilmeye başlandığı dönemlerde; yaşlı bir Yörük, gece yarısı köyünden şehre gitmek ister. Yaşlı Yörük köyünden şehre doğru yürür ve bir tepenin başına gelir. Bulunduğu tepeden şehre  bir bakar. Gece şehrin ışıl ışıl yanan görüntüsünü görür ve hayretle: “Aboo buna ne fitil ne de gaz dayanır” der. Daha önceleri elektrikle tanışmamış olan Yörük, elektriği bilmediğinden onu tasavvur edemediğinden şaşırır. Onun dünyası farklıdır ve yeni tanıştığı bu durum onun için inanılmazdır.
            Yine geçen yüzyılın başında; köylünün birinin eline, ilk defa bir ayna parçası geçer. Köylü; ayna parçasına şaşkın şaşkın bakar ve kendisini görür. Önceleri sadece suyun yansımasında gördüğü görüntüsü, bu kez tanımadığı bir cisimde gözükür. Ve der ki: “ Ey Allah’ım sen  nelere kadirsin.”
            Sonraları, televizyon ile yeni tanışan kimi insanların televizyonda gördükleri kişilerin; kendilerini gördüklerini varsaydıklarından, ayıp olmasın diye üstlerini, başlarını düzelttiklerine tanıklık edilmiştir. Bunlar gibi bir yığın yaşanmışlık anlatmak mümkün.
            Eğer işin bilimsel boyutuna geçmek istersek, orada görecelik ile ilgili bizi şaşırtan başka şeyler yaşanır. Görecelik veya Arapça deyimi ile izafiyet; izafi bakış açısı, ünlü fizikçi Albert Einstein tarafından kuramsallaştırılmıştır. Teoreme göre: Bütün varlıkların ve varlığın fiziki olayları izafidir. Zaman, mekan, hareket birbirlerinden bağımsız değildirler. Aksine bunların hepsi birbirine bağlı izafi olaylardır. Kabaca görülebilen tüm evren; bakanın, baktığı yere ve ortama göre şekillenen, biz öyle gördüğümüz için öyle algılanan bir yapıdadır. Aslında “gerçekte” ya da her neyse öyle olmak zorunda değildir.
            Bir de zaman-mekan boyutu var tabi. Işık saniyede üç yüz bin km. yol kat eder. Uzaklık ise; ışığın mekanda (evren) saniyede üç yüz bin km. gittiğine göre hesaplanır. Güneşin ışınları bize sekiz dakikada ulaşıyorsa, o zaman güneşin bize uzaklığı: 8 dakika yani 480 saniye, 480x300.000 km. uzaklıktadır. Bizim yaşadığımız boyutta her şey ışık hızı dalga boyutuna sabitlenmiştir. Hiçbir şey ışıktan hızlı gidemez. Teorik olarak ışık hızını aştığımızı düşünürsek, ışık hızının ötesine geçtiğimizi varsayar isek eğer. İşte o zaman, başka bir boyuta geçeriz ve görünen, bilinen her şey bize farklı görünür.
            Yıldızlardan bize ulaşan görüntü, onların geçmişteki görüntüsüdür. Biz onların, sadece bize ulaşmış olan yansımalarını görürüz. Güneşin ışınları dünyaya sekiz dakikada ulaşır. O halde bizim şimdi gördüğümüz, güneşin sekiz dakika öncesidir.
            Şimdi diyeceksiniz ki; “iyi de kardeşim bütün bunları niye yazıyorsun. Bunlarla benim ne alakam var. Gerçek yaşamımda, senin yazdıklarınla ne ilgim olabilir.” Evet haklı olabilirsiniz; ama yaşadığımız hayat ve hayatı algılayışımız, hayata bakışımız da aslında bir anlamda, evreni algıladığımız gibi görecelidir. Bakanın, yaşayanın durduğu yere ve şartlara göre oluşan, algılanan, şekillenen bir hayat ve yaşam serüveni…
            Bütün bunları niçin yazdım. Ben yirmi sekiz yıldır kesintisiz araba kullanıyordum. Şimdi arabasız “seyrediyorum”. İnanın yaşadığım şehri; dolmuştan, otobüsten ve yaya olarak çok farklı görüyorum. Daha önceleri hiç görmediğim, göremediğim açılardan farklı ve başka bir şehir görüntüsü ve hayat akışı var karşımda. Hayat benim için değişik görüntülerle ve değişik hızla akıyor artık.
            Araba ile arabasızlık arasında bu kadar değişken olabiliyorsa veya öyle algılanıyorsa, yaşanılıyorsa hayat… Acaba başka ölçeklerde, ortamlarda nasıl akıyor ve algılanıyordur. Varın gerisini siz düşünün!
            (Not: Yaşlı Yörük hikayesi, bir Mehmet Reşat ATA naklidir.)

Bu yazı 576  kere okundu

Bu Yazıyı Paylaş: Add to: Facebook.com Add to: StumbleUpon Add to: Yahoo Add to: Google

YORUMLAR

 b.zorba 2012-01-24
Ancak bu kadar olur.
Sevgili Üstadım!Biliyorsun seninle şu sıralar sadece bu şekilde iletişim kurabiliyorum.Canın sağ olsun!Mesaj yerine ulaştı ve anlayan anladı.Ancak bu kadar olur diyorum.Katkıların ve uyarıların için çok teşekkür ediyorum.Tekrar seni aramızda görmek dileğiyle...
 ZAFER ÖZDEMİR 2012-01-22
İZAFİYET
SEVGİLİ BEKİR,YİNE ETKİLEYİCİ BİR YAZI YAZMIŞSIN.KUTLARIM.
LAKİN BİRKAÇ HUSUS DİKKATİMİ CELBETTİ.BİRİNCİSİ;'İZAFİYET'KELİMESİNİN ARAPÇA OLDUĞUNU VURGULAMIŞSIN.BANA KALIRSA 'İZAFİYET'KELİMESİ EN AZ 3 - 5 ASIR TÜRK MİLLETİNİN KONUŞMA VE YAZMA DİLİNDE KULLANILMIŞTIR.DOLAYISIYLA,ARAPÇA ASILLI OLMASINA YAPTIĞIN VURGUYU BEĞENMEDİM.OYSA YAZININ İLERLEYEN BÖLÜMLERİNDE AYNİ DİLDEN (ARAPÇA KÖKENLİ)BİRÇOK KELİME KULLANMIŞSIN.'FARKLI GİBİ','HAYAT'GİBİ,'ACEBA'GİBİ,'SEYRETMEK'GİBİ VS.
EĞER MİLLİ DİLİMİZİN KABULLENDİĞİ BAŞKA MİLLETLERE AİT TÜM KELİMELERE BU ŞEKİL BİR AYRIMCILIK UYGULAMAYA KALKARSAK,KABUL ETMELİKİ ORTADA TÜRKÇENİN YÜZDE 5 İ ZOR KALIR.
İKİNCİSİ,ASLINDA SENİN ARABAN VARKEN DAHİ HAYATIN İZAFİ BİR HAYAT İDİ,SEN HİÇ ARABANLA KAZA YAPIP,BEDENİNE ACI VERECEK HERHANGİ BİR TRAVMA YAŞAMADIN Kİ (ŞÜKÜRLER OLSUN)GERÇEK BİR HAYATI GÖREBİLİRDİN.(ALLAH KORUSUN)MESELA HAYATINI GERÇEKLEŞTİRMEDE EN ÇOK KULLANDIĞIN BİR UZVUNUN YOKLUĞUNU BİR DÜŞÜNMENİ TAVSİYE EDERİM.BELKİ ÖYLE BİR GERÇEKLİKTEN ŞU ANKİ İZAFİ HAYATIN DAHA MUTLULUK VERİCİ DİYE DÜŞÜNEBİLİRİZ,HAKSIZMIYIM ?.
ÜÇÜNCÜSÜNE GELİNCE,YAZILARINI GERÇEKTEN İÇTENLİKLE TAKİP EDİYOR VE BU BABTA EHLİ OLAN FİLOZOF DOSTLARA ÖNERİYORUM.MERSİN İSTİKLAL GAZETESİ KEŞKE ULUSAL BİR YAYIN OLABİLSE....YİNEDE SEN VE SENİN GİBİ DEĞERLİ KADROLARI BARINDIRDIĞI İÇİN GÖNLÜMÜZDE ULUSAL BİR DURUŞU VAR...YETKİLİLERE EMEKLERİ İÇİN TEŞEKKÜRLER...
SON OLARAK,İZAFİ BİR TAKIM HESAPLARLA GEÇEN ŞU HAYATTA GERÇEK OLAN TEK ŞEY ALINAN VE VERİLENLERDİR....
HAK GİBİ,NEFES GİBİ,ZEVK GİBİ,KEYF GİBİ,BORÇ GİBİ,SEVGİ GİBİ,....
NE MUTLU Kİ SEN ALDIKLARINDAN ÇOK VEREN BİR YAZARSIN.MÜTEŞEKKİRİZ.
KEYF ALDIK.ALLAH YÜREĞİNE VE İLHAMINA KUVVET KATSIN.
SELAM HASRET VE SEVGİLERLE....
BAVULUN İÇİNDEKİ ADAM...

SON YAZILARI

YÖNETİCİLER NEREDE? 1 MAYIS 2012 İKNA KABİLİYETİ ÖFKEYE YENİLMEK YALAN GERÇEGİ DOST KİM, DÜŞMAN KİM BELLİ DEĞİL YUNANİSTAN, KRİZ VE BİLDİK DURUMLAR… VATAN TOPRAĞI DÜNYA ŞEHRİ MERSİN BEKÇİNİN SONU

KÖŞE YAZARLARI

ÇOK OKUNANLAR

Sikayetim Var !

1Cumhuriyet evleri 2Trafik rezaleti. 3cadde ve sokak ışıklandırması 4GERİ DÖNÜŞÜM KUTUSU İSTİYORUZ 5soru 6İNSAN SAĞLIĞI 7Geridönüşüm noktaları 8sivrisinek ler 9hizmet mi eziyet mi.. 10cumhuriyet evleri aldatmacası

YAZAR YORUMLARI

1 EVET SEVGİLİ BEKİR 2 uyanalım artık 3 tebrik 4 YORUM 5 biz kimiz 6 büyümüşte küçülmüş 7 EN İYİ OLMAK 8 yüreğine sağlık.... 9 mucizeler sonsuzdur 10 çok film hareketler bunlar

HABER YORUMLARI

1 Bu şehri sevmiyorum. 2 MUTFAKTA BİRİ Mİ VAR? 3 Güüüüüzeeeellll 4 ben beyaz saçlı bir arkadaşım 5 zor gunlerın adamı 6 çiftçi 7 mersin 8 Tebrik 9 Yanındayım 10 Muhteşem Süleyman...

Anketler

En çok hangi rengi seviyorsunuz?
Beyaz
Kırmızı
Mavi
Mor
Pembe
Sarı
Siyah
Turuncu
Yeşil

Gunluk Gazeteler