Konumuz Çiftçi Sorunları
(Çiftçi Sorunları Panelinden Notlar)
3 Kasım 2008 günü, Tarsus’ta yaptığımız toplantı ile Çukurova çiftçisinin sorunlarını tartışıp konuştuk.
Bu toplantıyı uzun süredir gerçekleştirmeyi düşünüyorduk. Üç sivil toplum kuruluşu olarak bir araya gelip nihayet bir tartışma ortamı yaratabildik. Bu kuruluşlar; benim temsilcisi olduğum Çevre Kültür Kooperatifleri Mersin Birimi, merkezi Mersin’de bulunan Seçilmiş ve Atanmışları İzleme Derneği ile Tarsus Muhtarlar Derneği’dir.
Katılımın geniş olacağı düşüncesiyle yaptığımız toplantı Tarsus Kaymakamı, Tarsus Belediye Başkanı, Tarsus ve Erdemli İlçe Tarım Müdürleri tarafından izlendi ancak çiftçi katılımı arzu edildiği oranda değildi. Her geçen gün daha çok mağdur oluyoruz diyen çiftçi-köylü vatandaşın, kendi sorunlarının konuşulacağı bir toplantıya yeteri kadar ilgi göstermemesini ne organizasyon eksikliğidir diye yorumlamak isterim ne de vurdumduymazlık. Bu bir kültür sorunudur. Herkes kendi sorununu konuşur, herkes kendi sorununu dile getirir ama herkesin beklentisi kendi sorunlarına bir başkasının sahip çıkmasıdır. İşte bizim temel toplumsal sorunumuz budur. Böyle olunca da, bu ülkenin sorunlarına ABD veya AB sahip çıkmaya daha doğrusu yıkmaya çalışırlar.
Basın orada, Tarsus’un yetkili yönetim mercileri orada; Mersin’den bu çalışma için panel yönetmeye, panel konuşması yapmaya gelen donanımlı insanlar orada; Ankara’dan, Mersin’den gelen stk temsilcileri orada; sorunların sahibi çiftçi, köylü de orada ama yeterli değil. Yani sorunları dinlemek, sorunları iletmek, sorunların çözümünde aracı olmak isteyen herkes orada, sorunlarım var diyen çiftçi kardeş, haberli olduğu halde orada değil. Çiftçi ve köylünün temsilcisi Tarsus Ziraat Odası Başkanı, “geleceğim ve konuşacağım” dediği halde orada değil. Nihayetinde o panelde Çukurova çiftçisinin sorunları konuşuldu, tartışıldı, rapor edildi ama bu toplantı 50–60 çiftçi yerine 500–600 çiftçi ile yapılsaydı çiftçi kardeşlerin sorunları çözüm aşamasında daha çok ilgi görürdü.
Hasat mevsiminin sonuna denk getirmeye çalıştığımız Tarsus’taki çiftçi sorunları panelimizi, ekim-dikim mevsiminin başında Mersin’de de yapmaya karar verdik. Oturumu yöneten Mersin Üniversitesi Çevre Mühendisliği Bölüm Başkanı Prof. Dr. Halil Kumbur’un, bu tür çalışmaların devam etmesi gerektiğini belirtmesi ve bu panelin Mersin’de de tekrarlanmasını istemesi, bu tür kültürel faaliyetleri devam ettirme açısından teşvik edici bir yaklaşım olmuştur.
Orada, o toplantıda, gerek konuşmacılar gerekse çiftçi ve köylüler tarafından dile getirilen çiftçi sorunları, devletin, bu ülkeyi yönetenlerin bilmediği sorunlar değil elbette ki. Ancak tüm tartışmalar bu sorunların giderilmesi ve çözümü konusundadır. Türk tarımının desteklenmek yerine kösteklendiği, her platformda söylenen, konuşulan, dile getirilen tezlerdir. Tarım ülkesi olmamıza rağmen tarımın sürekli geriye gittiğini belirten tezlere, yaptığımız çitçi sorunları toplantısıyla ışık tutmaya çalıştık. Sorun sahiplerini dinledik, sorunları ana hatlarla derlemeye, söz alıp soru soran ya da sorunlarını sıralayan çiftçinin sözlerini aynen kaydetmeye çalıştık. Bunlar nedir diye bakacak olursak;
- Tarımdaki girdiler aşırı derecede pahalıdır. Mazot, gübre, ilaç, tohum, vs, Amerika ve Avrupa çiftçisinin yanında kat kat pahalıdır.
- Önceleri pamuk ekilirdi, alternatif ürün olarak buğday vardı. Sonraları mısır, ayçiçeği gibi şaşkınlıklar yaşanmaktadır. Bu bakımdan Çukurova çiftçisi bir çıkmaz içindedir.
- Dağda su var, barajlarımız da var ama dağlık kesimde su kullandırılmıyor.
- Çiftçi için pazarlama sıkıntıları yaşanmaktadır. Mesela domates, mesela karpuzda yaşanan sıkıntılar. Malı alınmayan çiftçi bir darbe de oradan yemiştir.
- Tarımda dışa bağımlılık devam etmektedir.
- Sanayiciler üretilen malları alt birimlere ayırarak iç kullanıma sunmalıdır.
- Çiftçi kendi klasik yöntemleriyle geçinemez duruma gelmiştir. Buğday üretecek kişinin gübre alabilmek için ne kadar sıkıntıda olduğunu bilmek gerekir. Olanaksızlıklardan dolayı kimyasal gübre yerine hayvan gübresi kullanılmaya başlanmıştır.
- Çiftçiye sunulan birçok destek yerinde ve zamanında olamıyor.
- Vatandaşın her şeyi devletten beklemesi son bulmalı, sivil toplum inisiyatifinin oluşması gereklidir.
- Tarım üretim, pazarlama, istihdam anlamında sıkıntılar yaşamaktadır.
- Türk Milleti kendi iç dinamiklerini oluşturup sıkıntıları aşamazsa gelecek iyi gözükmemektedir.
- Tarım ve tarıma dayalı endüstri ve kurumlar bir bir yok edilmektedir. Süt Endüstrisi, Et-Balık, Tariş, Tekel, Fiskobirlik, ÇUKOBİRLİK vardı, bugün hiç birisi yok artık.
- Dayatılan IMF politikaları, Türkiye’nin Cumhuriyet sırasında oluşturulan kurumlarını yok etmiştir.
- Çiftçi desteklemeleri ‘desteklememe’ olmuştur.
- Devlet devekuşunu oynamaya başlamıştır.
- Çiftçi mutlu değildir, ayrıca umutsuzdur.
- Devlet çiftçi kesimiyle ilgili sürekli projeler üretmeli, Türk tarımı sorunlarının çözümü için Vali bazlı desteklemeye geçilmelidir.
- Çölde bile domates üretilirken Türkiye’de gizli eller tarımı yok ediyor.
- Çiftçi-köylü perişan haldedir, borçludur. Desteklemeler 11 ay sonra veriliyor. (Tarlamızı ekemiyoruz, zor durumdayız.)
- (Domates dalında 100 bindi (10 kuruş), toplatmadım dalında bıraktım, aracılar 700–800 bine (70–80 kuruş) dışarıya gönderiyor.) Çiftçinin üzerinden rant sağlayan bir kesim var.
- Alınmış olan fidanlar doğru çıkmadı. Fidan desteklemesini hala alamayan çiftçiler var.
Tarsus Tarım İlçe Müdürü’nden gelen cevabi açıklamalar ise şu şekilde idi:
- Ekilen her araziye destekleme verilmiyor
- Pamuk fazla ekilsin diye pamuğa daha fazla (380 lira) destekleme veriliyor.
- Havyacılığa bir miktar destekleme veriliyor.
- Fidan konusundaki yanlışlık sadece 2004 yılında olmuştur.
- Arazi varlığının %35’i, hayvan varlığının %50’si Tarsus’ta olmasına rağmen personelin %6’sı Tarsus’tadır. Dolayısıyla personel sıkıntısı yaşanmaktadır.
Bu panelde ele alınan, Çukurova çiftçisinin sorunlarını, konuşmacıların ve çiftçilerin kendi sözlerinden derleyerek ana hatlarıyla vermeye çalıştım. Her bir başlık kendi altında geniş kapsamlı olarak değerlendirilmelidir.
Burada konuşulan, tartışılan, yazılan, çizilen sorunlar aşağı yukarı Türk çiftçisinin ortak sorunlarıdır. Doğudan batıya, kuzeyden güneye tarım ve hayvancılık sektörü benzer sıkıntıları yaşamaktadır. Yaz mevsiminde gittiğim Trakya’da gördüğüm sulama motorundan traktörler; geçen kış yaptığımız Şanlıurfa’daki mağara besiciliği incelemeleri; GAP’la ilgili çalışmalarımızda gördüğüm sulama sorunları; Türk tarımının, ülkenin değişik köşelerindeki sıkıntılı örnekleridir. Trakya çiftçisi borcunu ödeyebilmek için traktörünü satıp sulama motorlarını traktöre çevirirken, Güneydoğu çiftçisi çeşitli imkânsızlıklar ve desteklenmemekten yakınıyor. Çukurova çiftçisi ise her geçen gün artan borç ve azalan desteklemelerden şikâyetçi. Ege çiftçisi için durum farklı mı? Değil tabi ki. Devletin tarıma dönük bir eğitim politikasının olmaması ise bir başka açmaz.
Türkiye, bir tarım ülkesi olarak, dünya ülkeleriyle rekabet edebilmek için önce çiftçi sorunları aşmak zorundadır.
05.11.2008
Duygu Sucuka
dsucuka@hotmail.com |