Küresel Sıkıntılara Küresel Umut OBAMA
Küresel ısınma, küresel terör, küresel kriz derken küresel umut OBAMA çıktı sahneye.
Tüm küresel çaresizlik ve zorluklara karşı gelmiş bir umut gibi algılandı ABD’nin yeni Başkanı Barack Obama. Bu algılamanın tüm dünyada böyle olduğunu sanmıyorum ama en azından bizde böyle.
ABD’nin Ortadoğu’ya dönük planlarından, Büyük Ortadoğu Projesinden ürken çevreler Obama’nın sanki aynı düzen üzerine devam etmeyeceği algılamasına kapılmış olmalılar. Unutmamak gerekir ki, ABD’nin yönetim anlayışı, dünya politikası, öyle kısa sürelerle değişmez. On yıllar hatta yüz yıllarla işler onların ileriye dönük yönetim anlayışları.
Obama Başkan olunca dünya için neyin umudu oldu, henüz anlaşılmış değil ama Türkiye için umuttan öte çetin bir dış siyasetin başlangıcı olacağı, onun seçim kampanyasında verdiği sözlerden anlaşılıyor. Şimdi oturup düşünmeye başladık, ya Ermeni meselesine seçim söylemlerindeki gibi yaklaşırsa; ya Kıbrıs için arzu etmeyeceğimiz bir tavır koyarsa; ya Irak konusunda bölünmeyi destekler, Kuzey Irak’ta Türkiye için zorlukları devam ettirirse diye.
Aslında yukarıda da dediğim gibi, ABD’nin yönetsel politikaları, ileriye dönük plan ve projeleri öyle her başkan değişimiyle yeniden şekillenmez. Ancak şu olabilir; mesela Clinton döneminde dünya üzerinde daha barışçıl ve yumuşak bir politika izlenmişti. Bush döneminde daha savaşçı ve katı bir yol tercih edilmişti. Şimdi Obama dönemi biraz ılımlı geçerse daha sonraki getirilecek başkanla bu denge tekrar sağlanır. Yani bir öyle bir böyle derken ABD dünya hâkimiyetini devam ettirir. Sadece tarz değişir, yöntem değişir ama hedef aynı kalır. Yani büyük balık küçük balıkları yemeye devam eder.
Bir finansal kriz uydurmacasıdır gidiyor. Bu krizin ABD kaynaklı olduğu ve ABD’nin dev bankalarını yuttuğu tüm dünyaya lanse edildi. Her ne hikmetse etkilenen ve batan ülkeler, biz dâhil birçok ülke oldu. Bu krizin kasıtlı çıkartılmış bir kriz olduğunu, bu bahaneyle bazı ülkelerin (son tabirle) ümüğü sıkılarak ekonomik hâkimiyetin elde tutulmaya çalışıldığını düşünmemek mümkün mü?
Biz ekonomik krizden etkilenmeyiz diye tüm eleştirilere, tüm tartışmalara kafa tutan bir yönetim, eleştiriden de olumlu sonuç çıkarabilecek bir anlayıştan çok uzaktır. Bizim sorumlu, yetkili yönetenlerimiz bugün bunu yapıyorlar maalesef. ABD, kendinde olmayan bir krizi ilan etmişken biz kendimizde olan bir krizi inkâr etmeye devam ediyoruz. Tüm piyasa değerleri alt üst iken, işsizlik artıp çalışanların alım gücü azalırken bizde bir şey yok diyebiliyoruz.
ABD yakın bir gelecekte krizden çıktığını ilan ediverir, asıl krizin altında kalanlar da ölmese de komaya giriverir. Barack Obama dünya için bir umut anlamında seçilmemiştir. Bu seçim ABD’nin dünyayı daha iyi fethetme, daha iyi istila etme oyunlarından birisi olabilir. Herkese sempatik görünen bir yüzle, yani sempatik bir zenci başkanla imaj değişikliğine gidiyor olabilir. Kendi içindeki en büyük sıkıntılarından birisi olan zenci-beyaz meselesini aşmış göstermek için bir yol izliyor olabilir. Her ne olursa olsun, Barack Obama’nın, tüm küresel olumsuzluklara karşı gelmiş bir umut olduğunu yazmak ve savunmak ABD’nin çıkarlarına hizmet etmekten öte bir şey değildir. Obama’nın geleceğini savunmak yerine önce geleceği yaşamak lazım.
Barack Obama küresel sıkıntılara küresel umut değil, ABD’nin, dünya kamuoyunda yıpranan imajı için yeni tercihi ve yeni psikolojik savaşıdır.
06.11.2008
dsucuka@hotmail.com
|