Mayının Altındaki Petrol
2006 yılı Haziran ayında bir teknik gezi nedeniyle gitmiştim Nusaybin’e. O seyahat esnasındaki gözlem yazılarımdan birisi olan ‘Sınır Köylüsü Nizamettin Ağa’ (16.06.2006) başlıklı yazımdan iki kısa bölüm:
………
[-İpek Yolunda giderken sınırın öbür tarafında çalışmakta olan petrol kuyuları dikkatimi çekti. 15-20 yıl önce bu kadar kuyu yoktu burada. Şimdi çok geliştirmiş Suriye bu petrol sahasını. Çok sayıdaki petrol kuyusu, bir iken birkaç tane olan petrol kampları, bu sınır boyunca bizi de umutlandıran bir görüntü idi. Kıskandım doğrusu Suriye’yi…
Terörün Türkiye’ye verdiği önemli zararlardan birisi de, bu yerlerde petrol arama ve çıkarma işlerinin aksamasıdır. Terörü yıllarca besleyip üzerimize salan Suriye, bize nispet yaparcasına sınır boyunca petrol üretimini artırmış olarak devam ettiriyor.
………
-Batman-Nusaybin güzergahındaki seyahatimiz sırasında beni en çok etkileyen konu sınır bölgesi oldu. Hiçbir sınırımıza bu kadar yakın olmamıştım daha önce. Mayınlı bölge, gözetleme kuleleri, tel örgüler, iz tarlası, kaçakçılık, vs… Sadece duyduğum veya uzaktan gördüğüm kavramlardı bunlar. Yakınına gidince psikolojik olarak çok etkiliyormuş meğerse insanı. Ve altında petrol olduğunu düşünmek bir başka güzellik katıyor bu sınıra…
16.06.2006]
……….
Yukarıdaki paragraflar, Suriye sınırımız ve altındaki petrol varlığına sadece duygusal bir yorumdur. Türkiye Petrolleri (TPAO), bu sınıra oldukça yakın olan petrol sahalarından uzun yıllardır petrol üretmektedir. Ancak bizim petrol üretimimiz ne Suriye, ne de Irak’taki kadar zengin miktarda değildir. TPAO, bu bölgede bulabildiği petrolü çıkarmıştır ve çıkarmaya devam etmektedir.
Vatandaşın merakı da asıl bu noktada soru üstüne soru üretmektedir.
“Neden onlarda var, bizde yok?”.
“Acaba biz var olanı çıkartamıyor muyuz? Yoksa bizdekini yabancı güçler mi çıkarttırmıyor?”
Gibi çoğalıp giden sorular.
Bu merak, soru ve sorgulamalar devam ettikçe sanki TPAO zan altında kalıyormuş gibi bir durum çıkıyor ortaya. Bu konudaki başarı ve başarısızlıklar, işin ehli olmayan, bu bilim dalının inceliklerini ve teknik yönünü bilmeyen kişi ve çevrelerce haddi aşan bir biçimde yargılanmaktadır.
Aslında bunları yazmak değildi amacım. Ama yeri gelince söylemeden geçemedim. TPAO’nın, yer bilimci meslek odalarını yanına alarak, halkın anlayacağı biçimde ve özetli olarak, bu konuyu kamuoyu ile paylaşmasında ve aydınlatıcı bilgiler vermesinde fayda vardır.
Şimdi dönelim Suriye sınırımızdaki petrol konusuna. Bu sınırımız, yer üstünde şehirleri ortadan böldüğü gibi, yer altında da petrol rezervuarlarının bir kısmını bu tarafta bir kısmını da karşı tarafta bırakmaktadır. Malum, Suriye sınırı deyince bugünlerde tartışılan konu petrol değil sınır mayınları, bu mayınların temizliği, nasıl temizleneceği, mayından arınıdırılacak toprakların akibetinin ne olacağıdır. Yabancı bir ülkeye yaptırılması planlanan, 40-50 yıllığına kira karşılığında mayın temizliği gündeme gelince ortalık hafiften karıştı ve TBMM’deki tasarı yeniden düzenlenmek üzere geri çekildi.
Yeniden düzenlenecek olan mayın tasarısı, bu işi Türkiye’nin kendi imkanlarıyla yapacağı şekilde tasarlanır ve yasalaşırsa kamuoyunun beklentilerine cevap verilmiş olur. Aksi takdirde yeni bir tartışmanın başlaması kaçınılmaz olacaktır.
Sınır mayınlarının temizliği konusunda bugüne kadarki tartışmalar, bu toprakların, organik tarım yapılmak üzere 49 yıllığına kiraya verilmesi şartıyla, yabancıya ihale edilmesi bağlamında idi. Yani hep yerin üstü tartışıldı. Yerin altı hiç sözkonusu olmadı. Ancak yerin altı konusunda, tartışılmasa da endişeler vardı. Gelip kiraya oturacak olan ülke, yerin altını da değerlendirmek üzere zorlayıcı olabilir dendi.
Farzedelim ki gelecek olan ülke yerin altıyla ilgilenmeyecek. Sadece mayınları temizleyecek ve temizlediği kısımlarda organik tarım yapacak. Gene de burada bir başka açmaz var. TPAO, mayınlı bölgede petrol olduğunu düşünüyor ve mayınların temizlenmesi sonrasında bu alanda yeni kuyular açmayı hedefliyor. Peki bu iş nasıl olacak? TPAO’nın bu alanda çalışma ruhsatı olmayacağına göre petrolü çıkarabilecek mi? Yer üstü sizin değil ki yer altındaki madeni çıkartabilesiniz. Bu konuda da aydınlatıcı bilgilere ihtiyacımız olduğu kesin.
Mayınların temizlenmesi karşılığında sınır topraklarının 49 yıllığına yabancı bir ülkeye verilmesi nereden bakılsa sakıncalı gözüküyor. Bu kanunu yapanlar ve bu kanuna el kaldıracak olanlar ülke menfaatleri doğrultusunda dikkatli olmak zorundadırlar. Iş işten geçtikten sonra geriye dönmesi olanaksızdır.
30.05.2009
dsucuka@hotmail.com
|