Mayın Konusu ve Din Savaşları
(İslam Eliyle Siyonizm’in Yayılması Desteklenirse)
Hararetli tartışmalarla yoğunlaşan Mayın Tasarısıyla ilgili gündem, Tasarının Meclis onayını aldığı gün kesildi. Muhalefetin Anayasa Mahkemesine başvurması ve çıkacak bir karar sırasında tartışmalar yeniden alevlenecektir.
Mayınların temizletilmesi ile ilgili tartışmanın kökeninde, bu işin yabancı bir ülkeye ihale edilmesi maddesinin bulunmasıdır. Bu ülkenin İsrail olduğu düşünceleri de tartışmalara eklenince iyiden iyiye bir rahatsızlık sardı her yanı.
İsrail için verilmiş bir söz var mıdır, o maddedeki yabancı ülke İsrail midir bilinmez ama İsrail gündeme gelince, bilinen başka rahatsızlıklar olması nedeniyledir ki kamuoyu bu tasarıya fazlaca ilgi gösterdi, muhalefet isyan etti, herkes sınır mayınlarını konuştu.
Başbakan bugünlerde gazetelere demeç veriyor, “İsrail adı nereden çıktı, bizim İsrail’le ilgili duruşumuz bellidir, bu tasarıda İsrail yazan bir ifade var mıdır ki kamuoyunu yanıltıyorlar” diyor. Doğrudur, İsrail yazan bir ifade yoktur. Zaten doğrudan tasarıya yazılmaz böyle bir madde. Ancak Türkiye’nin İsrail ile olan münasebetleri Başbakan’ın Davos’taki “one minute” çıkışıyla da tarif edilemez. O çıkış, o anki bir tartışmanın ve Filistin-İsrail Savaşının gidişatıyla ilgili bir çıkıştı. Türkiye’nin İsrail ile ilgili duruşu “one minute” ifadesiyle netlik kazanıyorsa eğer Ofer konusu neyin nesidir? Yıllardır haksız kazanç sağlanması tartışmalarına neden olan Tüpraş ve İsrailli işadamı Sami Ofer, bu Hükümet zamanındaki bir mesele değil midir? Yine Kuşadası, Galataport özerleştirmeleri Ofer’e verilmemiş midir? Türkiye’deki bir emlak şirketiyle ortaklığı ayrıca tartışılmaktadır Bu konuda geniş bilgi için http://ansiklopedi.turkcebilgi.com/Sami_Ofer linkine bakılabilir.
Mayın temizleme konusunda İsrail’in hiç olmadığını var sayalım ve İsrail’le ilgili bazı bilgilere göz atalım:
İsrail’in Ortadoğu’daki yayılmacı politikası tüm dünyaca bilinmektedir. Tevrat’taki ‘vaadedilmiş topraklar’ temoremi de bilinmektedir. Bu konuyu inceleyen üç kitaptan özet cümleler aldım aşağıya. Bu kitapları ve bu konuları daha önce de incelemiş, yorumlamış ve “Duygu Sucuka Yazıları” adıyla çıkardığım kitabıma da almıştım.
...........................................
Armagedon;
Yahudilerin dünya hakimiyetine ulaşmak için yapacaklarını düşündükleri son kutsal savaşın adı.
Yahudi toplumunun, kutsal kitapları TEVRAT’TA, kutsal bir savaşla dünya hâkimiyetini ele geçireceklerinden bahsedilmekte, bu savaşın da Körfez Savaşı olduğu varsayılmaktadır.
TEVRAT’A göre, Yahudilerin başlangıcı İbraniler dir. İbranilerin ulu dedelerinden İBRAHİM babası ile HARRAN a gelir yerleşir. Babası öldükten sonra Allah ın emrine uyarak kabilesi ile Kenan diyarına (İncil de Filistin in adı) göç etmiştir. İbrahim kavmi daha sonraları İsrail kavmi adını almıştır. Allah bir gece rüyasında İbrahim e görünmüş ve Mısır Nehrinden Fırat a kadar olan toprakları senin nesline veriyorum diyerek bu toprakları İSRAİLOĞULLARINA bahşetmiştir.
Bugün İsrail in Nil den Fırat a kadar olan toprakları ele geçirmek hayalinin temelinde bu efsane yatar.
Ortadoğu daki mezhep çatışmaları, Kürtçülük hareketinin Türkiye nin güçlü devlet olmasını engellemesi, hatta Türkiye nin bölünmek istenmesi, İsrail in bölgede hakim güç olmasının önünü açacağı için ABD-İsrail tarafından desteklenmektedir.
Kaynak: Armegedon adlı kitap, Aydoğan Vatandaş, 2003
.......................................
ABD’nin Irak’ta direnişle karşılaşmadan savaşı kazanmasının nedeni Kesnizani Tarikatıdır. Kesnizani; aslında Süleymaniye yakınlarında bir Kürt aşiretidir. Aşiret lideri, Kadiri Tarikatının bir kolu olarak ayrılan Kesnizani Tarikatının başında ve halife statüsündedir. Tarikat 1990’ların başında Kadiri’nin bünyesinden tam olarak ayrılır, MOSSAD/CIA ilişkileri kurulur, hahamlar tarikat müritlerine ders verir ve Saddam’ın etrafında ağ örülmeye başlanır.
ABD ve İsrail, tarikata para yağdırırak mürit satın alınmasına yardımcı olur.
İsrail’in hedefi, Kesnizani aracılığıyla İslami kontrol altına almaktır.
Savaş sonrası, Musulu-Kerkük bölgesinde Kürt nüfusu artırmak için çeşitli çabalar gösterilir. Bu arada İsrail de, Kuzey Irak’ta, Yahudi Kürtler aracılığıyla çok sayıda mülk edinir.
Kaynak: Babil’de Amerikan Tangosu adlı kitap, Ahmet Dinç, Nisan 2004
.....................................
1800’lü yıllarda Avrupa ve Rusya’dan göç eden Siyonist hareketin önü alınamıyordu. Hem faşizmden kaçan hem de kutsal topraklar Filistin’de bir devlet kurmak amacıyla göç eden Yahudiler Osmanlı topraklarına gelip yerleşirler.
Göç eden Avrupalı Yahudilerin Filistin’de toprak alımı yasaklanınca Osmanlı Yahudileri üzerinden toprak alırlar ve sonra aldıkları topraklara yerleşirler.
Yahudiler Filistin’e yerleştikten sonra Arapları istemezler ve topraklarından atmaya çalışırlar. Osmanlının zayıf zamanlarında, Avrupa devletleri ve ABD’nin de desteğiyle göç eden ve Filistin’e yerleşen Siyonist hareketin asıl amacı ‘Vaadedilmiş Topraklar’da bir devlet kurmaktır. Ve bu devlet 1948’de kurulur. Adı İSRAİL Devletidir.
Günümüze dönecek olursak, İstihbarat raporlarına göre, GAP bölgesinde Yahudi kökenli 60 Türk vatandaşı tarafından toplam 450 bin dönüm arazi alınmıştır (sayfa 50).
İsrail’in bir yandan da Kuzey Irak’ta geniş araziler aldığı rapor edilmektedir.
GAP bölgesinde Türkiye ile işbirliği çerçevesinde, Kuzey Irak’ta da Kürt peşmergeleri eğitme çabaları içerisinde iken asıl amacı olan toprak alımlarını gerçekleştiren İsrail, dolaylı yollardan aldığı topraklara bir gün gelip yerleşecek ve Güneydoğu’yu ele geçirecektir. Tıpkı Filistin’e yerleşme sürecindeki gibi. Tıpkı Filistin halkını kendi torpaklarından çıkardığı gibi Güneydoğu halkını da kendi topraklarından çıkarmak isteyecektir. 30-40 yıl sonrasının planlarını bugünden yapmaktadır İsrail.
Kaynak: İstihbarat Raporlarına Göre İsrail’in GAP Senaryosu, Hasan Taşkın, 2005
.........................................
Yukarıda verdiğim bilgiler kitaplarda yayınlanmış bilgilerdir. Bu konuda daha birçok kaynak bularak aynı bilgilere ulaşmak mümkündür. Bu bilgiler, bu kitapları yazan gazeteci yazarlar tarafından bizzat yerinde incelenerek, araştırılarak derlenmiştir. Varsayım ya da komplo teorisi olarak nitelendirilemez.
Mayın temizliği konusuna birkaç açıdan bakmaya çalıştım. Daha önce “mayından temizlenecek arazilerin nasıl değerlendirilmesi gerektiği” ve “mayının altındaki petrol” konularını işledim, bu yazıyla bir de din savaşları noktasında yorum getirmek istedim.
Sınırlar boyunca 49 yıl organik tarım yapmak amacıyla yerleşecek olan ülke kim olursa olsun Türkiye için iyimser düşünmek mümkün değildir. Bu ülke İsrail değil de Belçika, Hollanda, İsviçre, İsveç, Norveç, hangi Avrupa ülkesi olursa olsun, Ortadoğu’daki Siyonist hareketi desteklemekten kaçınmayacaktır. Yukarıda özellikle İsrail üzerinde durulmasının nedeni, İsrail’le ilgili bu konuda çok fazla iddianın olması ve Ortadoğu’daki din savaşlarının merkezinde İsrail’in bulunmasıdır.
Sınırların, İsrail ya da bir başka Avrupa ülkesine 49 yıllığına teslim edilmesi, din savaşları noktasında değerlendirildiği zaman da olumsuz düşünceler yaratmaktadır. Bu noktadaki düşünceler gerçek olursa, o zaman, Siyonizmin Ortadoğu’daki yayılmacılığı, dolaylı yoldan İslami çevrelerce desteklenmiş olmayacak mıdır?
06.06.2009
dsucuka@hotmail.com
|