Siyasete Yeni Malzeme; Askerin Üzerinden Elini Çek
Muhalefeti dinliyorsun, “Askerin üzerinden elini çek” diyor.
Hükümeti dinliyorsun, “Askerin üzerinden elini çek” diyor.
Genelkurmay Başkanı “Silahlı Kuvvetlerin üzerinden çekin elinizi” diyor.
Bu söylemlere bakınca, kimin eli kimin üzerinde, bir karmaşa var ortada. Karmaşa değilse eğer siyasi bir malzeme yaratılmış demek ki.
Genelkurmay’da hazırlandığı ileri sürülen darbe planıyla başlayan; askerlerin sivil mahkemelerde yargılanmasının yolunu açacak olan yeni yasa çalışmalarıyla devam eden tartışmalar kime fayda sağlıyor belli değil. Belli olan bir tek şey var, o da devletin, kurumlar arası zihniyet farklılığından dolayı yıpratıldığı; Türkiye’nin, enerjisini, darbe planları söylemleriyle tükettiği, iç dinamiklerini boşa harcadığıdır.
Bu darbe paranoyalarından, kuşkularından artık sıyrılmamız gerekiyor. Avrupa Birliği’nin kapısında, içeri girelim diye beklerken, küreselleşmeyle bu kadar bütünleşmişken bu ülkede ne darbe olur ne de aklıselim hiçbir kimse böyle bir şey ister. Bu ülkeye ‘şeriat gelsin’ diyen küçük bir azınlık geneli temsil etmiyorsa, ‘şeriat gelecek darbe olsun’ diyen diğer bir küçük kesim de geneli temsil etmiyor. Dolayısıyla bu korkulu rüyadan artık uyanmak ve bu ülkeye sahip çıkmak gerekiyor.
Tüm dünyada, bölünmemiş büyük güçleri, etnik kimlik, din, mezhep olgularıyla bölüp parçalama tekniğini yürüten sistem son hızla iş başında iken, bizim gibi iç dinamiklerini olumsuz yönde çalıştıran ülkeler tehlikeye daha çok yakın duracaklarını iyi bilmeleri gerekir. Yargı, asker, üniversite, hükümet, muhalefet arasındaki diyalog daha doğrusu diyalogsuzluk, hoşnutsuzluk, çekişme, didişme bu kadar ayyuka çıkarsa eğer, bunun vatandaşa değil dış düşmana ne kadar fayda sağlayacağını hesaplamak lazımdır.
Türkiye’nin Güneydoğu sorunu gibi çok önemli bir meselesi var önünde. Bu vesileyle yıllardır boğuştuğu terörle sorunlar yaşamaya devam ediyor. Küresel ekonomik krizin etkileri toplum yaşamını olumsuz kılmaya devam ediyor. ABD-İsrail ikilisinin Ortadoğu planları, Ortadoğu ülkelerini tedirgin etmeye devam ediyor. Sınırımızın öte yanında İran karıştırılmış durumda. Sınırımızın çok uzağında, Orta Asya’da bile etnik çatışmalar baş göstermiş, dünyanın en büyük ekonomik güçlerinden birisi olan Çin iç çatışmalarla karşı karşıya bulunuyor. Soykırım masalı tepemizde dolaşıp duruyor. Kıbrıs’la ilgili hiç olumlu bir gelişme yok, hatta şu anda her şey Rumların lehinde konuşlanmış durumda. Daha saymakla bitmeyecek kadar çok sorunumuz varken yapılan tek şey kısır çekişmeler, basit siyasi kavgalar, kurumlar arası sürtüşmelerle devletin yıpratılmasından, vatandaşın huzursuz edilmesinden başka bir şey değildir.
Askeri otoritenin sınırlarının daraltılması amacıyla, Türk Silahlı Kuvvetlerinin, tartışmaların odağında tutularak gücünün kırılması ne kadar doğru bir tutum ve gidişattır? Yıpratılmış, birtakım çevrelerin hedefi haline gelmiş, motivasyon ve maneviyatı olumsuz yönde etkilenmiş bir ordudan ülkeye ne fayda geleceğini ya da gelmeyeceğini bilerek oynamak lazım tüm kartları.
Bilindiği üzere askerle ilgili tartışmalar dün ya da bugün başlamış değildir. Uzunca bir zamandır süregelen ve kavram kargaşalarının yaşandığı tartışmalarda son nokta ‘askerin üzerinden elini çek’ söylemidir. Öyle bir söylem ki kime, hangi yöne baksanız bu sözleri duyuyorsunuz. Genelkurmay’da hazırlandığı iddia edilen darbe planıyla ilgili bir tartışma doğunca, basın toplantısı yapan Genelkurmay Başkanı bu sözleri söyledi. Hükümet’e karşı askeri savunan Deniz Baykal bu sözleri sarf etti. Deniz Baykal’a asker üzerinden siyaset yapmamasını söyleyen Başbakan bu sözleri tekrarladı.
Şimdi vatandaş olarak sormak lazım:
Askerin üzerinden elini çekecek olan kim ya da kimler?
Sorunun cevabı bir yana, siyasetin daha uygun platformlarda yapılmasına yönelmek en doğru strateji olacaktır.
07.07.2009
dsucuka@hotmail.com
|