Son Dakika    |     Sitene Ekle    |    Künye     |     İletişim

ROMANLARIN ARASINDAYDIM

Duygu SUCUKA
         ROMANLARIN ARASINDAYDIM

Romanların Arasındaydım


 


“Koş kız, gel sen de anlat derdini, bak kadın gazetede yazacakmış” sesleri arasında onlarla sohbet etmeye çalışsam da pek sohbet havasında olamadı maalesef bu ziyaret. Kendimi duyurabilmek için bazen bağırarak soru sorduğum, bazen elimle sesi alçaltalım işareti vererek onları susturduğum oldu. Bir ara ben anlatacağım, beni dinle, bu tarafa gel diye kollarımdan çekenlerin beni paylaşamadıklarını fark ettim. Bir kolum sokağın bir başına doğru, diğer kolum da diğer yöne doğru çekiştiriliyordum.


 


Birkaç gündür Edirne’nin Keşan ilçesindeyim. Türkiye’nin her köşesinden birçok kişinin Keşan’la ilgili en azından bir askerlik bağlantısı olduğuna birçok yerde rastlamak mümkündür. Çünkü burası önemli derecede askeri potansiyele sahip bir ilçedir.  Yani Keşan tüm Türkiye’de bilinen bir ilçedir.


 


Uzun yıllardır Keşan’a gelir giderim. Burada yaşayan Roman toplumunun farkındayım. Ancak toplumsal konulara eğildikçe bir gün Romanların da arasına girmek, onlarla daha yakından sohbet etmek istedim. Uzaktan gözlemlediğim kadarıyla onlar hakkında özet bilgilere sahiptim sadece.


 


Evden çıktım, tarif edilen yönde yürüdüm, arada bir sordum sokakta gördüklerime “Romanların mahallesine nereden gidilir?” diye. Tam onların mıntıkasına girmek üzereyken Romana benzettiğim iki kadın gördüm ve “afedersiniz Roman mahallesine gitmek istiyorum, siz de Romansınız galiba?” dedim.  Çok ilgili ve güler yüzlü biçimde “evet Romanız, gel sen bizimle” dediler. Bu arada ne için oraya gitmek istediğimi, amacımı sordular, konuşarak ara sokaklara daldık. Kadınlardan birisi İstanbul’dan misafir gelmiş, genç olanı ise çocuğunu taşıdığı çocuk arabasıyla ilerlerken hem bana laf yetiştiriyor hem de mahallede karşılaştığı komşularına selamlar dağıtıyordu. “Bakın buradan yukarısı Romanların mahallesidir, aşağısı ise Baron yani lüks insanların yeridir. Bizi dışlar onlar, çingeneyiz  diye küçümserler”.


 


Artık mahallenin ortasındayız. Burası Keşan’ın Yukarı Zaferiye Mahallesinin Kalebayır Sokağı. Herkes birbirini çağırıyor. Çağırmaya gerek yok, kalabalığı gören geliyor zaten. Bir anda bütün sokak birikti, özellikle de kadınlar ve çocuklar. Sonra bana bir sandalye bulup oturttular. Çepeçevre bir kalabalığın ortasındayım. Bağırış, çağırış konuşmalar; “beni de dinle, beni yaz” diye dürtüştürenler; “bu nedir, burada ne var” diyerek kalabalığa dahil olanlar derken oracıkta epeyce bir süre kaldığımı fark ettim. ”Hava kararıyor artık gideyim” diye ayağa kalktım ama gidebilmek ne mümkün. Sonra telefonuma baktım “aranmışım duymamışım, kim aramış acaba” diyerek tuşlara bastım, “hele bir bak bakalım kim aramış” diyerek benimle birlikte birkaç kafa birden ekrana eğildi.


 


Evet, bugün Romanların arasına girdim, onları dinledim, onlarla sohbet etmeye çalıştım, onları daha yakından tanımak ve yazmak istedim.


 


Aralarında bulunan ve Batı Trakya Romanlar Derneği Başkan Yardımcısıyım diyen genç bir bayanla konuşuyoruz. Ben genellikle soruyorum ama tabi cevaplara birkaç ses birden yükseliyor.  “Sizler ne gibi işlerde çalışıyorsunuz” diye sorduğumda dernekçi bayan yanıtlıyor “hamallık, çalgıcılık, pazarcılık, çöpçülük, a be ne istersen var”.


 


Beni de yaz, beni de dinle diye söze karışanların söyledikleri genellikle şu şekilde idi:


 


-İnsanlık istiyoruz, biz karayız, kültürsüzüz diye bir yere sokmuyorlar, bizi insandan bile saymıyorlar, biz çingeneyiz diye küçümsüyorlar.


-Yollarımız çok pis, Avrupa gibi yollar istiyoruz.


-Kocam hasta, ben elimde mandal, poşet, ne olursa satıyorum.


-Görümcemin kocası bana laf attı, kocam onu vurdu, ölmedi ama kocam hapistedir, ben de çocuğumla ortada kaldım.


-Çok fakirim, çöp bidonlarını karıştırıyorum, yardım istiyorum.


-Dullara yardım yapmıyorlar, ben dulum bana yardım yapsınlar.


-Beni lokantaya bulaşık yıkamaya çağırdılar, senin dişin yok dediler, almadılar.


-Ev istiyoruz, iş istiyoruz, buraya fabrika açsınlar, hepimize iş versinler.


-Yardımlar Belediyede muhtarlara verilmesin bize verilsin.


-Evler tek oda, banyomuz yok, tuvaletimiz yok.


-Okul bir tane, Romanız diye öbür okullara bizim çocukları almıyorlar.


-Evimde ceryanım yok, bağlamak için üç milyar istiyorlar, mum ışığında oturuyorum.


 -Bir oda ev, toplarız, işi yaparız, çıkıp burada güneşin altında bütün gün  otururuz, iş olsa çalışacağız. Aslında beyazız be ablacım (göğsünün güneş görmemiş yerini açtı bir anda) baksana, yanarız güneşlerde ondan karayızdır.


-Gel Hülya abla gel, ne oturursun gel derdini anlat.


-Sebzeyi meyveyi zengine seçtiriyorlar, bize seçtirmiyorlar.


-Biz eğitilmek istiyoruz.


 


Arada bir “yahu dinleyin karıyı, çingenelik yapmayın, sizin sorunlarınızı yazacak” şeklinde yükselen seslere sadece gülümseyebiliyorum.


 


Arada bir de iyi konuşması olan bir bey yaklaştı “Ben Fransa’da yaşıyorum, 15-20 yıldır gelir giderim Keşan’a, Keşan’da hiçbir değişim yok, bakın şu yollara, yol mu bunlar”. “Haklısınız” diye kendisini onayladım.


 


En çok dikkat çekici ses de bir bayandan yükseliyordu:


-Biz de Türk Bayrağının altında yaşıyoruz, şehit veriyoruz, bizi niye dışlıyorlar.


 


Arada bir de kimmiş, ne için gelmiş, nerden gelmiş, ne yapmak istiyormuş gibi sorular geliyor arka taraftan.


Cevaplar da “Bizim sorunlarımızı yazmaya gelmiş”, “Önder Gazetesinde yazacakmış”, Allah Razı olsun” türünden.


 


Benim bir gazeteci misyonuyla, bir toplumcu yaklaşımla, bir insancıl bakışla onların arasına girdiğimi hiç tartışmasız ve hiç şüphesiz ilk duyuşta kabul ediyorlardı. Kafalarınca senaryolar üretecek kadar ne uyanıktılar ne de art niyetli…


 


Dernekçi bayanla konuşmaya devam ediyoruz.


Keşan’ın yaklaşık 50 bin olan nüfusu içindeki Roman sayısı 2-3 bin civarında imiş. Buraya Selanik’ten gelmişler. Keşan’dan başka Edirne, Lüleburgaz, Malkara, Uzunköprü, İpsala, Tekirdağ, İstanbul, İzmir’de de Romanlar varmış.


 


 “Hangi partiye oy verdiniz” sorusuna “Lambaya”, Genç Partiye”, “herkesin bir partisi var” gibi cevaplar geliyor. Belediyeyi sevdiklerini söylüyorlar. Devletle bir sorunları olmadığını, devleti sevdiklerini belirtiyorlar. Oturdukları evler kiraymış, kiralar 100-150 liraymış. Hane başına ortalama 4-5 çocuk varmış. Erkekleri genellikle çekingenmiş.


 


“Hep yardım istiyorsunuz, devlet size yardım mı yapsın yoksa buraya fabrika mı kursun, hangisini tercih edersiniz” dediğimde fabrikayı tercih edeceklerini belirttiler.


 


Ayrılma zamanı gelmiş ve geçmişti bile. Seni çok sevdik sesleriyle kısa bir mesafe beni geçirdiler ve gene o kalabalık seslerle onlarla ilgili yazının çıkacağı gazeteyi okumak istediklerini söylediler. Dernekçi bayana verdiğim kartımdan beni bulacaklarını da ilave ettiler sözlerine.


 


Sonuç itibariyle son derece saf ve temiz duygulara sahipler, dışlanmış bir toplum olmanın rahatsızlığı içerisindeler, iş-aş ve barınak arayışındalar.


 


Devleti ve Belediyeyi özellikle sevdiklerini belirten Romanlar Belediyeden daha iyi hizmet, Devletten daha çok destek görmeyi bekliyorlar. Bir de onların dışlanmışlıktan kurtarılmaları yönünde adımların atılmasını istiyorlar. Haksız da değiller.


 


29.07.2008


Keşan


 

Bu yazı 3848  kere okundu

Bu Yazıyı Paylaş: Add to: Facebook.com Add to: StumbleUpon Add to: Yahoo Add to: Google

YORUMLAR

SON YAZILARI

Toprağa Gömülen Sevdalar Kadına şiddet ve intiharlar paneli raporu Ya 12 Eylül Öncesi? Görev süresi dolan rektörler ne yapar Merkez Valilerinin Merkezi İstanbul'un Kayıp Çocukları Türkiye’nin Sokak Çocukları Liseler 4 yıl ama eğitim 3 yıl Ölen Diktatörün ağlayan ülkesi Vurun Devlete

KÖŞE YAZARLARI

ÇOK OKUNANLAR

Sikayetim Var !

1Cumhuriyet evleri 2Trafik rezaleti. 3cadde ve sokak ışıklandırması 4GERİ DÖNÜŞÜM KUTUSU İSTİYORUZ 5soru 6İNSAN SAĞLIĞI 7Geridönüşüm noktaları 8sivrisinek ler 9hizmet mi eziyet mi.. 10cumhuriyet evleri aldatmacası

YAZAR YORUMLARI

1 İRADE KAZANDI 2 EVET SEVGİLİ BEKİR 3 uyanalım artık 4 tebrik 5 YORUM 6 biz kimiz 7 büyümüşte küçülmüş 8 EN İYİ OLMAK 9 yüreğine sağlık.... 10 mucizeler sonsuzdur

HABER YORUMLARI

1 19 MAYIS ve ATATÜRK 2 TEŞEKKÜR VE ŞÜKRAN 3 Bu şehri sevmiyorum. 4 MUTFAKTA BİRİ Mİ VAR? 5 Güüüüüzeeeellll 6 ben beyaz saçlı bir arkadaşım 7 zor gunlerın adamı 8 çiftçi 9 mersin 10 Tebrik

Anketler

En çok hangi rengi seviyorsunuz?
Beyaz
Kırmızı
Mavi
Mor
Pembe
Sarı
Siyah
Turuncu
Yeşil

Gunluk Gazeteler