Son Dakika    |     Sitene Ekle    |    Künye     |     İletişim

İMF VE DÜNYA BANKASI...

Duygu SUCUKA
         İMF VE DÜNYA BANKASI...

İMF ve Dünya Bankasının Yok Ettiği Ekonomiler (II)


 


 


 


İMF ve Dünya Bankası politikalarıyla geriletilen ülkeler


 


 


 


Zambiya


 


 


 


1960’lı yıllarda, halkın sokaklara dökülmesi ile İngiliz sömürgesine son verilen Zambiya’da bağımsızlık kazanılmıştı. Bağımsızlığına kavuştuktan sonra Zambiya, Afrika çöl bölgesindeki ülkeler arasında en zengin ikinci ülke olmuştu. Güçlü bir üretim sektörü vardı, bakır ihracatı yükseliyordu ve ekonomi büyük ölçüde devlet tarafından yönetiliyordu. İMF ve Dünya Bankası, İngilizlerin bıraktığı yerden devam etme kararlılığında idi.


 


 


 


Birinci dünya petrol krizi ülke ekonomisini sarsınca, Zambiya yabancı kredicilerden borç almaya zorlanmıştı. 1970 yılında 814 milyon dolar olan dış borcu, 1980 yılında 3.2 milyar dolar olmuştu. Bu dış borçların ödenmesi için İMF ve Dünya Bankasına yönelinmişti.


 


 


 


1983-1987 yılları arasında İMF ve Dünya Bankasının, Zambiya’da uyguladığı programlar ekonomide birçok değişiklik getiriyor ve yerel harcamaların kısılması zorlanıyordu. İthalat ve ihracat etkileniyor,  paranın değeri düşürülüyor, memurların maaşları donduruluyor, faiz oranları üzerinde devlet kontrolü azaltılarak yabancı yatırımcıların ülkeye daha fazla para sokmasına imkan tanınıyordu.


 


 


 


Bu süreçte Zambiya ekonomisinde hiç bir gelişme olmadı. Yabancı rakiplerin hakimiyeti, fiyat kontrolsüzlüğündeki azalmalara, bu da enflasyonun dizginlenememesine neden oldu. Hem milli bütçe açığı hem de ticaret açığı arttı.


 


 


 


Zambiya ne borçlardan ne de İMF ve Dünya Bankasından kurtulamıyordu. İnsanların işlerine son verildi, temel ihtiyaçlarından yoksun bırakıldı, ülkede açlık ve sefalet baş gösterdi. 1990-1993 yılları arasında bir somun ekmeğin fiyatı 2 dolardan 60 dolara fırladı. 1970 yılında insan ömrü beklentisi 49.7 iken 2007 yılında bu rakam 33.4 yıla düştü ve dünyada en düşük seviyeyi buldu.


 


 


 


18 Şubat 2004’te Zambiya halkı İMF’den kurtulmak için tüm ülkede greve gitti.


 


 


 


 


 


Rus Ekonomisinin Çöküşü


 


 


 


1989’da Berlin Duvarının yıkılması ve 1991’de Sovyetlerin dağılması sonunda, Rus ekonomisi 1992’de Amerikalı ekonomistlerin eline geçti. Cazip gelen konu petroldü. İstatistiklere göre dünya petrolünün %5’i, tahminlere göre ise %14’ü Rusya’da idi.


 


 


 


1992’de İMF Rusya’ya kredi vermeye başladı ve sonraki yıllarda devam etti. 1998 yılında Rusya ekonomisi çöktü. Ertesi yıl Rusya İMF’den kredi almayı kesti.


 


 


 


İMF uygulamaları sonucu Ruslar birikimlerini çabucak tüketti ve ilk üç ayda enflasyon yüzde 520 arttı. Ülkede buhran hakim oldu ve dört yıl içinde gelir düzeyi yüzde 50 düştü. Sovyet dönemi sona erdiğinde nüfusun %2’si yoksulluk sınırının altında iken reformdan sonra yoksulluk oranı %50 arttı ve erkeklerde ömür beklentisi 65.5 iken 57’ye düştü.


 


 


 


1998’de Rus ekonomisinin çökmesine yol açan politikalardan İMF, Dünya Bankası ve Birleşik Devletler Hükümeti sorumludur. 2003 işgalinin başlarında Bush Hükümetinin Irak’a uyguladığı yaptırımlar da bunlardı. İki ülkenin çarpıcı özellikleri var. İki ekonomi de devlet tarafından yönetiliyordu ve ikisi de bir gecede Pazar kontrollü ekonomiye geçmeye zorlanmıştı. İkisi de yüzeye çok yakın petrol yataklarına sahipti ve Birleşik Devletler şirketlerinin petrol kaynaklarına ulaşmasına izin vermek üzere kanunlarını değiştirmeye zorlanmıştı.


 


 


 


 


 


Arjantin İMF’den Kurtuluyor


 


 


 


Arjantin bir zamanlar İMF’nin başarı hikayesiydi, sonradan İMF’nin başarısızlığı oldu.


 


1990’ların başlarında Arjantin İMF’nin şartlarına harfiyen uydu. Devlet tarafından


 


yönetilen endüstrileri özelleştirdi, ticari ve finansal pazarları serbestleştirdi,  sermaye


 


Kontrollerini ortadan kaldırdı ve devlet harcamalarını kıstı, para birimini dolara


 


bağladı.


 


 


 


Reformlar başladığında Arjantin yoksul bir ülke değildi. Yabancı sermaye ülkeye akın


 


etti, şirketler aldı, mağazalar ve bankalar için şubeler açtı, hastaneler gibi sosyal


 


hizmetleri satın aldı.


 


 


 


Endüstri gerilemeye, işsizlik artmaya başladı. Yabancı şirketler ve yatırımcılar


 


Paralarını çekip bir sonraki gelişmekte olan pazara yöneldiler. Arkalarında bıraktıkları


 


enkazı temizlemek Arjantin halkına kalmıştı. Büyük sıkıntılar ve kargaşa yaşanan


 


ülkede üst üste hükümet krizleri de yaşandı. 2002 yılında İMF’yi kovan Arjantin


 


tüm zorlukları sineye çekerek her şeyi baştan yarattı.


 


 


 


 


 


Güney Afrika’da Direniş


 


 


 


1993 yılında İMF Güney Afrika Cumhuriyeti’ne 850 milyon dolar verdi ve klasik yapısal ayarlama şartlarını bildirdi. Vergi indirimi, devlet harcamalarında kısıntı ve kamu sektöründe maaşların indirilmesi. Üç yıl sonra Dünya Bankası aynı şeyi tekrarladı ve bir isim koydu. “Gelişim, İş ve Eşit Gelir Dağılımı”.  Dünya Bankası Güney Afrika’ya toplam 130 milyon dolar kredi verdi. 


 


 


 


Arjantin’de olduğu gibi, sermaye kontrollerinin kaldırılması Güney Afrika ekonomisini harap etti.  Bireysel ve kurumsal zenginlik artıyordu ama Güney Afrika’nın değil Londra’nın ekonomisine yarar sağlıyordu. 


 


 


 


1994-2002 yılları arasında 10 milyon yoksul insan susuz kaldı, elektriği kesildi. 2 milyon insan kamu hizmetlerinin faturalarını ödeyemediği için evlerinden çıkarıldı. Temiz su parasını ödeyemeyen insanların temel su kaynağı lağım suları olmuştu. Bunun sonucu olarak benzeri görülmemiş bir kolera salgını oldu ve 2000-2002 yıları arasında 140 binden fazla insan etkilendi. İnsanlar sağlık hizmetlerinden yararlanamadıkları için AIDS, tüberküloz, kolera ve sıtma gibi önlenebilir hastalıklar yaygınlaştı.  


 


 


 


İMF uygulamalarını protesto eden herkes tutuklanıp hapse atılıyordu.


 


 


 


İMF uygulamalarını protesto eden herkes tutuklanıp hapse atılıyordu.


 


 


 


Ve İMF çıkmazındaki ülkeler böyle uzayıp gidiyordu.


 


 


 


Türkiye de bu çıkmaza takılmış ülkelerden birisidir.


 


 


 


İMF ile yolun sonuna geldik mi, hala o bile net değil...


 


 


 


ABD’nin, devlet politikaları doğrultusunda, yoksul Afrika ülkelerinin açlığa terk edilen zavallı halkları için, yine ABD sanatçıları, şarkılar besteleyerek kampanyalar düzenlerler ve o insanların açlıktan ölmemesi için mücadele verirler. Ne garip dünyadır bu böyle.

Bu yazı 2617  kere okundu

Bu Yazıyı Paylaş: Add to: Facebook.com Add to: StumbleUpon Add to: Yahoo Add to: Google

YORUMLAR

SON YAZILARI

Toprağa Gömülen Sevdalar Kadına şiddet ve intiharlar paneli raporu Ya 12 Eylül Öncesi? Görev süresi dolan rektörler ne yapar Merkez Valilerinin Merkezi İstanbul'un Kayıp Çocukları Türkiye’nin Sokak Çocukları Liseler 4 yıl ama eğitim 3 yıl Ölen Diktatörün ağlayan ülkesi Vurun Devlete

KÖŞE YAZARLARI

ÇOK OKUNANLAR

Sikayetim Var !

1Cumhuriyet evleri 2Trafik rezaleti. 3cadde ve sokak ışıklandırması 4GERİ DÖNÜŞÜM KUTUSU İSTİYORUZ 5soru 6İNSAN SAĞLIĞI 7Geridönüşüm noktaları 8sivrisinek ler 9hizmet mi eziyet mi.. 10cumhuriyet evleri aldatmacası

YAZAR YORUMLARI

1 İRADE KAZANDI 2 EVET SEVGİLİ BEKİR 3 uyanalım artık 4 tebrik 5 YORUM 6 biz kimiz 7 büyümüşte küçülmüş 8 EN İYİ OLMAK 9 yüreğine sağlık.... 10 mucizeler sonsuzdur

HABER YORUMLARI

1 19 MAYIS ve ATATÜRK 2 TEŞEKKÜR VE ŞÜKRAN 3 Bu şehri sevmiyorum. 4 MUTFAKTA BİRİ Mİ VAR? 5 Güüüüüzeeeellll 6 ben beyaz saçlı bir arkadaşım 7 zor gunlerın adamı 8 çiftçi 9 mersin 10 Tebrik

Anketler

En çok hangi rengi seviyorsunuz?
Beyaz
Kırmızı
Mavi
Mor
Pembe
Sarı
Siyah
Turuncu
Yeşil

Gunluk Gazeteler