Ruhum dinginliği ararken gözlerim ağlamak istiyordu
Bir buçuk aydır kendimle uğraşırken farkettim ki ağlamak isteyen gözlerim her dem nemli, her dem ıslak durur olmuş. Kendimi çok güçlü, zorluklar karşısında yılmadan mücadele eden, hiç pes etmeyen, sonucu mutlaka görmek isteyen birisi olarak bilirdim. Ama... diyorum.
Herhangi bir sağlık sorunu yaşanmaya başladığında insan güçlü olamıyormuş meğerse. Yapabildiğiniz tek şey güçsüz gözükmemek olabiliyor sadece.
Toplumsal sorunların meraklısı, takipçisi bir birey olarak; yazılarıyla paylaşım yaptığı insanlardan destek alan bir vatandaş olarak; yaklaşık on yıldır aralıksız gazete, dergi, internet köşelerinden okuyucu ile duygu bağları kurmanın güzelliğini yaşıyorken, tek elle kalmanın ve tek elle yazmanın burukluğunu yaşar oldum bir süredir. Allahtan ki geçici bir süre bu durum.
İnsanın bazen kendi sorunlarıyla yüzleşmesi, hele de bu sorunlar sağlık sorunu ise ve bir araştırmadır başlamışsa bedeninizde, bunun psikolojisini taşımak kolay olmuyor. Herkesin önünde ağlamasanız da, yalnız kaldığınızda, başlıyorsunuz ağlamaya. Hem de en yüksek tonundan. Ve bir merak sarıyor her yanınızı, beni neden bu kadar araştırıyorlar diye.
Oysa araştırmak, doğru sonuca varmak için onların ilk adımı. Siz ise o ilk adımdan sonra bir bilinmezler yumağının içinde sanıyorsunuz kendinizi. Ta ki sizdeki bilinmezin bulunmasına kadar. İşte o süreç kısa da olsa, sizin için o kadar uzun geliyor ki, iki cihan arasındaki o ince çizgide senaryo yazmaktan kaçınmanız mümkün olmuyor.
Ve bu öyle bir süreç ki;
Ev hayatı, iş hayatı, spor hayatı, sosyal faaliyetler, çarşı-pazar koşturmaca, çocuklar, okullar... hepsi bir anda duruyor ve hastane, doktor, tetkik, sonuç, ameliyat kavramlarıyla iç içe oluyorsunuz. En yakınınızdaki kişiyi doktorunuz olarak görüyor, tetkiklerle yatıyor, sonuçlarla kalkıyorsunuz. Endişelerinizi yüz ifadenizden uzak tutmanız mümkün olamıyor. İşte böyle bir şey sağlık sorunu yaşamak ya da sağlığı bozulmak ya da kıymeti bilinmeyen o tek kelimeyle yüzleşmek.
Günlük yaşantım ve sıradan eylemlerim arasında, yaşam denilen o kısa, ince yolda yol alıyorken, bir gün aniden karşıma çıkıverdi bu saydıklarım. İnsanların birbirlerine “sağlığına dikkat et” sözcüğünü ne kadar sıradan ve anlamsız kullandığını düşündüm sonra. Sağlığa dikkat etmek diye bir şey var mı acaba? Ben hep dikkat ettiğimi düşünürdüm ama sağlığım bana dikkat etmezmiş meğerse...
Yaklaşık bir buçuk aydır taşımakta zorlandığım bu ağır psikolojiyi artık bir kenara bıraktım. Çok şükür, şimdilik her şey iyi gözüküyor. Ama insan hayatı işte. Ne zaman, neyle karşılaşacağını bilmek zor. Bir dakika, bir saat, bir gün sonrasını bilebilmek mümkün olsaydı herhalde insanlığın kaderi daha farklı olurdu.
Sağlıklı günlerin özlemini çekmemeniz, hep sağlıklı günlerde olmanız dileğiyle.
10 Haziran 2010
dsucuka@hotmail.com
|