Rektör Mutlu ve Rektör Atamaları
Kısa bir süre önce ‘Rektör Mutlu’nun Seçimi’ başlığıyla yazdığım yazıda, Harran Üniversitesi Rektörlüğüne ikinci kez seçilmek için çalışan Rektör İbrahim Halil Mutlu’yu anlatmış, ikinci kez seçilmesinin isabet olacağını ima etmiştim.
Sayın Mutlu, Üniversitedeki Rektörlük seçimlerini, birinci sıradan kazandı. Şimdi sıra atanmasında. Atanmasının da hakkı ve doğru tercih olacağını söylemek isterim. Nedenine gelince;
Önce Urfa-Harran-Rektörlükle ilgili değerlendirmemi yapayım:
Geçenlerde yazdığım yazıda, Prof. Dr. İbrahim Halil Mutlu’nun, Harran Üniversitesi’ndeki Rektörlük dönemini anlatmaya çalışmış, çalışmalarından, Üniversitenin içinde bulunduğu huzur ortamından bahsetmiştim. O yazıdan özetler şöyle idi:
Kendine güveni, alçak gönüllü kişiliği, çalışkanlığı, dürüstlüğü, çevresiyle barışık duruşu ön plandaki özellikleri olarak görülüyor.
Sivil toplumla mümkün olduğunca barışık ve yan yana.
Rektörlüğü süresince Üniversite’nin fiziki ve bilimsel alanlarda gelişmesine, üniversitede barışa, huzura önemli katkı sağladığı bilinen bir gerçek. Birkaç ay önce yapılan bir değerlendirme ile Türkiye’deki yaklaşık 125 üniversitenin başarı sıralamasında 18. sırada yer alan Harran Üniversitesini tartışmasız o sıraya taşıyanlardan birisidir Sayın Mutlu.
Türkiye’de bir ilk olan Tematik GAP Teknopark’ın kurulması için yoğun çaba harcamıştır.
Kendisi de Şanlıurfalı olan Rektör Prof. Dr. İbrahim Halil Mutlu’nun, tüm akademik kariyerini Harran Üniversitesinde yapmış olması nedeniyle üniversiteye emeği oldukça fazladır. Fizik dalında Türkiye’de önemli bir bilim adamıdır.
***
Şimdi de kısaca şuna değineceğim:
Rektör Mutlu’dan öncesine gittim biraz. Rektör Uğur Büyükburç dönemi yani. Harran Üniversitesi Rektörü iken, hatırladığım kadarıyla yaş haddinden emekli olmuştu Sayın Büyükburç. Son derece saygı duyduğum bir yönetici idi. O zaman her ne olduysa oldu, Urfa kamuoyu Rektöre karşı bir duruş sergilemeye başladı. Ve ileri sürülen en önemli tez de ‘Urfa’ya Urfalı bir Rektör’ idi. O kamuoyudur ki, Üniversitenin içine fazla girmeye başlamış, Üniversitede huzuru bozar olmuştu.
Bir süre sonra Sayın Büyükburç emekli oldu, Sayın Mutlu da Rektör.
Bürokratlar, atanmışlar illa ki kendi şehirlerinde mi görev yapmalılar? Çok onaylamadığım bu konu ayrı bir tartışma konusu olabilir.
Demek istediğim şudur ki; dört yıl önce Rektör Mutlu’yu, ‘Urfa’ya Urfalı Rektör’ sloganlarıyla destekleyenler bugün neredeler? Ya da sessiz mi düşünüyorlar?
Bu arada bir de arkadan dolap çevirenler, aleyhte hareket edenler, bir karalama kampanyasının içinde yer alıp delilsiz, kanıtsız, çamur atanlar var. İşte onlarla bir arada olmamak, saman altından su yürüten bu tiplere karşı durmak için, dikkatli olmak, desteğini kime vereceğini bilmek gerekir.
***
Şimdi de ‘Demokrasi, Demokrasi’ diyenlere sormak isterim:
Kısa bir süre önce değişik illerin Üniversitelerinde Rektörlük atamaları vardı. 14 yeni rektör atandı. Ama hiç birisinde en çok oyu almış rektör adayı atanmadı. YÖK, Köşke, ikinci veya üçüncü sıradaki adayları ilk sıraya çekerek gönderdi. Köşk’ten ise yine farklı atamalar geldi. Sonuçta Üniversitelerdeki seçimlerle ilk sıralara yerleşmiş adaylar Rektör olamadı. Ve Fatih Çekirge ‘Cumhurbaşkanı bu imzaları nasıl attı?’ diye eleştiren bir yazı yazdı.
Eğer ki, çoğunluğun desteklediği kişiler bertaraf edilecekse, demokratik haklar bu şekilde yok sayılacaksa, o seçimler neden yapılıyor?
Bir Üniversitedeki bilim adamları kendilerini yönetecek kişileri seçemiyorsa, daha doğrusu yaptıkları seçim dikkate alınmıyorsa, şimdi bunun adı Demokrasi mi oluyor?
YÖK ya da Cumhurbaşkanı kendi tercihini onaylıyorsa, neden seçim yapılıyor?
Bu sistemin değişmesi gerekmiyor mu?
Ya seçin, ya atayın!
23.05.2011
|