Veli Profilimiz Sınıfta Kalır
Dershaneye 2 bini verir okula 100 lirayı çok görür.
Okula sadece çocuğu yazdırınca gider.
Karne kötü geldiğinde tek suçlu çocuktur.
Bizdeki veli profili budur.
Tüm dünya ülkelerinde eğitim bir numaralı ülke meselesi iken biz de bilmem kaçıncı sıradadır. Bu çağda halen birçok yerde okula gönderilmeyen çocuklar varken gidecek okul ya da okutacak öğretmen bulamayan çocuklar da vardır.
Velilerin öğrenim sürecine dahil olmaması veya dahil edilmemesi, maalesef eğitimde önemli bir boşluktur. Sorgulamayan, ilgilenmeyen, öğretmenden çekinen, okul idaresinden ürken, çocuğunun derslerinden bihaber olan veli oranı oldukça önemli bir boyuttadır. Çok sık olmasa da bazen okul tarafından yansıtılır velilerin okula fazla gelip gitmemeleleri, bazen de veli kendisi okuldan uzak durmayı tercih eder. Tüm sebepler birleşince okuldan, çocuğundan, eğitimden, Milli Eğitimden bihaber olan bir veli profili çıkmaktadır ortaya.
Çocuğu okula göndermekle bitmiyor her şey. Bu çocuk ne yapar, okulda ne durumdadır, yaramaz mı, çalışkan mı, tembel mi, okul dışındaki tehlikelere açık mı, kapalı mı, bilmek gerekir. Hani söylemek istediğim okulla yüz göz olan, çocuğu, öğretmeni usandıran veli tipi değildir. Rahatsızlık verecek düzeyde olmasın ama okuldan ve çocuktan her anlamda haberdar olmak olsundur demeye çalıştığım.
Okullar açıldı, bir de bakmışız ki kapanmış. Koskoca yıldan geriye kalan, okulun ihtiyaçlarını bir türlü denkleştiremeyen bir okul idaresi ile okulla dershane arasında ne öğrendiğini bile sorgulayamayan bir öğrenci kitlesi olacaktır. Belki öğrenim yılını ilgiyle takip eden bir grup veli ve her şeyden bihaber diğer veliler.
İhtiyaçalarını denkleştiremeyen okul dedim de aklıma geldi. Birkaç veli sohbet ediyoruz ve okulumuzun ihtiyaçlarına yardımcı olmak için velileri nasıl organize edebiliriz diye kafa yoruyoruz. Önemli bir konu aslında. Okulun ihtiyaçları söz konusu olunca ne Milli Eğitim devrededir ne de veliler. “Aslında dershanelere minimum 2 bin lira veriyoruz, okula gelince 100 lira vermeyi çok görüyoruz ve paramız yok diyoruz” diyor bir arkadaş. Son derece doğru bir tespit. Bir çok okulun su, yakıt ödenekleri bile yokken nasıl eğitim yapsınlar? Milli Eğitimin yüklediği ödeneklerin yeterli gelmediğini hepimiz biliyoruz. Veliler de kendilerinden üç kuruş istendiğinde birden bire maddi durum yetersizliğine bürünüyorlar. Sonra da sonuç ortada. Dökülen okullar. Hatta yakıtsız, susuz kalan okullar. Hem de büyük şehirlerin göbeğinde, varlıklı velilerin ellerinde.
Milli Eğitim her yeni eğitim yılı başında bas bas bağırır; “çocuğunuzu kayıt yaptırırken okula bağış vermek zorunda değilsiniz” diye. Buna sığınan veli de gider para vermeme pazarlığına girer. Bence yanlış bir uygulama. Velilerin belli oranlarda okula katkı yapması kanunlaşmalı. Durumu gerçekten kötü olanlar için değil ama dershaneye iki binden on binlere kadar uzanan paraları verebilen veli profili için olmalı bu kanunlar. Yoksa durum ortada. Okulların birçok ihtiyacı varken, Devlet de eğitimi bilmem kaçıncı sırada önemserken veliler bari okullara destek olmaya çağrılmalı. O zaman eğitimin kalitesi kesinlikle yükselecektir. Hem de veli bir biçimde eğitimi takipçi olmaya yönlendirilmiş olacaktır.
Teknolojinin sınır tanımadığı günümüzde çok iyi olanaklara sahip olan okullar olsa da bunlar sınırlı miktardadır. Okul müdürlerinin çabası okullarında her daim daha iyiyi bulabilmektir. Bu daha iyi kavramı bazen bilgisayarlı eğitim, bazen de çocuğun ihtiyacı olan kalem defteri sağlayabilmektir. Oysa tüm vatandaşların ortak hakkı eğitim ve öğretimden eşit şekilde faydalanabilmektir. Tüm okullarımızın, teknolojinin sağladığı imkanlarla eğitim gören, spor komleksleriyle hizmet veren okullar olmasını hepimiz arzularız. Arzulara ulaşmanın yolu da elbirliğiyle çaba harcamak, üzerine düşen görev varsa kaçmamaktır.
Okul aile birliği başkanı bir arkadaşım anlatıyor:
- Okulu ayakta tutan tamamen yeni kayıtlar, ara sınıflardan para alamıyoruz, her dönem için yüz lira istiyoruz, onu da aylık 20 lira taksitlerle alıyoruz, hemen makbuz kesiyoruz ama yok, vermiyorlar. Dönem sonu geldiğinde okul borçla dönüyor.
Bu arkadaşımın anlattığı gerçeği ben de biliyorum. Yakıtsızlıktan çocukların üşüdüğünü, fotokopi için kağıt bulunamadığını, vs. Her okulda benzer veya farklı sıkıntılar yaşanmakta. Gel gör ki ne velinin umurunda tüm bunlar ne de Milli Eğitim komik ödentileriyle ve cüce eğitim bütçeleriyle giderebilmektedir okulların ihtiyaçlarını.
Sonuç olarak veliler maddi manevi okullara sahip çıkmalı, eğitimi takipçi olmalı ve Milli Eğitimi sorgulayabilmelidir. Bana ne, bu iş devletin işi demek, çocukların aldığı kötü eğitimi düzeltmemektedir maalesef.
13.09.2008
dsucuka@hotmail.com
|