Toplumsal feryatlarımız
Her yaz mevsiminde bir taraflar yanıyor, ormanlar kül oluyor, bu da bizim içimizi yakıyor.
Geçtiğimiz yıllarda Toros Dağlarının Akdeniz’e bakan yamaçları cayır cayır yanmıştı ve günlerce sürmüştü o yangın. Duyarlı her vatandaş çok üzülmüştü o zaman.
Yine bir dönem Çanakkale civarında yangınlar çıkarılmıştı. O şehitler diyarı yanıp kül olmuştu. Altında şehit delerimizin yattığı yemyeşil tepeler, bayırlar simsiyah kül olmuştu.
Hemen her yıl Muğla civarında, Bodrum, Marmaris, Köyceğiz’de, yani ormanın, yeşilin çok olduğu yerlerde çıkan yangınlar sadece ormanlarımızı değil yüreğimizi de yakıyor.
Bu yıl da İzmir yandı. İzmir’in ilçeleri, tarihi ilçesi, adı bile kulağa hoş gelen Seferihisar yandı, Menemen yandı, daha başka ilçeler yandı. Hemen arkasından, daha dün Aydın-Söke, Antalya, Marmaris yandı.
Bu yangınlar nedense hep sahil kısımlarında, tatil kesimlerinde, turistik yörelerde çıkıyor.
Ormanın önemini, yeşilin değerini bilmediğimiz sürece yanmaya devam edeceğiz.
Her yangında bir sorumlu aranır, eş zamanlı birçok yerde çıkan yangınların sebebi terör örgütü denir. Ama kimin yaktığına dair bir kanıt bulunamaz. Olabilir, terör örgütü her kötülüğü yapabilir. Bir de rant peşinde olanlar vardır, ormanları yakıp bina yapmak isteyenler vardır. Bunlar da bulunamaz, kanıtlanamaz. En önemli kanıt, bakılması gerekli esas durum, yanan yerlerin tekrar orman vasfına kavuşturulup kavuşturulmadığı ya da yanan yerlerden rant elde edenlerin olup olmadığıdır.
***
Ormanlar yanıyor, gencecik insanlar şehit oluyor, çocuklar istismara uğruyor, kadınlar şiddet görüyor. Hangi tarafa çevirsek başımızı içimiz yanıyor. Ve tüm haber manşetlerini dolduran tek konu futbolda şike ve Fenerbahçe’nin düşürüldüğü durum. Bıktık artık, biraz da başka haber olsun, futbolda şike yayınlarından gına geldi. Kim bastı düğmeye, amaç neydi, bir bilen varsa anlatsın lütfen.
Sabah sabah gazetedeki haber dikkatimi çekiyor:
“Mersin’in Mut ilçesinde bir baba, yaramazlık yapıyor diye, 11 yaşındaki oğlunu, boynuna astığı 12 kilo beton ağırlıkla ağaca zincirledi. 2 gün boyunca zincirli duran çocuğu gören jandarma duruma el koydu”.
Bu nasıl bir çocuk büyütme psikolojisidir, yorum yapmak mümkün değil. Bu çocuk büyüdüğü zaman orman da yakar, dağa da çıkar. Çünkü o çocuk bedeninin kaldıramayacağı kadar büyük bir ezilmişliğin ve eziyetin altında büyüyor. O çocuğun annesi ise ya hayatta değil ya da çocuğunu bu şiddetten kurtaramayacak kadar silik, yok ortada, adı yok, hükmü yok.
Bu ülkede Kadın ve Aileden Sorumlu Bakanlık vardı, adı değişti, Aile ve Sosyal Politikalar Bakanlığı oldu. Bu bakanlık hakkını vererek çalışacaksa eğer işi kolay değil. Her türlü aile içi şiddet bu bakanlığın takibinde olmak zorundadır.
***
Bir başka tarafta terör yakıyor yüreğimizi. Bin bir cefayla yetiştirilen evlatlar, terör saldırılarıyla şehit düşüyor.
Mehmetçik vadinin ortasında, yollarda; terörist yolun tepesinde, pusuda. Gecenin soğuk karanlığı, aniden patlamalar, ‘aah yandım, vuruldum, ölüyorum, komutanım kurtar beni’ bağırışları. Oysa komutan da ölüyordur… Terörist vurup kaçıyor, 10 asker öldü, 13 asker öldü… Ölen terörist? Olmaz böyle bir terör mücadelesi…
Sahi, bu teröristlere destek veren çevrelerin telefonları da dinleniyor mu?
Bu toplumsal eleştirileri artık kulak ardı edemeyen otoriteler ani bir kararla sınır ötesi harekâta geçiyorlar. Ve demeçler veriliyor; “en az 100 terörist öldürüldü”.
Bu şekilde demeç vererek toplumsal kinin törpülenmesi hedefleniyor olabilir ama bu doğru değildir. Terörle mücadelenin en yoğun zamanlarında, bir vadide yüzlerce terörist öldürülürken bile böyle demeçler verilmiyordu. Bu tür demeçler toplumsal kini törpülemez aksine körükler.
Yapılan sınır ötesi operasyonun arkasından, eski Genelkurmay Başkanının (henüz bir aylık eski), ortam dinlemesiyle kayda geçildiği iddia edilen sözleri dökülüyor sonra medyaya. Terörle mücadelede başarısız olduk, vs, türünden itiraflar… Bu kadar kavram kargaşasını bir arada yaşayan bir başka toplum daha var mı acaba?
Askeri iradeyi yıpratmanın, bu ülkeyi iyi yerlere götürmeyeceğini herkes iyi bilmelidir.
Sınırda ya da karanlık dağlarda şehit düşen gencecik fidanlar; içeride bir türlü sonlandırılamayan soruşturmalar kapsamında tutuklanan komutanlar; gizli konuşmaları bile ortalıkta dolaşan en tepedekiler…
Buradan çıkan manzara nedir?
Toplumsal bir feryat.
***
Bu kadar çok sorunla karşılamakta olduğumuz, bu akşamki Kadir Gecesinin toplumsal hayırlara vesile olması; 30 Ağustos Zafer Bayramı ile Ramazan Bayramının toplumsal mutluluk getirmesi dileğiyle…
26.08.2011
dsucuka@hotmail.com |